Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2017/11794 E. 2020/3682 K. 18.06.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/11794
KARAR NO : 2020/3682
KARAR TARİHİ : 18.06.2020

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Muhdesatın Tespiti

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı Hazine ile dahili davalı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

K A R A R

Davacı vekili, … ili, … ilçesi, … köyü 121 sayılı parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan 110 m2’lik ev ve 10 adet meyve ağacının vekil edenince yapıldığını belirterek muhdesatların tespitini talep ve dava etmiş, 20.01.2016 tarihli ıslah dilekçesiyle de, 120 ve 121 sayılı parsel sayılı taşınmazlar üzerinde bulunan 132,89 m2’lik 1 adet tek katlı ev, 25,00 m’lik taş duvar, 15,00 m2’lik yer beton, 25,00 m’lik tel çit, 1 adet demir bahçe kapısı, 1 adet sondaj su kuyusu, 8 adet incir ağacı, 4 adet nar ağacı, 1 adet kayısı ağacı, 3 adet dut ağacı, 5 adet elma ağacı, 4 adet çam ağacı, 2 adet fıstık ağacının vekil edenince yapıldığını açıklayarak, muhdesatların tespitini istemiştir.
Davalılar vekilleri, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüyle, 121 ve 120 nolu parsel üzerinde bulunan 132.89 m2 1 adet tek katlı ev, 25.00 m2 taş duvar, 15.00 m2 yer betonu, 25.00 m2 tel çit, 1 adet demir bahçe kapısı, 1 adet sondaj su kuyusu ile 10-12 yaşlarında 1 adet kayısı, 10-12 yaşlarında 5 adet elma, 10-12 yaşlarında 8 adet incir, 10-12 yaşlarında 4 adet nar, 10-12 yaşlarında 2 adet fıstık, 10-12 yaşlarında 4 adet çam ve 10-12 yaşlarında 3 adet dut ağacının davacı tarafından meydana getirildiğinin tespitine karar verilmiştir. Hüküm, davalı Hazine vekili ile davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, muhdesatın tespiti isteğine ilişkindir.
Bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur (4721 s.lı TMK mad. 684/1). Arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde, üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsar. Bu mülkiyet kapsamına, yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere kalıcı yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer (TMK mad. 718). 22.12.1995 tarih ve 1/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da vurgulandığı gibi Eşya Hukukunda, muhdesattan, bir arazi üzerinde kalıcı yapı ve tesisler ile bağ ve bahçe şeklinde dikilen ağaçları anlamak gerekir. Muhdesat, şahsi bir hak olup (TMK mad. 722, 724 ve 729), sahibine arazi mülkiyetinden ayrı bağımsız bir mülkiyet veya sınırlı bir ayni hak bahşetmez. Taşınmaz üzerindeki kalıcı yapı, ağaç gibi bütünleyici parça niteliğindeki muhdesatların taşınmazın arzından ayrı bir mülkiyetinin varlığından söz edilemez. Açıklanan bu ilke ve esaslara göre, kural olarak muhdesatın arz malikinden başkasına aidiyetinin tespiti istenemez.
Tespit davası, kendine özgü davalardan olup dava sonucunda istihsal edilecek ilamın icra ve infaz kabiliyeti bulunmamaktadır. Bunun doğal sonucu olarak da bu davaların uygulama alanı sınırlıdır. Bilindiği üzere, tespit davalarının görülebilmesi için güncel hukuki yararın bulunması (6100 s.lı HMK mad. 106/2) ve dava sonuçlanıncaya kadar da güncelliğini kaybetmemesi gerekir. Tespit davaları eda davalarının öncüsüdür, bu nedenle eda davası açılmasının mümkün olduğu hallerde, tespit davası açılmasında hukuki yararın bulunmadığı kabul edilmektedir. Hukuki yararın bulunması dava şartı olup, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi, hakim tarafından da re’sen gözetilir. Hukuki yararın bulunmadığının tespiti halinde davanın, dava şartı yokluğu gerekçesiyle usulden reddine karar verilmelidir (HMK mad. 114/1-h, 115).
