YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/13567
KARAR NO : 2020/3088
KARAR TARİHİ : 08.06.2020
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Mal Rejiminin Tasfiyesinden Kaynaklı Alacak, Tapu iptal Tescil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı … vekili, dava konusu 6780 ada 13 parselde tapuya kayıtlı 16 numaralı bağımsız bölümdeki davalılardan … adına olan tapu kaydının iptali ile davalı eş … adına tesciline, davacının dava konusu taşınmazın keşifte tespit edilecek değerin yarısı olan alacak miktarının fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 50.000 TL’sinin dava tarihinden itibaren faiziyle davalı eş …’den tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı … vekili ve davalı … vekili ayrı ayrı davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, davanın kısmen kabul kısmen reddi ile dava konusu 6780 ada 3 parsel de 16 nolu bağımsız bölümdeki davalı … üzerine kayıtlı tapu kaydının iptali ile davalı … adına tapu kaydının tescili talebinin reddine; davacının 50.000 TL katılım alacağının karar tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalı …’den alınıp davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulmasına ilişkin hükmün sadece tapu iptali ve tescili talebi açısından davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 2013/18136 Esas 2014/17291 Karar sayılı ilamı ile, dava dilekçesindeki açıklamalar ve dosya kapsamına göre; davada davalı eş Hayati tarafından diğer davalı …’ e yapılan satışın muvazaalı olduğu iddiası ile iptali ve davalı … adına adına tescili ve katılma alacağı isteğinde bulunulduğunun anlaşıldığı, muvazaa nedeniyle açılmış bulunan temyize konu davanın kanuni dayanağının 818 sayılı BK’nin 18. maddesi (TBK mad.19) olduğuna, davalılar arasında gerçekleştirildiği ileri sürülen muvazaalı işlem davacı yönünden haksız eylem niteliğinde bulunduğuna göre, tapu iptali ve tescile yönelik istek bakımından uyuşmazlığın çözüm yeri genel muvazaa kapsamında HMK’nin 1 ve devamı maddeleri uyarınca belirlenecek genel mahkemeler olduğu, Aile Mahkemelerinin bu tür davalara bakma görev ve yetkileri bulunmadığı, mal rejiminin tasfiyesine dayalı alacak isteğinin ise, 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun’un 4. maddesinde yazılı; 4721 sayılı TMK’nin ikinci kitabından üçüncü kısım hariç olmak üzere (TMK’nin 118-395) maddelerinden kaynaklanan bütün davaların Aile Mahkemesinde (veya Aile Mahkemesi sıfatı ile) bakılacağına ilişkin olan düzenleme nedeniyle Aile Mahkemesinde görülmesi gerektiği, hal böyle olunca, temyize konu muvazaaya dayalı tapu iptali ve tescil isteği ile ilgili davayı tefrik ederek ayrı bir esasa kaydı yapılan dosyada görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirmeyle Aile Mahkemesi sıfatıyla görülen davanın esası hakkında karar verilmesinin doğru olmadığı, kabule göre de, Mahkemece karar tarihine en yakın (28.05.2013) keşif tarihindeki taşınmazın sürüm değeri (TMK.mad. 232, 235/1) olan 155,058 TL’nin yarısı (TMK mad. 236/1) kabul edilen 79,029 TL esas alınarak ve istekle bağlı kalınmak suretiyle 50.000 TL katılma alacağının tahsiline karar verildiği, dava konusu 16 nolu bağımsız bölümün 24.01.2007 tarihinde yani mal rejiminin sona erdiği, boşanma davasının açıldığı 07.08.2007 tarihinden önce davalı koca … tarafından üçüncü kişi ve diğer davalı …’e devredildiği dosya kapsamı ile sabit olduğundan, TMK’nin 235/2. madde ve fıkrası uyarınca inşaat bilirkişisine, devir tarihi esas alınarak belirlediği taşınmazın sürüm değeri olarak saptanan 99,299 TL’nin yarısı olan 49,649 TL bakımından hüküm kurulması ve fazla istek olmadığından reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değil ise de; temyiz edenin sıfatı ve aleyhe bozma yasağı kuralı gereğince (davalı kocanın temyizi olmadığından) bu hususun bozma sebebi yapılmadığına işaret edilerek bozma kararı verilmiştir.
Aile Mahkemesince bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda, davacının açmış olduğu tapu iptal tescil davasında Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiş, bunun üzerine Adana 4. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından, eşler arasındaki mal rejiminin boşanma ile son bulduğu, boşanma davasının 07.08.2007 tarihinde açıldığı, davalı eski koca …’ ün dava konusu gayrimenkulü boşanma davasından önceki tarihte 24.01.2007 tarihinde sattığı, eşlerin evli oldukları dönemde kişisel malları üzerinde diledikleri tasarrufu yapabilecekleri ancak davacının iddiasının bu gayrimenkulün muvazaalı şekilde mal kaçırma kastı ile 3. kişi olan …’ e satıldığına ilişkin olduğu, bu iddia ile ilgili tanık …’ ın beyanı karşısında ve boşanma davası ile malın satıldığı tarih arasında yedi ay gibi kısa bir süre olması göz önünde bulundurularak, TMK’nin 229.maddesindeki şartların oluştuğu kabul edilerek, dava konusu gayrimenkulün keşif tarihindeki sürüm değeri olan 155.058,00TL artık değerin yarısı olan 79,029.TL’nin kadının katılma alacağı kabul edildiği ancak davalı vekilinin davayı ıslah etmediği gerekçesiyle taleple bağlı kalınarak 50.000TL katılma alacağının karar tarihinden itibaren yasal faiziyle davalı …’den tahsiline, boşanma kesinleşene kadar muvazaalı satışın iptali istenebileceğinden ve boşanmakla tarafların bu hususta hukuki yararı kalmadığı gerekçesiyle tapu iptali ve tescil talebinin reddine karar verilmiş, hüküm, süresi içinde davacı vekili tarafından reddedilen hükme yönelik temyiz edilmiştir.
Dava, muvazaa nedeniyle tapu iptal tescil ve katılma alacağı istemine ilişkindir.
Somut olayda, bozma öncesinde Aile Mahkemesi tarafından katılma alacağına yönelik verilen kararın taraflarca temyiz edilmemesi üzerine 10.07.2013 tarihinde kesinleştiği, 26.09.2014 tarihli bozma kararından sonra Aile Mahkemesi tarafından katılma alacağına yönelik talep hakkında yeniden hüküm kurulmadan tapu iptal tescil davası yönünden mahkemenin görevsizliğine karar verildiği, Asliye Hukuk Mahkemesinin gerekçesinde katılma alacağına yönelik değerlendirme yapılarak buna ilişkin yeniden hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır. Katılma alacağına yönelik talebin Aile Mahkemesinde değerlendirilerek karara bağlandığı ve kesinleştiği anlaşıldığına göre Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından sadece tapu iptali ve tescil talebi yönünden değerlendirme yapılarak hüküm kurulması gerekirken, katılma alacağına yönelik değerlendirme yapılarak buna ilişkin hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan sebeplerle 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 Sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, davacı vekilinin temyiz itirazlarının bozma nedenine göre şimdilik incelenmesine yer olmadığına taraflarca HUMK’nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 08.06.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.