YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/13674
KARAR NO : 2020/3086
KARAR TARİHİ : 08.06.2020
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali Ve Tescil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş olup, hükmün davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacılar vekili, davaya konu Kırşehir Merkez 1860 ada 5 parselde tapuya kayıtlı 745 m2 miktarındaki taşınmazın, 1860 ada 6 parselde kayıtlı 533 m2 miktarındaki taşınmazın ve 40 ada 10 parselde kayıtlı 948 m2 miktarındaki taşınmazın, davacıların müşterek murisi …’ın vefatından önce nizasız fasılasız yaklaşık 50-60 yıldır kullanıldığını, murislerinin 14.01.1969 tarihinde Kırşehir 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde 1969/31, Esas 1969/1572 Karar sayılı dosya ile tapu iptali ve tescil davası açtığını, Mahkemece bilirkişi raporunda A harfiyle gösterilen 2579,50 m2 kısmın muris … adına tesciline karar verildiğini fakat tapuya tescil edilmediğini , taşınmazın daha sonra imar gördüğünü, muris vefat edene kadar muris tarafından, 13.05.2012 tarihinde vefatından sonra davacılar tarafından kullanıldığını bu nedenle davaya konu taşınmazların Kırşehir 1. Asliye Hukuk Mahkemesi 1969/31 Esas, 1969/1572 Karar sayılı dosyadaki bilirkişi raporunda A harfiyle gösterilen 2579,50 m2 ile aynı taşınmaz olduğunun tespitine, davaya konu taşınmazların mülkiyetinin davacıların murisi Abdullah oğlu 1927 doğumlu … Yaman’a ve davacılara ait olduğunun tespitine, taşınmazların malikler hanesindeki …, …. isimlerinin silinerek mirasçılık belgesindeki payları oranında davacılar adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar cevap dilekçesi vermemiştir.
Mahkemece, davaya konu taşınmazlara ait tapu kayıtlarının 10 yıldan fazla bir süre önce kesinleşen kadastro tutanakları neticesinde davalılar adına tapuya kayıt ve tescil işlemlerinin yapıldığı, Kadastro Kanunu’nun 12/3 maddesinde düzenlenen hak düşürücü sürenin geçirilmiş olması nedeniyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Toplanan deliller ışığında, davaya konu 40 ada 10 parselde kayıtlı 948 m2 miktarlı ve bağ vasıflı taşınmazın ‘’… X‘’, ‘’… X’’ , ‘’… X’’ adlarına ayrı ayrı 1/3’er hisseli olarak kadastro yoluyla 26.09.1939 tarihinde tescil edildiği, taşınmazın 20.08.1987 tarihinde imar gördüğü, davaya konu 1860 ada 5 parselde kayıtlı 745 m2 miktarlı bağ ile 1860 ada 6 parselde kayıtlı 533 m2 miktarlı bağ vasıflı taşınmazların 20.08.1987 tarihinde imar yoluyla oluştuğu, davacılar vekili tarafından dava dilekçesinde, davacıların murisi tarafından Kırşehir 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1969/31 Esas, 1969/1572 Karar sayılı dosya ile açılan tapu iptali ve tescil davası nedeniyle davacıların taşınmazlar üzerinde hak sahibi olduğunun beyan edildiği, temyiz aşamasında dosya arasına alınan ilgili dosyada davacıların murisinin Hazine ve Belediyeye karşı 14.01.1969 tarihinde dava açtığı, Kırşehir Bağbaşı mahallesi Güvercinlik mevkiinde kain hudutlarını belirttiği 5 dönüm tarla ve bahçeyi 19.08.1968 tarihli senetle tapusuzdan satıcı … oğlu İbrahim Altın’dan aldığını , tapusuz olan bu taşınmazda nizasız fasılasız 20 seneyi aşkın zilyetlik nedeniyle tapuya tescilini talep ettiği, Mahkemece krokide A harfiyle gösterilen bölüm yönünden 2.579,50 m2 kısmın davacıların murisi adına tesciline karar verildiği, kararın temyiz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmaktadır. Dava dilekçesinde, davacıların murisinin eklemeli zilyetliğine ve 1969 tarihinde açmış olduğu dava dosyasına dayanıldığı, murisin 1969 tarihinde açmış olduğu davada 1968 tarihli senede ve kazandırıcı zamanaşımına dayandığı, davaya konu taşınmazların tapulama çalışmalarının 1939 yılında yapıldığı anlaşıldığına göre, davacılar vekilinin dava dilekçesinde tespit öncesi değil tespit sonrası nedene dayandığının kabulü gerekmektedir. Buna göre, Mahkemece dava dilekçesindeki talebin esası yönünden değerlendirme yapılarak, tarafların gösterdikleri deliller toplanıp gerekli araştırma ve inceleme yapılmak suretiyle davanın esası hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hak düşürücü süreden davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan sebeplerle 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 08.06.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.