Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2017/14480 E. 2020/3037 K. 04.06.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/14480
KARAR NO : 2020/3037
KARAR TARİHİ : 04.06.2020

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda İstanbul 5. İcra Hukuk Mahkemesinin 01.11.2016 tarihli ve 2015/417 Esas, 2016/933 Karar sayılı kararıyla davanın reddine karar verilmiş, Mahkeme hükmüne karşı davalı alacaklı vekili, davacı üçüncü kişi vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesince istinaf başvurularının süre yönünden reddine şeklinde hüküm kurulmuş olup, bu kez davalı alacaklı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyizi üzerine Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı üçüncü kişi vekili, haczedilen malların müvekkiline ait olduğunu, borcun müvekkiliyle ve müvekkilinin iş yeriyle ilgili olmadığını, bu nedenle istihkak iddiasının kabulüne, haczin kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı alacaklı vekili; borçlu şirket yetkilisinin haciz mahallinde hazır bulunduğunu, organik bağ bulunduğunu, kira kontratı ve vergi levhasının her zaman düzenlenebilir nitelikte olduğunu belirterek, davanın reddine, mahcuz malların değerinin %40‘ından az olmamak üzere kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir
Mahkemece, davaya konu haczin borçlu şirket temsilcisinin huzurunda yapılmış olması nedeniyle mülkiyet karinesinin borçlu lehine olduğu ve ispat yükü altında olan üçüncü kişinin sunduğu faturaların karinenin aksini ispata yeterli olmadığı, borçlu şirket ile üçüncü kişi şirketin arka arkaya aynı adresi kullandıkları da dikkate alındığında, ispatlanamayan davanın reddine, tazminat koşulları oluşmadığından alacaklının tazminat talebinin reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı üçüncü kişi vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuş, alacaklı vekili ise katılma yoluyla kararı istinaf etmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesinin 16.03.2017 tarihli ve 2017/396 Esas, 2017/391 Karar sayılı kararı ile taraflara tefhim edilen kısa karar ile gerekçeli kararın hüküm fıkrası arasında farklılık bulunmadığı, kanun yoluna başvuru süresinin tefhimle başlayacağı, ancak tarafların 10 günlük süre geçtikten sonra istinaf talebinde bulundukları gerekçesiyle davacı üçüncü kişi ve davalı alacaklı vekilinin taleplerinin dava değerinin karar tarihi itibariyle kesinlik sınırı altında kaldığı gerekçesiyle kesin olarak süreden reddine karar verilmiş, davalı alacaklı vekili karara karşı temyiz talebinde bulunmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi 06.06.2017 tarihli ve 2017/396 Esas, 2017/391 Karar sayılı ek kararıyla davalı alacaklı vekilinin talebini yargılamanın yenilenmesi olarak değerlendirerek, şartları oluşmadığından reddine karar vermiş,karar süresinde davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Olayların hukuksal açıdan değerlendirilmesi ve nitelendirilmesi mahkeme hakimine aittir. Hakim, tarafların ileri sürdükleri maddi olay ve netice talepleri ile bağlı olup, olayların hukuki nitelendirmesini kendisi yapar. Davalı alacaklı vekilinin kanun yoluna ilişkin başvurusu temyiz talebi niteliğindedir. Dilekçede aynı zamanda yargılamanın yenilenmesinden söz edilmesi HMK’nin 33. maddesi uyarınca “Hukuki tavsif hakime aittir” kuralım değiştirmez. Bölge Adliye Mahkemesince, talebin temyiz olarak değerlendirilerek karar verilmesi gerekirken, belirtilen tüm bu hususlar dikkate alınmadan talebin yargılamanın yenilenmesi olarak nitelendirilip yazılı biçimde karar verilmesi doğru değildir. Bu nedenle yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine dair verilen ek kararın kaldırılmasına karar verilerek; davalı alacaklı vekilinin asıl karara yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine geçildi;
Gerekçeli karar davalı alacaklı vekiline 17.11.2016 tarihinde tebliğ edilmiş, alacaklı vekili karara karşı davacı üçüncü kişi vekilinin istinaf dilekçesinin 13.01.2017 tarihinde tebliğinin ardından katılma yoluyla 17.01.2017 tarihinde istinaf yoluna başvurmuştur.
İstinafa cevap dilekçesi ile (katılma yoluyla) istinaf usulü 6100 sayılı HMK’nin 348. maddesinde düzenlenen istinaf süresini kaçıran tarafa sınırlı olarak kararın istinaf etme imkanı sağlayan bir müessese olup, istinaf yoluna başvuranın talebinden feragat etmesi veya talebinin bölge adliye mahkemesi tarafından esasa girilmeden reddedilmesi halinde katılma yolu ile başvuranın talebinin de reddedileceği düzenlenmiştir. Somut olayda, istinaf talebinde bulunan davacı üçüncü kişinin talebi süre yönünden usulden reddedilmiş ve temyiz yoluna başvurulmayarak kesinleşmiştir. Dolayısıyla yukarıda belirtilen yasal düzenleme uyarınca katılma, yoluyla istinaf talebinde bulunan alacaklının talebinin bu nedenle reddi gerekirken süreden reddi doğru olmamış ise de karar sonuç itibariyle doğru olduğundan hükmün gerekçesi düzeltilerek onanması gerekmiştir.
Kabule göre de; yargılamanın iadesi, bazı ağır yargılama hatalarında ve yanlışlıklarından dolayı, maddi anlamda kesinleşen hükmün ortadan kaldırılmasını ve daha önce kesin hükme bağlanan bir dava hakkında yeniden yargılama ve inceleme yapılmasını sağlayan olağanüstü bir kanun yoludur. Yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunulması halinde, 492 Sayılı Harçlar Kanunu uyarınca talep eden taraftan harç alınarak dosya ayrı esasa kaydedildikten sonra HMK’nin 379. maddesi uyarınca mahkeme, tarafları davet edip dinledikten sonra; talebin kanuni süre içinde yapılmış olup olmadığını, yargılamanın iadesi yoluyla kaldırılması istenen hükmün kesin olarak verilmiş veya kesinleşmiş olup olmadığını ve ileri sürülen yargılamanın iadesi sebebinin kanunda yazılı sebeplerden olup olmadığını kendiliğinden inceleyerek karar vermesi gerekirken, aynı esas üzerinden harç alınmaksızın ve tarafları davet etmeksizin yargılamanın yenilenmesi talebi hakkında karar verilmesi … olmamıştır.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile 06.06.2017 tarihli ek kararın kaldırılmasına, davalı alacaklı vekilinin asıl karara yönelen temyiz itirazlarının kabulü ile 16.03.2017 tarihli Bölge Adliye Mahkemesinin kararının gerekçesi düzeltilmiş bu şekli ile ONANMASINA, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 04.06.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.