YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/12554
KARAR NO : 2017/11144
KARAR TARİHİ : 20.09.2017
MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiş olup, hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay’ca incelenmesi davalı-davacı … vekili, duruşmasız olarak davacı-davalı … tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 19.09.2017 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden … ve vekili … karşı taraftan … ve vekili … geldiler. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı-davalı … vekili, boşanma dava dilekçesi ile birlikte her iki taraf adına kayıtlı araçlar, taşınmazlar ve banka hesapları yönünden eşler arasındaki mal varlığının eşit olarak paylaşılması talebinde bulunmuş olup, hükümle birlikte tefrik edilerek ayrı esasa kaydedilen mal rejiminin tasfiyesine ilişkin bu talepleri hakkında 21.09.2010 tarihli dilekçe ile fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak dava değerini 30.000,00 TL olarak bildirmiş ve harcı yatırmıştır. 01.04.2013 tarihli dilekçe ile harcını yatırmak suretiyle katkı payı ve katılma alacağı olarak toplam 520.000,00 TL’nin; 10.11.2014 tarihli dilekçelerinde ise 240.160,00 TL katkı payı, 142.790,21 TL (31.000,00 TL’si ….. plakalı aracın hediye olmasından ötürü bedelinin tamamı) katılma alacağının faizleriyle birlikte tahsilini talep ettiklerini açıklamışlardır.
Davalı- davacı … vekili, birleşen … 1. Aile Mahkemesi 2013/99 Esas sayılı dosyada evlilik birliği içinde edinilen araçlar, 13 nolu dubleks mesken, 31 nolu mesken, 54 ve 55 nolu kapalı garajlar, müşterek ve tarafların kendi adına olan banka hesaplarındaki (davalı-davacıya….. Groupamadan yatırılan emekilik sigorta paraları ve diğer) paralar ve 31 nolu mesken alımında kullanılan kadın adına çekilen banka kredisinin boşanma davasından sonra erkek tarafından ödenen 21 adet taksit yönünden mal rejiminin tasfiyesi ile fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak toplam 28.000,00 TL alacak talebinde bulunmuş olup, 16.10.2015 tarihli harcını yatırarak sundukları dilekçe ile fazlaya ilişkin hakları saklı tutarak talep miktarını 149.952,52 TL olarak arttırmıştır.
Bozma öncesi yapılan yargılama neticesinde Mahkemece, tarafların evlilik birliği içinde edindikleri mal varlığının tasfiyesi sonucunda davacı-davalı …’in katkı payı ve artık değere katılma alacağının toplam 319.095,20 TL, davalı-davacı …’in ise katkı payı ve artık değere katılma alacağının toplam 149.952,52 TL olduğu, davalı-davacının yargılama sırasında ayın olarak ödeme teklifi ve alacakların karşılıklı olarak mahsubunu talep ettiği ve adına kayıtlı ….. plakalı araç ile ….. plakalı araçları ayın olarak davalıya vermeyi kabul ettiği, bu araçların sürüm değerlerinin 50.000,00 TL olduğu, mahsup talebi de kabul edilerek alacaklar mahsup edildiğinde davacı-davalı …’in toplam katılma alacağının 89.595,00 TL olduğu ve bu alacağın 50.000,00 TL’lik kısmının …. plakalı araç ve ….. plakalı araç ile ayın olarak ödenmesine kalan 39.595,00 TL’lik kısmın ise ıslah tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, davacı …’in 769.12 TL’lik artık değere katılma alacağının ise karar tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, davacı …’in kira alacağı ile ilgili talebinin vazgeçme nedeniyle reddine, karşı davacı …’in kefalet alacağı ve ortak banka hesaplarında boşanma davasından sonra gerçekleşen hesap hareketleri ile ilgili talebi hakkında ise genel mahkemelerde görülmesi gerektiğinden görevsizlik kararı verilmiştir.
