Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2016/4798 E. 2016/8618 K. 10.05.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/4798
KARAR NO : 2016/8618
KARAR TARİHİ : 10.05.2016

MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Mal Rejiminden Kaynaklanan Alacak

… ile … aralarındaki mal rejiminden kaynaklanan alacak davasının kabulüne dair …2. Aile Mahkemesi’nden verilen 05.03.2015 gün ve 467/150 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı … vekili, dava dilekçesinde belirtilen araçlar nedeniyle mal rejiminin tasfiyesi ile alacak isteğinde bulunmuştur.
Davalı … vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabülü ile toplam 15.250-TL katılma alacağının 05/03/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2-Tasfiyeye konu aracın, bedelinin tamamının ya da bir kısmının kredi ile karşılanması durumunda, kredi veren kuruluşa yapılan geri ödemelerin isabet ettiği dönemden, miktarından ve taksit sayısından hareketle mal rejiminin tasfiyesi sonucunda eşlerin alacak miktarları belirlenir. 4721 sayılı TMK’nun 202/1.maddesi gereğince edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu dönemde yapılan ödemelerde, eşler lehine değer artış payı ve/veya artık değere katılma alacak hakları doğabilecektir. Kredi borcu ödemelerinin bir kısmının mal rejiminin devamı süresince, bir kısmının da daha sonraki tarihlerde yapılmasında, mal rejiminin geçerli olduğu dönemin sonrasına sarkan ödemeler, dava konusu aracın borcu kabul edilerek tasfiye gerçekleştirilir.
Yukarıda açıklandığı gibi iki döneme yayılan kredi borcu ödeme tablosu mevcut olduğunda; öncelikle, mal rejiminin sona erdiği tarihte henüz vadesi gelmediği için ödenmemiş kredi borç miktarının, toplam kredi borcuna oranı bulunur. Sonra bulunan bu kredi borç oranının, aracın toplam satın alım bedeli karşısındaki oranına dönüşümü gerçekleştirilir. Tespit edilen bu oranın, aracın tasfiye tarihindeki (karara en yakın) sürüm(rayiç) değeri ile çarpılmasıyla borç miktarı belirlenir. Bu ilke ve esaslara göre saptanan aracın borç miktarı, tasfiye tarihindeki sürüm değerinden düşüldükten sonra kalan miktar, değer artış payı ve/veya artık değere katılma alacağı hesaplamasında göz önünde bulundurulur.
Buna göre; öncelikle, tasfiyeye konu aracın satın alma bedeli, bunun kredi ile ve varsa kredi dışında eşlerin kendi imkanları ile karşıladıkları miktarlar ve oranları ile tasfiye tarihindeki sürüm değeri ayrı ayrı belirlenmelidir.

Açıklamalar doğrultusunda hesaplama yapılabilmesi için, iddia ve savunma çerçevesinde, aracın ruhsat ve satın alınma bilgileri, kredi sözleşmesi ve kredi borcu ödeme tablosu dahil finans kuruluşu kayıtları, ihtiyaç duyulması halinde eşlerin malın alınmasında katkı olarak kullandıklarını ileri sürdükleri malvarlıklarına ilişkin sair belgeler bulundukları yerlerden getirtilerek uyuşmazlığın çözümünde göz önünde bulundurulmalıdır. Uyuşmazlığın çözümünde kullanılabilecek değer tespiti, belirleme ve hesaplamaların yapılabilmesi için gerek görülürse konusunun uzmanı bilirkişi veya bilirkişilerden oluşan kuruldan da yardım alınmalıdır.
Somut olaya gelince; eşler, 17.06.2008 tarihinde evlenmiş, 13.10.2011 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün, kesinleşmesiyle boşanmışlardır. Mal rejimi boşanma davasının açıldığı tarih itibarıyla sona ermiştir (TMK 225/son). Sözleşmeyle başka mal rejiminin seçildiği ileri sürülmediğinden evlilik tarihinden mal rejiminin sona erdiği tarihe kadar edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir(4722 sayılı Yasa’nın 10, TMK 202.m). Tasfiyeye konu… ve… plakalı araçlar, eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu sırasıyla 28.10.2009 ve 12.07.2010 tarihlerinde satın alınarak, davalı eş adına tescil edilmiş, 14.10.2011 ve 13.10.2011 tarihlerinde 3.kişilere satılarak devredilmişlerdir. Mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı bulunduğu rejime ilişkin hükümler uygulanır(TMK 179.m).
Dinlenen tanık beyanları, delil olarak sunulan banka dekontları ve geri çevirme sonucu … ve …’tan getirtilen kredi belgelerine göre 64 LK 028 plakalı aracın anılan …’den alınan 15.000-TL ve …’tan alınan 9.000-TL krediler kullanılarak dosya arasında bulunan araç satış sözleşmesine göre 33.500-TL’ye alındığı, boşanma davasının açıldığı 13.10.2011 tarihinde bu aracın davalı tarafından 3.kişiye satıldığı anlaşılmaktadır. Mal rejiminin sona erdiği tarih olan boşanma dava tarihine kadar 36 ay taksitli bu kredilerin 15’er taksidinin ödendiği, boşanma dava tarihinden sonraya 21’er taksidinin kaldığı anlaşılmaktadır. HMK’nun 230/2.maddesi uyarınca, her borç ilişkin olduğu mal kesimini yükümlülük altına sokar. Bu nedenle mal rejiminin sona erdiği tarih itibariyle kalan kredi borçlarının edinilmiş mal olan 64 LK 028 plakalı aracın borcu olarak kabul edilerek denkleştirilmesinin yapılması gerekir.
Bu belirlemelere göre, Mahkemece bilirkişiden yukarıda belirtilen ilke ve esaslar çerçevesinde hesaplama yapılmak üzere ek rapor alınması, yapılacak hesaplamada alınan kredilerin boşanma dava tarihinden sonrasına sarkan 21’er taksitlik bölümleri yönünden TMK’nun 230. maddesi uyarınca davalı lehine denkleştirme işlemi yapılması, tarafların usuli kazanılmış hakları da gözetilerek gerçekleşecek sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda (2.) nolu bentte gösterilen nedenle BOZULMASINA, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının yukarıda (1.) nolu bentte gösterilen nedenle reddine, taraflarca HUMK’nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 260,43 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davalıya 10.05.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.