YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/4169
KARAR NO : 2019/8331
KARAR TARİHİ : 01.10.2019
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Muhdesatın Tespiti
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı, tespit harici bırakılan alanda meyve ağaçlarının bulunduğunu… Barajı yapım çalışmaları nedeniyle taşınmazın kamulaştırma sahası içerisinde kaldığını ileri sürerek meyve ağaçlarının kendisine ait olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine, davanın haksız kazanç sağlamaya yönelik olarak açıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, DSİ Genel Müdürlüğüne yönelik davanın husumet yokluğundan reddine, iddianın kanıtlandığı gerekçesiyle de davalı Hazine’ye yönelik davanın kabulü ile 3152m²’lik alanda bulunan ağaçların davacıya ait olduğunun tespitine dair verilen karar, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, muhdesatın tespiti isteğine ilişkindir.
1. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişme konusu 3152 m² alanda yer alan meyve ağaçlarının 90 parsel sayılı taşınmazın güneyinde kalan dere yatağı ile bitişik tespit harici alanda kaldığı anlaşılmaktadır.
Mahkemece, yukarıda yazılı şekilde karar verilmiş ise de, yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmaya elverişli değildir.
Şöyle ki… Barajı yapım çalışmaları nedeniyle davaya konu alanda kamulaştırma yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise kamulaştırma alanının hangi taşınmazları kapsadığı tam olarak tespit edilmediği gibi çekişmeli taşınmazın kamulaştırma işleminden etkilenip etkilenmeyeceği de saptanmış değildir.
Hal böyle olunca, kamulaştırma haritalarının getirtilmesi, mahallinde keşif yapılarak taşınmazın çalışma alanı içinde kalıp kalmadığının kuşkuya mahal vermeyecek şekilde saptanması dava konusu yapılan ağaçların kamulaştırma ilanlarının yapılmasından önce mi sonra mı dikildiklerinin belirlenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
2. Bilindiği üzere, 6100 sayılı HMK’nin 297/2. maddesine göre, hüküm sonucu kısmında; “istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” düzenlemesine yer verilmiştir. Kanun maddesinin bu açık hükmünün sonucu olarak, mahkemelerce kurulan hükümler infaz sırasında tereddüt ve şüphe yaratmayacak nitelikte olmalıdır.
Ancak, Mahkemece, verilen kararın infaza elverişli olduğunu söyleyebilme olanağı yoktur.
Şöyle ki, Mahkemece verilen kararda “B harfi ile gösterilen 3152,50 m²’lik alanda dikilen ağaçların davacıya ait olduğunun tespitine ” şeklinde hüküm kurulmuş, tespitine karar verilen ağaçların niteliği ve sayısı belirtilmemiştir.
Davacıya ait olduğu belirlenen ağaçların nelerden ibaret olduğu, ağaçların sayısı, cinsi ayrı ayrı tespit edilerek HMK’nin 297/2 maddesi uyarınca infaza elverişli biçimde hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi de isabetsizdir.
SONUÇ: Yukarıda (1) ve (2) numaralı bentlerde yazılı nedenlerle davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden, Kabulüyle, hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
01/10/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.