YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/13421
KARAR NO : 2017/10337
KARAR TARİHİ : 11.09.2017
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı 3.kişi, işyerinde kendisine ait malların haczedildiğini iddia ederek davanın kabulü ile menkuller üzerindeki haczin kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı alacaklı vekili davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanan delillere göre; borçluya ödeme emrinin, haciz adresi dışında başka bir adreste tebliğ edildiği, borcun doğumu tarihinden öncesi bir tarihten beri haciz yapılan işyerinin davacının sevk idaresinde olduğu, borçluya aidiyetini kabule elverişli herhangi bir kanıt bulunmadığı, mahcuzların davacıya ait olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 3. kişinin İİK’nun 96. vd maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.
Dairemizce tesis edilen 2017/9597 Esas, 2017/2982 K. sayılı, 06.03.2017 tarihli geri çevirme kararının 2 nolu bendi uyarınca haciz adresiyle ilgili 12.06.2017 tarihinde yapılan kolluk araştırması sonucuna göre, haciz adresinin son 6-7 yıldır davacı 3. kişi … ve eşi … tarafından işletildiği, aynı adreste 2007 ila 2014 yılları arasında takip borçlusu … ve …’nın ortak olduğu, … İnşaat ve Tekstil Şirketinin bulunduğu, …’nın, bu şirketin müdürü olduğu ve şirketin 2014 yılında kapatıldığı bildirilmiştir.
Anılan geri çevirme kararının, 3 nolu bendi uyarınca, Alanya Ticaret Sicil Müdürlüğünce, dava dosyasına gönderilen 05.05.2017 tarihli müzekkere cevabına göre ise, takip borçlusu …’nın … İnşaat Turizm Tekstil Ltd Şti ünvanlı şirkette ortaklığının bulunduğu, şirketin 24.01.2007 tarihinde kurulduğu ve 24.10.2014 tarihinde kapatıldığı görülmektedir.
Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından verilen bilgiler ve yaptırılan kolluk araştırması sonuçları birlikte değerlendirildiğinde, haciz tarihi itibariyle davacı 3. kişi ile takip borçlusunun ortağı ve müdürü olduğu şirketin aynı adreste faaliyet gösterdiği sonucuna varılmalıdır.
Bu sebeple; somut olayda, İİK’nin 97/a maddesindeki mülkiyet karinesinin borçlu, dolayısıyla alacaklı yararına olduğunun kabulü gerekir. Bu yasal karinenin aksinin davacı üçüncü kişi tarafından kesin ve inandırıcı delillerle ispat edilmesi gerekir. Davacı tarafından sunulan borcun doğumundan sonraki tarihleri taşıyan ve ayırt edici niteliği bulunmayan faturalar ise karinenin aksini ispata yeterli değildir .
O halde, Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz önüne alınarak,ispat olunamayan davanın reddine karar vermek gerekirken, yazılı şekilde davanın kabulüne dair hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün İİK’nun 366. ve HUMK’nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca İİK’nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine,
11.09.2017 tarihinde oybirliğiyle kabul edildi.