Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2016/9982 E. 2016/12680 K. 28.09.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/9982
KARAR NO : 2016/12680
KARAR TARİHİ : 28.09.2016

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali ve Terkin

Hazine ile … aralarındaki tapu iptali ve terkin davasının reddine dair … Asliye Hukuk Mahkemesi’nden verilen 25.05.2015 gün ve 290/391 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davacı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı Hazine vekili, tapu sicilinde davalı adına kayıtlı bulunan 496 parsel sayılı taşınmazın kıyı kenar çizgisi içinde kalan kısmının tapu kaydının iptaliyle tescil harici bırakılmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı taraf, usulüne uygun dava dilekçesinin tebliğine rağmen herhangi bir beyanda bulunmamıştır.
Mahkemece, 13.04.2015 tarihli bilirkişi kurulu raporu esas alınarak, dava konusu 496 parsel sayılı taşınmazın kıyı kenar çizgisi içerisinde kalmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmaya yeterli değildir. Şöyle ki; dava konusu parselin tapu kaydından parselin hükmen oluştuğu anlaşıldığı halde parselin oluşumuna esas hüküm dosyası getirtilip taraflar arasında kesin hüküm bulunup bulunmadığı değerlendirilmemiş; ayrıca, dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde İdare tarafından 19.12.2011 tarihinde oluşturulan kıyı kenar çizgisi haritası ve ekleri getirtildiği halde gereği gibi uygulanmamıştır. İdarenin önceden kıyı kenar çizgisi oluşturmak için yaptığı saptamalar ve bu konuda kurulan komisyonun çalışmalarının ortaya çıkardığı bilimsel değerler gözardı edilmemelidir.
Somut olayda, jeolog, jeomorfolog, harita mühendisi ve ziraat mühendisi bilirkişiler tarafından düzenlenen 13.04.2015 tarihli raporda, İdare tarafından oluşturulan kıyı kenar çizgisine göre dava konusu parselin 2,02 m2’sinin kıyı kenar çizgisi içerisinde kaldığı belirlendikten sonra bilirkişi kurulunca oluşturulan kıyı kenar çizgisine göre anılan taşınmazın tamamının kıyı kenar çizgisi dışında (kara tarafında) kaldığı bildirilmiş; ancak, İdare tarafından oluşturulan kıyı kenar çizgisi ile bilirkişi kurulu tarafından belirlenen kıyı kenar çizgisi arasındaki çelişkinin nedeni açıklanmamıştır. Bu nedenle, Mahkemece öncelikle dava konusu 496 parsel sayılı taşınmazın hükmen tesciline esas tüm belgeler ve hükmen tescil dosyası getirtilip incelendikten ve kesin hüküm bulunup bulunmadığı değerlendirildikten sonra, İdarece oluşturulan kıyı kenar çizgisi mahkemece oluşturulan bilirkişi kurulunca 13.04.2015 tarihli raporda belirlenen kıyı kenar çizgisi arasındaki çelişkinin nedenleri hakkında anılan raporu sunan bilirkişilerden bilimsel gerçeklere ve maddi bulgulara dayalı, denetime açık ek rapor alınması gerekir. Başka bir anlatımla eldeki uyuşmazlıkta idari saptamalardan takdiri delil olarak yararlanılması gerekmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 26.06.2003 gün 97/110 sayılı kararı da bu doğrultudadır. Yapılacak bu araştırmalarla, dava konusu taşınmazın kıyı kenar çizgisinin hangi tarafında kaldığı duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlendikten sonra, oluşacak durum, dosya içeriği, iddia ve savunma doğrultusunda toplanan diğer tüm deliller birlikte tartışılıp değerlendirilerek, sonucuna göre karar verilmesi gerekir.
Anılan hususlar gözetilmeden eksik araştırma ve inceleme ile karar verilmiş olması bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Davacı vekilinin temyiz itirazları yukarıda açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 28.09.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.