Hüküm, süresi içerisinde her iki taraf vekili tarafından temyiz edilmesi ile Daire tarafından yapılan inceleme neticesinde 25.10.2016 gün 2016/8307 esas ve 2016/14523 karar sayılı ilamıyla “.. davacı … yararına 89.595,00 TL katılma payına hükmedildiği belirtilmiş ise de katılma payının hangi hesaplama yöntemi ile belirlendiği tüm dosya kapsamından anlaşılmamaktadır. Mahkemece kurulan hükmün 6100 sayılı HMK 297/2 maddesi gereği “hükmün sonuç kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin taleplerden her biri hakkında taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi” gerekir. Ne var ki Mahkemece, kurulan hükümde belirtilen rakam hakkında açıklayıcı gerekçede yazılmamıştır. Yerel mahkeme hükmünün usul hükümlerine aykırı olması nedeniyle..” bozulmasına ve bozma nedenine göre davacı-davalı … vekilinin diğer ve davalı-davacı … vekilinin tüm temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde Mahkemece, davacı-davalı … ‘in katkı payı davasının kısmen kabulü ile 223.551,36 TL katkı payı alacağı takdirine, davalı-davacı …’in katkı payı davasının kısmen kabulü ile 55.177,50 TL katkı payı alacağı takdirine, davalı-davacı …’in ayın olarak ödeme talebinin reddine ancak mahsup talebinin kabulü ile 223.551,36 TL – 55.177,50 TL= 168.373,86 TL katkı payı alacağının ıslah tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalı-davacı …’den alınarak davacı-davalı …’e ödenmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine; davacı-davalı …’in artık değere katılma alacağı talebinin kısmen kabulü ile 95.543,84 TL katılma alacağı takdirine, davalı-davacı …’in artık değere katılma alacağı talebinin kısmen kabulü ile 94.774,72 TL katılma alacağı takdirine, davalı-davacı …’in ayın olarak ödeme talebinin reddine, ancak mahsup talebinin kabulü ile 95.543,84 TL – 94.774,72 TL= 769,12 TL artık değere katılma alacağının karar tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalı-davacı …’den alınarak davacı-davalı …’e ödenmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine; davacı-davalı …’in kira alacağı talebinin vazgeçme nedeniyle reddine, davalı-davacı …’in kefalet alacağı ve banka hesabı ile ilgili boşanma davasından sonra gerçekleşen talebi hakkında mahkemenin görevsizliğine ve bu dava ile ilgili olarak talep halinde dosyanın görevli ve yetkili Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Hüküm süresi içerisinde her iki taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1- Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine, takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, her iki taraf vekilinin aşağıdaki bentler kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2- Davacı-davalı … vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince;
a- Asıl davada katkı payı alacağına yürütülen faizin başlangıcına ilişkin temyiz itirazları yönünden,
Mahkemece, asıl davada davacı-davalı … lehine hükmedilen 168.373,86 TL katkı payı alacağı için dava dilekçesinde talep edilen miktara dava tarihinden, ıslah ile arttırılan miktara ise ıslah tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerekirken hatalı şekilde alacağın tamamına ıslah tarihinden itibaren faiz yürütülmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
b- Asıl davaya konu edilen ….. plakalı araç yönünden temyiz itirazları incelendiğinde;
Mahkemece her ne kadar yazılı gerekçe ile bu araç yönünden katılma alacağı hesaplanarak davacı-davalı kadın lehine aracın yarı bedeli miktara hükmedilmiş ise de bu görüşe katılma olanağı bulunmamaktadır. Dosya kapsamı, dinlenen tanık beyanları, aracın alım tarihi, sunulan fotoğraflar incelendiğinde aracın davacı-davalı kadına hediye olarak satın alındığı ancak davalı-davacı erkeğin çalıştığı işyeri indiriminden yararlanmak için erkek adına kaydedildiği sabittir. Bu araç yönünden hediye olduğunun kabulü ile davacı-davalı lehine aracın bedelin tamamına hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
3- Davalı-davacı … vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince;
a. Asıl davaya konu edilen….. bank hesabına yatırılan kıdem tazminatı yönünden;
4721 sayılı TMK’nun “edinilmiş mallar” başlıklı 219. maddesinin 2.fıkrasında, sosyal güvenlik veya sosyal yardım kurum ve kuruluşlarının veya personele yardım amacı ile kurulan sandık ve benzerlerinin yaptığı ödemelerin edinilmiş mal grubundan sayıldığı belirtilmiştir. 228/2. maddede ise, eşlerden birine sosyal güvenlik veya sosyal yardım kurumlarınca yapılmış olan toptan ödemeler veya iş gücünün kaybı dolayısıyla ödenmiş olan tazminat, toptan ödeme veya tazminat yerine ilgili sosyal güvenlik veya sosyal yardım kurumunca uygulanan usule göre ömür boyunca irat bağlanmış olsaydı, mal rejiminin sona erdiği tarihte bundan sonraki döneme ait iradın peşin sermayeye çevrilmiş değeri ne olacak idiyse, tasfiyede o miktarda kişisel mal olarak hesaba katılacağı hükmüne yer verilmiştir.
Kıdem tazminatı, 4857 sayılı İş Kanununun 120. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1475 sayılı İş Kanununun 14.maddesi uyarınca, en az bir yıl süre çalıştıktan sonra ayrılan işçiye, işveren tarafından, çalıştığı her bir tam yıl için ücretinin otuz günlük tutarı kadar ödenen tazminattır. Kıdem tazminatını hak etmek için, en az belirtilen süre kadar çalışmak ve yasada açıklanan koşullarda iş akdinin sona ermesi yeterli olup, prim ödenmesine ihtiyaç duyulmamaktadır. Başka bir anlatımla, geçmişe dönük çalışma karşılığında ve çalışma süresiyle orantılı olarak ödenen primsiz tazminat sistemidir.
