YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/5281
KARAR NO : 2016/9110
KARAR TARİHİ : 25.05.2016
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İcra Emrine İtiraz
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davacı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire’ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
K A R A R
Borçlu vekili, icra emrinin vekil varken asile tebliğ edildiğini, icra emrinin ve icra dosyasındaki tüm işlemlerin iptaline karar verilmesini, ayrıca İcra Müdürlüğü’nün, kapanmış bir icra dosyası üzerinden yeniden icra emri düzenlemesi işleminin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, icra emrinin vekil yerine asile tebliğ işleminin usulsüz olduğu, ancak icra emrine karşı esasla ilgili itirazların ileri sürülmüş olması sebebi ile icra emrinin geçersiz olduğunun kabul edilemeyeceği, takibin devamı yönünde İcra Müdürlüğü’nce borçlu adına çıkarılan icra emrinin 19/3/2014 tarihinde tebliğ edildiği, şikayetin süresinde olmadığı gerekçesi ile şikayetin reddine karar verilmiş, hüküm borçlu vekili tarafından temyiz edilmiştir.
7201 Sayılı Tebligat Kanunu’nun 11, Avukatlık Kanunu’nun 41 ve HMK’nun 73. 81. 82. ve 83. maddeleri gereğince vekil ile takip edilen işlerde, tüm tebligatlar vekile yapılır. Yasa’da belirtilen süreler de vekile yapılan tebligat ile başlar.
Yine, 7201 Sayılı Tebligat Kanunu’nun 32.maddesinde ve Tebligat Yönetmeliği’nin 53.maddesinde, tebliğ usulüne aykırı yapılmış olsa bile, muhatap tebliğe muttali olmuş ise geçerli sayılıp, muhatabın beyan ettiği tarihin tebliğ tarihi olarak kabul edileceği düzenlenmiştir.
Takip dosyası incelendiğinde, kesinleşen menfi tespit kararı gereği alacaklı vekili tarafından borçluya icra emri gönderilmesinin talep edildiği, İcra Müdürlüğü’nce talebin kabul edilerek, icra emri tebligatının borçlu asile tebliğ edildiği anlaşılmıştır.
O halde, yukarıda bahsi geçen düzenlemeler uyarınca, borçlu vekilinin 25/7 /2014 tarihinde İcra Mahkemesine yaptığı başvuruda borçlu asile yapılan usulsüz tebligata ilişkin şikayetinin yanısıra esasa ilişkin itirazlarda da bulunduğu anlaşıldığından, işin esasına girilip karar verilmesi gerekirken süreden reddine karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca İİK’nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 25,20 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 25/5/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.