YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/5042
KARAR NO : 2020/1411
KARAR TARİHİ : 17.02.2020
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali Ve Tescil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı Maliye Hazinesi tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı vekili, topraksız çiftçiyi topraklandırmak amacıyla 1964 yılında … İli … İlçesi … Köyünde 19 nolu Toprak Komisyonunun çalışmalara başladığını, 492 sayılı Köy İşleri Bakanlığı Toprak ve İskan İşleri Genel Müdürlüğünün raporuna göre; komisyonun bir kısım araziyi toprak sahiplerine terk etmediğini, 20 seneden fazla zilyetliği bulunan şagillere devri gerekirken Hazine adına tespit ve tescil ettiğini, bir kısmını mera olarak tespit ettiğini, mera olarak tespit edilen yerleri muhtaç çiftçiye dağıtmadığını, hatalı çalışmalar nedeniyle komisyon çalışmalarının durdurulduğunu, ancak Hazine adına tescil edilen yerlerin hak sahiplerine dağıtılmadığını, daha sonra 1971 yılında 66 nolu Komisyonun çalışmalarına başladığını, genelge ile bu çalışmanın da durdurulduğunu, tamamlanmayan toprak tevzi çalışmaları sırasında 1 ve 37 parselin Hazine adına, 321 parselin ise kendisi ve müşterekleri adına tespit gördüğünü, yanlış ve hatalı olarak yapılan ve sonrasında da bundan dolayı çalışmaları iptal edilen 19 nolu Toprak Komisyonu sonrasında hataların düzeltilmesi için oluşturulan 66 nolu Toprak Komisyonunun belirttiğine göre, 1 ve 37 numaralı parsellerin, 766 sayılı Tapulama Kanunu’nun 42 ve 32. maddeleri uyarınca toprak sahiplerine terkedilmesi gerekirken Hazine adına tespit edildiğinin belirtildiğini, 1 ve 37 numaralı parsellerin, öncesinde de babasının çok uzun süredir zilyetliğinde olup, 1964 yılından sonra da davacının zilyetliğinde malik sıfatıyla bulundurduğunu, 2008/18 D.İş dosyası ile de bu durumun açıkça anlaşıldığını, taşınmazların tarım arazisi vasfında ve devletin hüküm ve tasarrufu altında olan yerlerden olmadığını, Hazine adına tescil gören yerlerin 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 46. maddesi uyarınca müvekkili adına tescili için dava açmak zorunda kaldıklarını açıklayarak, 1, 37 ve 321 parsel sayılı taşınmazların tescillerinin iptal edilerek müvekkili adına tescillerinin gerçekleştirilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Hazine vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; davanın kabulüne, dava konusu 1, 37 ve 321 parsellerin Hazine adına kayıtlı tapularının iptali ile davacı … oğlu … adına tapuya tesciline karar verilmiştir. Hüküm; davalı Hazine temsilcisi tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Dava; toprak tevzi çalışmalarına ilişkin işlemlerin eksik ve hatalı yapılması sonucunda Hazine adına tescil edilen tapu kaydının iptali ile davacı adına tescili talebine ilişkindir.
Dava konusu 1,37 ve 321 parsel sayılı taşınmazlar, bölgede Temmuz 1964 tarihinde mülga 4753 sayılı Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu’na göre 19 nolu Komisyon tarafından yapılan çalışmada 03.09.1965 tarihinde Hazine adına tescil edilmişlerdir. Mahkemece davanın kabulü ile Hazine adına olan tapu kayıtlarının iptaline ve davacı adına tapuya tesciline karar verilmişse de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli değildir.
Dosya içeriğine göre; 4753 sayılı Yasa’ya göre kurulan 19 nolu Toprak Komisyonu tarafından taşınmazların başında Temmuz 1964 yılında yapılan çalışmada belirtme tutanakları düzenlenerek belirtme numarası verilen her bir taşınmaza revizyon gören vergi kayıtları belirtilerek işgalcileri, komisyon çalışması kapsamında kalan belirtme numarası verilen taşınmazların bir kısmının firari ve mütegayyip kişilerden, bir kısmının ise Hazineye ait taşınmazlar ile meradan elde edildiği belirtilmek suretiyle menşei açıklanmıştır. Komisyonca oluşturulan belirtme tutanağından sonra komisyon tarafından yeni parsel numaraları verilmek suretiyle tablendikatif listeleri oluşturulmuş ve buna göre dağıtım yapılmıştır.