743 sayılı TKM’nin 170.maddesi uyarınca, mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu döneme ilişkin çalışmanın karşılığı olarak elde edilen gelir ve dolayısıyla hak edilen kıdem tazminatı kişisel mal(TKM 189), 4721 sayılı TMK’nun yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihinden sonraki çalışma karşılığında elde edilen gelir ve hak edilen kıdem tazminatı ise edinilmiş mal grubuna girer(TMK 219/1). Eşin çalışma süresinin hem mal ayrılığı hem de edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu dönemlere yayılması durumunda ise, her bir döneme isabet eden çalışma süresi ve gelir durumu esas alınarak oranlama yapılmak suretiyle, kıdem tazminatının kişisel ve edinilmiş olan miktarları belirlenir.
Tüm bu açıklamalara göre, öncelikle iddia ve savunma doğrultusunda davalı/davacı eşin kıdem tazminatını hak ettiği işyerindeki/işyerlerindeki çalışmasını, süresini ve ödenen kıdem tazminat miktarını gösteren belgeler bulunduğu yerlerden getirtilerek dosya arasına konulmalıdır. Sözü edilen değer tespiti, belirleme ve hesaplamaların yapılabilmesi için gerek görülmesi durumunda konusunun uzmanı bilirkişi veya bilirkişilerden de yardım alınmalıdır.
Kıdem tazminatının tasfiyeye konu edilmesi için mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut olması (TMK’nun 235/1) ya da bu tazminat kullanılarak başka bir malvarlığına sahip olunmalıdır. Söz konusu gelir, kullanılarak satın alınan malvarlıkların tasfiyesinde de aynı kurallar geçerli olacaktır.
Somut uyuşmazlık incelendiğinde, davalı-davacı erkeğin ….Bank hesabına yatırılan kıdem tazminatı yönünden davacı-davalı lehine alacağa hükedilmesi yerinde ise de alacağın hesaplanmasında hatalı bir şekilde bankaya yatan para emekli ikramiyesi gibi düşünülerek …yöntemi ile alacağın hesaplandığı anlaşılmaktadır. Ne var ki, banka hesabına yatırılan para kıdem tazminatıdır. Mahkemece, yukarıda belirtilen ilke ve esaslar gözetilerek davacı-davalı kadının mal rejiminden kaynaklı alacağının hesap edilmesi gerekirken yazılı şekilde yapılan hatalı hesaplamanın kabulü ile alacağa hükmedilmesi bozmayı gerektirmiştir.
b. Birleşen dava konusu… Sanayi Şubesi ….hesabındaki para yönünden temyiz itirazlarına gelince;
Mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut olan edinilmiş mallar tasfiye edilir (4721 s.lı TMK’nun 235/1. m). Eşlere ait kişisel ve edinilmiş mallar, mal rejiminin sonra ermesi anındaki durumlarına (nitelik, seviye, aşama vs) göre değerlendirilir (TMK’nun 228/1. m). Bu malların, kural olarak tasfiye anındaki (TMK’nun 227/1 ve 235/1. m), sürüm (rayiç) değerleri (TMK’nun 232, 239/1. m) hesaba katılır. Yargıtay ve Dairemizin uygulamalarına göre, tasfiye tarihi karar tarihidir. Mahkemece, tasfiye konusu malın karara en yakın tarihteki sürüm değeri belirlenmelidir.
Somut uyuşmazlıkta, davacı-davalı kadın adına 20.03.2009 tarihinde…..Bankasında açılan …. hesabından 03.04.2009 tarihinde çekilen paradan tespit edilen 6.944,21 USD artık değer üzerinden davalı-davacı erkek lehine katılma alacağı hesaplanması yerinde ise de, söz konusu paranın tasfiye tarihi itibariyle değeri yerine paranın çekildiği (karardan yaklaşık 7 sene önceki) 03.04.2009 tarihindeki kur karşılığının esas alınması hatalıdır. Mahkemece, açıklanan ilke ve esaslar gözetilerek söz konusu paranın tasfiye tarihi (bozmadan sonra verilecek karara en yakın tarih) itibariyle reel (güncel) kur karşılığı tespit edildikten sonra erkek lehine katılma alacağının hesaplanması gerekirken bu hususun gözetilmemesi bozma nedeni yapılmıştır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda (2a-b) nolu bentlerde gösterilen nedenlerle davacı-davalı … vekilinin, (3-a-b-) bentlerinde gösterilen nedenler ile davalı-davacı … vekilinin yazılı temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, her iki taraf vekilinin diğer temyiz itirazlarının yukarıda (1). bentte gösterilen nedenle reddine, taraflarca HUMK’nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 20.09.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.