Öğretide ve Yargıtayın devamlılık gösteren uygulamalarında, taşınmaz hakkında derdest ortaklığın giderilmesi davasının, kentsel dönüşüm uygulamasının ya da kamulaştırma işleminin bulunması gibi istisnai durumlarda muhdesatın tespiti davasının açılmasında güncel hukuki yararın bulunduğu kabul edilmektedir.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olaya gelince, dosya içerisindeki bilgi ve belgelere göre, tarla nitelikli 120 ve 121 parsel sayılı taşınmazların Hazine adına kayıtlı olduğu, tapu kaydında temlik tarihi olan 05.11.1969 tarihinde İmar ve İskan Bakanlığı lehine intifa hakkı oluşturulduğu, 121 parsel sayılı taşınmazın kamulaştırma kapsamında olduğu, henüz kamulaştırma kararının alınmadığı, 124 parsel sayılı taşınmaza ilişkin kamulaştırma yapılıp yapılmadığına ilişkin bilgi olmadığı anlaşılmaktadır.
Mahkemece, yazılı şekilde karar verilmiş ise de; yapılan inceleme ve araştırmanın karar vermeye elverişli olduğu söylenemez.
Şöyleki, Ilısu Barajı yapım çalışmaları nedeniyle davaya konu alanda kamulaştırma yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise kamulaştırma alanının hangi taşınmazları kapsadığı, çekişmeli 120 ve 121 parsel sayılı taşınmazın kamulaştırma sahası içerisinde kalıp kalmadığı tespit edilmediği gibi bu taşınmazların kamulaştırma işlemlerinden etkilenip etkilenmeyeceği de belirlenmiş değildir.
Hal böyle olunca, kamulaştırma haritalarının getirtilmesi, davaya konu taşınmazların kamulaştırma alanı içerisinde kalıp kalmadığının saptanması, her iki taşınmazın da tam olarak hangi alanda kaldığının belirlenerek aynı krokide ayrıntılı ve denetime elverişli olacak şekilde gösterilerek sonuca gidilmesi gerekirken eksik inceleme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Kabule göre de, bütünleyici parça niteliğinde olmayıp her zaman için ana taşınmazdan sökülüp götürülebilen ve taşınmazdan ayrılması mümkün olan eşyalar da teferruat niteliğindedir. Bu nitelikteki eşyalar yönünden muhdesat aidiyeti davası açılamayacağı, iyileştirici nitelikteki giderlerden paya düşenden fazlasını ancak koşullarının varlığı halinde Türk Borçlar Kanunu’nun 77 ve devam eden maddeleri hükmüne ve sebepsiz zenginleşme kurallarına göre açılacak eda nitelikli bir alacak davası ile istenebileceği kuşkusuzdur. Eda davası açma hakkının bulunduğu hallerde bu davaya öncü olacak bir tespit davası açılmasında hukuki yarar bulunduğundan söz edilemez. Hemen belirtmek gerekir ki hukuki yarar dava koşuludur. O halde, somut olayda; mahallinde yapılan keşif sonucunda, dosyaya ibraz edilen bilirkişi raporlarına göre; aidiyetinin tespiti istenen ve Mahkemece kabulüne karar verilen, tel çit ve demir kapı taşınmazın bütünleyici parçası veya kalıcı nitelikte yapı olmayıp, muhdesat niteliğinde değildir. Tespiti istenen bu kalemler yönünden ret kararı verilmesi gerekirken, yanılgıya düşülerek kabule karar verilmesi de isabetsizdir.
SONUÇ: Davalı Hazine vekili ile davalı … vekilinin temyiz itirazları yukarıda gösterilen sebeplerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma sebebine göre davalı Hazine vekili ile davalı … vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 18.06.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.