YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/15580
KARAR NO : 2017/14443
KARAR TARİHİ : 02.11.2017
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı … tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, dava dilekçesinde, müvekillerin murisi…’ın 1954 yılında Müslüman olurken adını da … olarak değiştirdiğini, ancak müvekkillerinden…’nın baba adlarının … olarak gözüktüğünü,… olan kök murisin adı … olarak değiştirildiği halde nüfusa yanlışlıkla … olarak yazıldığını iddia ederek, müvekkillerinin … olan baba adlarının … olarak düzeltilmesine, müvekkillerinin kardeşleri Mehmet ile Gevla’nın babaları … ile diğer müvekkillerinin babaları …’in aynı kişi olduğunun tespitine karar verilmesini istemiş; davalı … temsilcisi ad değişikliği davalarının şahsa sıkı sıkıya bağlı haklardan olduğunu belirterek davanın reddini istemiş; mahkemece, davaya konu somut olayda kök murise ilişkin ad değişikliği yapılmamış yapılan değişiklik nedeniyle yanlış hale gelen nüfus kayıtlarının düzeltilmesinin istendiği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilerek davacılar …’in … olan baba adının iptali ile “…” olarak düzeltilmesine, nüfusa bu şekilde tesciline, adıgeçen …’in … ve …’ın babaları … ile aynı kişi olduğunun tespitine karar verilmiştir.
Nüfus kayıtlarındaki düzeltme istemine ilişkin davalarda, mahkemelerin hiçbir kuşku ve duraksamaya neden olmaksızın doğru sicil oluşturmak zorunluluğu bulunmaktadır. Mahkemece salt taraflar ve tanık beyanları ile yetinilmeyip …’in nüfusa tescil belgesinde baba hanesinde geçen ve … 14 hane,43 cilt, 91 sahifede nüfusa kayıtlı olduğu anlaşılan babası Muhtedi …’in sözü edilen haneden nüfus kaydı getirtilip davacıların babası …’ın kaydı ile karşılaştırılarak ve davacıların babası …’ın Mehmet ve Gevla’nın da babası olduğu yolundaki iddia ile ilgili DNA testi yaptırılıp alınacak rapor da gözetilerek bir karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile şimdilik diğer yönleri incelenmeksizin hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca HUMK’nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine 02.11.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.