YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/14490
KARAR NO : 2017/11980
KARAR TARİHİ : 02.10.2017
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Zilyetliğin Korunması
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalılardan … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacılar vekili, vekil edenlerinin …(Şahinan) köyünde bir adet tapusuz taşınmazları olduğunu, taşınmazın sınırlarının …, …, … ve Çeşme Harabesi, güneyi Darbenişt hududu olarak okunduğunu, taşınmazın susuz tarla vasfında olduğunu ancak hayvancılıkla uğraşmaları hayvan, yem ve otlaklarına olan ihtiyaçları nedeniyle vekil edenlerinin bu taşınmazı otlak olarak kullanmakta olduklarını, taşınmazın Çınar Özel İdare Memurluğu nezdinde 20/06/1962 tarih 1 tahrir numarası ile vergiye kayıtlı olduğunu, vekil edenlerinin eklemeli zilyetlik suretiyle 100 yılı aşan bir süreden beri bu taşınmazın malik ve zilyedi olduklarını, haklı hiçbir neden olmadığı halde davalıların bu taşınmazda hak iddia etmekte olduklarını, taşınmazı kullanmalarına engel olduklarını, bu suretle taşınmaza müdahalede bulunduklarını belirterek davalıların taşınmaza yapmış oldukları müdahalelerinin menine karar verilmesini istemiştir.
Bir kısım davalılar vekili; taşınmazın …içinde olmayıp Çınar ilçesi dışında olduğunu, Derik ilçesi dahilinde olduğunu, yetkisizlik kararı verilmesi gerektiğini, müvekkilleri tarafından bu yeri kapsayan yerlerle ile ilgili olarak vergi kaydı ve köy hudutlarını belirtir hudutname ibraz olunduğunu, davacıların bu yer ile ilgili olarak zilyetliğinin söz konusu olmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; davanın kabulü ile, davalılar tarafından …r ( Şahinan ) köyü doğusu Seyit deresi, batısı Zühre hoho çevlik ve zühre huso, kuzeyi delikan çeşmesi ve çeşme harabesi, güneyi Darbenişt hududu olarak bilinen ve 20/06/1962 tarih ve 1 tahrir numarası ile davacılar adına kayıtlı bulunan taşınmaza yapılan el atmanın önlenmesine karar verilmiş; hüküm, davalılardan … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tüm dosya içeriği ve toplanan delillerden, davacıların sınırlarını dava dilekçesinde belirtmiş oldukları taşınmazın, tapuda kaydı olmayan ve sınır ihtilafları dolayısı ile kadastro çalışmalarının yapılmadığı bir taşınmaz olduğu, davacıların dilekçelerinde; taşınmazı 100 yılı aşkın süredir kullandıklarını ancak davalıların kendi zilyetliklerinde olan bu taşınmazı kullanmalarına engel olduklarını belirttikleri anlaşılmaktadır.
Dava konusu taşınmazdaki bu belirlemeler ve dava dilekçesindeki açıklama dikkate alındığında, dava zilyetliğin korunmasına ilişkindir. TMKnun 981, 982 ve 983. ve devamı maddeleri uyarınca mal üzerinde zilyetlikten başka hiçbir hakkı bulunmayan kişilerin zilyetliğinin korunması için konulmuş hükümleri ihtiva etmektedir. TMKnun 973.maddesinde zilyetlik “bir şey üzerinde fiili hakimiyeti bulunan kimse onun zilyedidir” biçiminde tanımlanmıştır. TMKnun 982 ve 983.maddelerinde zilyetlik herhangi bir hakka bağlı olmaksızın dava yoluyla korunmuştur. Hemen belirtmek gerekir ki zilyetliğin korunması davasıyla zilyet, zilyetliğin hakka dayandığını ispat külfetine katlanmadan sadece zilyetliğini öne sürerek sulh hukuk mahkemelerinde uygulanan basit yargılama usulünün sağladığı kolaylıklardan yararlanır. Bu açıklamalara göre, taraflar arasındaki uyuşmazlık TMKnun 984. maddesinde açıklanan zilyetliğin korunması davası niteliğindedir. Bu tür davalarda dava değerine bakılmaksızın sulh hukuk mahkemeleri görevlidir.
Bu nedenle, davanın görevsiz bulunan Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından incelenip, karar verilmesi doğru olmamıştır. Görev dava şartı olup, mahkeme hakimi tarafından yargılamanın her aşamasında resen gözönünde bulundurulması gerekir. Mahkemece, davanın görevsizlik nedeni ile HMK’nun 115/2. maddesi uyarınca dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın esasına girilerek kabul kararı verilmesi doğru olmamıştır.Kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Davalı vekilinin temyiz itirazları yukarıda açıklanan nedenle yerinde olduğundan kabulüyle, usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün 6100 sayılı HMKnun Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMKnun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma sebebine göre, sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMKnun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, istek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine, 02.10.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.