Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2016/5372 E. 2019/268 K. 14.01.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/5372
KARAR NO : 2019/268
KARAR TARİHİ : 14.01.2019

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı 3. kişi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

… A R A R

Davacı 3.kişi vekili; 16.01.2015 tarihinde müvekkilline ait iş yerinde haciz yapıldığını belirterek istihkak iddialarının kabulü ile haczin kaldırılmasına, %40’dan az olmamak üzere kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı alacaklı vekili; borçlu ve 3. kişi arasında akrabalık bağı bulunduğunu dolayısıyla organik bağ olduğunu, alacaklılardan mal kaçırmak amaçlı şirket kurduklarını, borçlu şirketin aslında 3. kişi şirketin bulunduğu yerde faaliyet gösterdiğini bu nedenle davanın reddine ve davacı 3. kişi aleyhine %40 tazminata karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece; haczin gerçekleştirildiği adres ile ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği adresin farklı olması, aralarında bağlantı bulunmaması nedeniyle İİK 97/a maddesi gereğince mülkiyet karinesinden 3. kişinin yararlanacağı, ancak; hacizde bulunan borçluya ait 31.05.2014 ve 04.07.2014 tarihli iki adet sevk irsaliyesi ve yine borçlu şirketin ünvanının yer aldığı taşıma irsaliyeleri, borçlu ve 3. kişi şirket ortakları arasında yakın akrabalık bağı bulunması nedeniyle mülkiyet karinesinin borçlu dolayısıyla alacaklı yararına olduğunun kabulü gerektiği 3. kişinin sunduğu delillerle karinenin aksini ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine,şartları oluşmadığından davalı alacaklının tazminat talebinin reddine karar verilmiş, hüküm davacı 3. kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK’nin 96. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.
Yargılama sırasında taraflara hak arama özgürlüğü kapsamında iddia, savunma, usulüne uygun şekilde bilgilendirilme ve açıklama yapma hakkı tanınarak, gösterilen deliller toplanıp ve tanıklar dinlendikten sonra karar verilmesi gerekir.
Mahkemece; davacı 3. kişinin dava dilekçesinde tanık ve ticari defterleri de delil olarak göstermiş olmasına rağmen, yargılama sırasında mahcuza ait olduğu iddia edilen fatura ve irsaliyenin 3. kişinin defterinde kayıtlı olup olmadığının araştırılması için bilirkişi incelemesi yaptırılmaması ve tanıkların isimlerini bildirmesi için usulünce süre verilip, tanıkların beyanı alınarak, toplanan diğer delillerle birlikte değerlendirilmek suretiyle karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırma ile verilen kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı 3. kişi vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün İİK’nin 366 ve 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca İİK’nin 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 14.01.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.