Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2016/8907 E. 2017/13049 K. 17.10.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/8907
KARAR NO : 2017/13049
KARAR TARİHİ : 17.10.2017

MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali ve Tescil, Katkı Payı Katılma Alacağı

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup, hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 17.10.2017 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davalı vekili Av. ……geldi ve karşı taraftan kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; dosya incelendi, gereği düşünüldü:

KARAR

Davacı … vekili, evlilik birliği içinde davalı adına edinilen taşınmazlardan 9 parsele kayıtlı arsa ve üzerine inşa edilen bina yönünden edinilmiş mallara katılma rejimi esasına göre davalı adına olan tapu kaydının 1/2 iptali ile davacı adına tescili yahut şimdilik 20.000,00 TL’nin, 5946 parsele kayıtlı arsa yönünden ise alımında davacının ziynetleri ve çalışmasından elde edilen gelir kullanıldığından fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 5.000,00 TL katkı payının tahsilini talep etmiştir. Davacı vekili 08.10.2014 tarihli dilekçe ile 5946 parsel yönünden taleplerini atiye bıraktıklarını belirtmiş, ancak 20.11.2014 tarihli altıncı celsede davalı vekili buna muvafakat etmediklerini beyan etmiştir. 22.10.2015 tarihli harcını yatırdıkları dilekçe ile davacı vekili talep miktarını 111.472,00 TL’nin faiziyle birlikte tahsili olarak arttırmıştır.
Davalı … vekili, 5946 parselin davalının kişisel mallarının satımından gelen para ile alındığını, 9 parsele kayıtlı taşınmazın ise arsasının 2002 öncesi elde edilen davalının gelirleri ile satın alınıp, üzerine inşa edilen binanın boşanma dava tarihinden sonra tamamlandığını ve bina yapımına ilişkin borçların da yine boşanma dava tarihinden sonra ödendiğini, davacının ev hanımı olduğu ve malvarlığının edinilmesinde hiçbir katkısının bulunmadığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulü ile 9 parselde kayıtlı taşınmaza ilişkin 106.472,00 TL katılım alacağının karar tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, 5946 parselde kayıtlı taşınmaza ilişkin 5.000,00 TL katkı payı alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Hüküm, süresi içerisinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine, takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2-Davalı vekilinin 5496 parsele yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime aittir (6100 s.lı HMK 33 m). İddianın ileri sürülüş şekline göre dava, katkı payı alacak isteğine ilişkindir.
01.01.2002 tarihinden önce 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi’nin (TKM) yürürlükte olduğu dönemde, eşler arasında yasal mal ayrılığı rejimi geçerliydi (TKM 170 m). TKM’de, mal rejiminin tasfiyesine ilişkin düzenleme mevcut olmadığından, eşlerin bu dönemde edindikleri malvarlığının tasfiyesine ilişkin uyuşmazlık, aynı kanunun 5.maddesi yollamasıyla Borçlar Kanunu’nun genel hükümleri göz önünde bulundurularak “katkı payı alacağı” hesaplama yöntemi kurallarına göre çözüme kavuşturulmalıdır. Zira Borçlar Kanunu, Medeni Kanunun tamamlayıcısı olarak kabul edilmiştir (eBK 544, TBK 646 m).
Mal ayrılığı rejiminde; eşler kendi malları üzerinde tasarruf yetkisine ve intifa hakkına sahiptir ve mallarının idaresi kendisine aittir(TKM 186/1 m). Her birinin malları, geliri ve kendi kazançları yine kendilerine ait kişisel mallarıdır(TKM 189 m). Kadın veya kocanın, mal rejiminin devamı sırasında diğerinin edindiği malvarlığına katkısı nedeniyle katkı payı alacağı isteğinde bulunabilmesi için mutlaka para ya da para ile ölçülebilen maddi veya hizmet değeriyle katkıda bulunması gerekir.
Mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu dönemde satın alınan tasfiyeye konu mala çalışma karşılığı elde edilen gelirlerle(maaş, gündelik, kar payı vs gibi) katkıda bulunulduğunun ileri sürüldüğü durumlarda; çalışarak, düzenli ve sürekli gelire sahip eşin, aksi kanıtlanmadıkça, yapabileceği tasarruf oranında katkıda bulunduğunun kabulü gerekir. Yargıtay’ın ve Dairemizin devamlılık gösteren uygulamaları da bu yöndedir.
Somut uyuşmazlık incelendiğinde taraflar 15.11.1985 tarihinde evlenmiş, 06.03.2009 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün 20.06.2013 tarihinde kesnleşmesiyle boşanmıştır. Tasfiyeye konu arsa niteliğindeki taşınmaz tapu kayıtlarının incelenmesinden eşler arasında mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu 23.12.1992 tarihinde davalı adına tescil edilmiştir.
Mahkemece, yazılı gerekçe ile davacı lehine bu taşınmaz yönünden alacağa hükmedilmiş ise de; dosya kapsamından yukarıda izah edilen ilke ve esaslar ile açıklandığı şekilde davacının tarafların evlilik tarihinden taşınmazın edinildiği tarihe kadar olan süreçte çalıştığı ve bu çalışmasının düzenli ve sürekli olup gelir getirdiği hususlarının ispatlanamadığı anlaşılmaktadır. Tasfiyeye konu edilen bu taşınmaz yönünden davanın reddi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi hatalı olup bozma nedeni yapılmıştır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda (2) nolu bentte gösterilen nedenlerle davalı vekilinin yazılı temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Askari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 1.480,00 TL Avukatlık ücretinin davacıdan alınarak Yargıtay duruşmasında Avukat marifetiyle temsil olunan davalıya verilmesine, diğer temyiz itirazlarının yukarıda (1). bentte gösterilen nedenle REDDİNE, taraflarca HUMK’nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine,
17.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.