Ne var ki; mahkemece dava konusu yapılan ve toprak komisyonunca parsel numarası verilen dava konusu 1 parselin de bulunduğu 1964 yılında düzenlenen belirtme tutanağında “bugünkü şagilleri tarafından tasarruflarına ait herhangi bir tasarruf belgesi ibraz edilemediğinden fuzuli olarak işgal ettikleri anlaşılmakla” şeklinde, 37 ve 321 parsellerin de bulunduğu 1964 yılında yapılan belirtme tutanağında ise ‘’firari ve mütegayyip eşhastan intikal eden yerlerden olup ermeniler adına kayıtlı olduğu yalnız tapu kayıtlarının zemine tatbikinin mümkün olmadığı, şagillerin vergi kayıtlarını ibraz ettikleri anlaşılmakla” şeklinde tespitler yapılmış taşınmazların karşısında açma oldukları yazılmış olup, davacı lehine kazanma koşullarının oluşması açısından, kazanmayı sağlayan eklemeli zilyetlik süresi 1964 yılından geriye doğru 20 yıllık sürenin geçmesi yönünden tereddüte yer vermeksizin belirlenememiştir. Buna göre Mahkemece yapılması gereken iş; dava konusu 1, 37 ve 321 parsel sayılı taşınmazlara ait belirtmelik tutanakları yanında, 1964 yılından geriye 20 yıl öncesini bilebilecek yaşta, gerektiğinde komşu köylerden (sınırda mera vb. bulunması sebebiyle) belirlenecek yerel bilirkişi ve davacı tarafça bildirilecek tanıklar ile uzman bilirkişilerle yeniden mahallinde keşif yapılması, bilirkişilerin 6100 sayılı HMK’nin 243., 244 ve 245. maddeleri uyarınca keşif yerine davetiye ile çağrılmaları, taşınmaz başında dinlenilmelerinin sağlanması, getirilmiş veya getirilecek tüm komşu parsellere ait kayıtlar ile dayanak bilgi ve belgelerle birlikte, taşınmazların bulunduğu bölgede varsa yetkili idari merciler tarafından 4753 ve 5618 sayılı Yasalar uyarınca yapılan mera tahsis haritasının, ayrıca çekişmeli taşınmazlara ait 1964 yılından 15-20-25 yıl öncesine ait stereoskopik hava fotoğraflarının getirtilmesi, tablendikatif listesinde 1,37 ve 321 parsel numarasıyla gösterilen dava konusu parsellerin onaylı ve okunaklı suretleri getirtilen belirtme tutanağındaki karşılık parsel numaralarının fen bilirkişisince belirlenmesi, oluşturulacak krokide gösterilmesi, bu şekilde duraksamaya yer vermeksizin yapılacak tespitten sonra belirtme tutanaklarına göre 1, 37 ve 321 parsellerin belirtme tutanaklarındaki niteliğinin, menşeinin varsa uygulanan kayıtların belirlenmesine çalışılması, bölgede mera tahsisi yapılmış ise tahsis haritasının ölçeği ile kadastro paftasının ölçeği eşitlendikten sonra yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi fen memuru eliyle yerinde her iki harita çakıştırılmak suretiyle uygulanması, uygulamada haritalarda tarif edilen belli poligon ve röper noktalar ile arz üzerindeki doğal ya da yapay sınır yerlerinden yararlanılması, bu yolla dava konusu taşınmazların mera tahsis haritası kapsamında kalıp kalmadığının duraksamaya meydan vermeyecek şekilde belirlenmesi, taşınmazların mera tahsis haritası dışında kalması halinde, dosya arasına getirilecek olan diğer belirtme tutanakları da birlikte değerlendirilerek yerel bilirkişi ve tanıklardan dava konusu taşınmazların öncesinin bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel biçimde mera olarak kullanılıp kullanılmadığı, firari ve mütegayyip kişilerden kalıp kalmadığı yolunda olaylara dayalı bilgi alınması, toprak tevzi çalışmasına ilişkin 1964 yılından geriye doğru en az 20 yıla ulaşan zilyetlik süresinin koşullarına uygun şekilde doldurulup doldurulmadığının sorulup belirlenmesine çalışılması, gerektiğinde alınan beyanlar arasındaki çelişkinin giderilmesine çalışılması, öte yandan uzman ziraatçi bilirkişi aracılığıyla taşınmazın bizzat mahkemece görülüp gözlenmesi, taşınmazların mera veya firari ve mütegayip eşhastan kalmadığı saptandığı takdirde, 1964 yılından geriye doğru zilyetlik hükümlerine göre inceleme yapılması, belirtme tutanaklarındaki ya da toprak tevzi paftasındaki komşu parsellere ilişkin revizyon gören tüm kayıtlar da getirtilerek zemine uygulanması, dava konusu 1, 37 ve 321 parsellerin ne nitelikte ve kimin işgalinde olarak gösterildiğinin belirlenmesi, bundan ayrı dava konusu taşınmazlara belirtme tutanağı sırasında uygulanan vergi kaydı ya da eski tarihli tapu kayıtlarının bulunması halinde söz konusu kayıtların da getirtilerek yerel ve teknik bilirkişilerle zemine uygulattırılması, diğer yandan getirtilecek yukarıda belirtilen tarihlerde çekilmiş hava fotoğraflarının jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişiye tevdi edilerek belirtilen tarihlerde çekilmiş stereoskopik üç adet hava fotoğrafının stereoskop aletiyle incelenmesi neticesinde, taşınmazın sınırlarını ve niteliğini, mera parseli ile aralarında ayırıcı unsur bulunup bulunmadığını, öncesinin ne olduğunu, sürdürülen zilyetliğin başlangıcını, şeklini ve süresini belirtir şekilde rapor alınması, özellikle uzman bilirkişi fen memurundan keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye, uzman ziraatçi bilirkişiden ise mahkemenin keşif tutanağına geçen gözlemini yansıtmaya elverişli, ayrıntılı, gerekçeli rapor alınarak, tüm bu eksiklikler giderildikten sonra toplanmış ve toplanacak tüm deliller ile davanın niteliği de göz önüne alınarak davacı yararına 3402 sayılı Yasa’nın 14. ve 46/1. maddesi koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği açıklığa kavuşturularak, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırma ile karar verilmesi doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı Hazine temsilcisinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK’un 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 17.02.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.