YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/14299
KARAR NO : 2017/14464
KARAR TARİHİ : 02.11.2017
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı 3. kişi vekili, müvekkilinin ticari faaliyetlerini sürdürdüğü adreste haciz işlemi yapıldığını, haczedilen malların müvekkiline ait olduğunu, borçlu ile müvekkili arasında organik bağ bulunmadığını açıklayarak istihkak davasının kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, haczin davacı şirketin ticaret sicilinde kayıtlı adresinde yapıldığı, haciz sırasında borçlunun hazır olmadığı, borçlunun davacı şirket yetkilisinin kardeşi olması nedeniyle haciz adresinde davalı borçluya ait belgeler bulunmasının hayatın olağan akışına uygun olduğu,davalı alacaklı tarafça davaya konu menkullerin borçluya ait olduğu ispatlanmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş, karar davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK’nun 96. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.
Dava konusu haciz mahallinde borçluya ve borçlunun hakim ortağı olduğu …’ne ait birçok evrak bulunmuştur. Öte yandan, davacı 3.kişi şirketin hakim ortağı ile borçlu kardeş olup faaliyet alanları da aynıdır. Bunun yanında, davacı 3.kişi, kefil sıfatı ile dayanak takip dosyasında yer alan borçlulardan biridir. Buna göre, İİK’nun 97/a maddesinde öngörülen mülkiyet karinesi borçlu dolayısıyla alacaklı yararınadır. Bu yasal karinenin aksinin davacı 3. kişi tarafından inandırıcı ve güçlü delillerle ispat edilmesi gerekir.
Davacı 3. kişi tarafından sunulan, isteyen her kişi adına düzenlenmesi olanaklı ve ayırt edici niteliği bulunmayan faturalar, yasal karinenin aksini ispata yeterli bulunmadığı gibi, adi yazılı kira sözleşmesi ve vergi levhası da istihkak davalarında güçlü delil teşkil etmezler ve bu belgeler mülkiyet karinesinin aksini ispata yeterli değildir.
O halde, Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözönüne alınarak, davanın reddi yerine oluşa ve dosya içeriğine uygun düşmeyen gerekçe ile kabulüne yönelik hüküm kurulması doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün İİK’nun 366 ve HUMK’nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca İİK’nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 02.11.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.