YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/11250
KARAR NO : 2020/2927
KARAR TARİHİ : 03.06.2020
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak
İLK DERECE
MAHKEMESİ : Bakırköy 3. İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Bakırköy 3. İcra Hukuk Mahkemesinin 13.10.2016 tarihli ve 2015/422 Esas, 2016/739 Karar sayılı kararıyla davanın kabulüne karar verilmiş, Mahkeme hükmüne karşı davalı borçlu vekili ve davalı üçüncü kişiler vekili tarafından ayrı ayrı istinaf yoluna başvurulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesince istinaf başvurularının esastan reddine şeklinde hüküm kurulmuş olup, bu kez davalı üçüncü kişiler vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyizi üzerine Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı alacaklı vekili, 21.03.2015 tarihli hacizde üçüncü kişi şirketler vekili tarafından istihkak iddiasında bulunulduğunu, istihkak iddiasının haksız olduğunu belirterek, istihkak iddasının reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı üçüncü kişi şirketler vekili, davanın süresinde açılmadığını, borçlu şirket ile aralarında adres ya da ortaklar anlamında herhangi bir bağ bulunmadığını, haczedilen mahcuzlara ilişkin faturaları icra dosyasına sunduklarını açıklayarak istihkak iddiasının reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince, davalı borçlu ve üçüncü kişi şirketlerin ihtarata rağmen süresi içerisinde defter ve belgelerini dosyaya ibraz etmedikleri, borçlu şirket ile üçüncü kişi şirketin defter ve kayıtları üzerinde bu nedenle bilirkişi incelemesi yaptırılamadığı, davacı tarafın iddiasını kanıtlamış olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı borçlu vekili ile davalı üçüncü kişi şirketler vekilince ayrı ayrı istinaf edilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi, tarafların faaliyet alanlarının aynı olması da nazara alındığında İlk Derece Mahkemesinin kararının doğru olduğu gerekçesi ile tarafların istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı davalı üçüncü kişi şirketler vekili temyiz yoluna başvurmuştur.
Dava, alacaklının İİK’nin 99. maddesine dayalı istihkak iddiasının reddi talebine ilişkindir.
Haciz adresinin, ödeme emri tebliğ ya da dayanak senet adresi olmadığı, haczin üçüncü kişi huzurunda yapıldığı, haciz sırasında borçlu hazır bulunmadığı ve üçüncü kişi ile borçlu arasında ortaklar, yetkililer ve faaliyet adresi anlamında herhangi bir bağ da bulunmadığı nazara alındığında, İİK’nin 97/a maddesinde öngörülen mülkiyet karinesinin üçüncü kişi yararına olduğunun kabulü gerekir.
Bu durumda, az yukarıda açıklanan yasal karinenin aksinin davacı alacaklı tarafından inandırıcı ve güçlü delillerle ispat edilmesi gerekir. İspat yükü altında olan alacaklı karinenin aksini kanıtlamaya elverişli delilleri sunamamıştır.
O halde, Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözönüne alınarak, davanın reddi yerine oluşa ve dosya içeriğine uygun düşmeyen gerekçe ile kabulüne yönelik hüküm kurulması doğru olmadığından, Bölge Adliye Mahkemesinin esastan ret kararının kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı 6100 sayılı HMK’nin 373/1. maddeleri uyarınca KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının yukarıda belirtilen nedenle BOZULMASINA, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 03.06.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi