Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2017/15586 E. 2019/7988 K. 24.09.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/15586
KARAR NO : 2019/7988
KARAR TARİHİ : 24.09.2019

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Yeşilhisar Asliye Hukuk Mahkemesi hükmüne karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması sonunda … Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, bu kez Bölge Adliye Mahkemesi kararının Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 24/09/2019 günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davacı vekili Av. … geldi. Karşı taraftan gelen olmadı. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanın sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek dosya incelendi, gereği düşünüldü.

K A R A R

Davacı vekili, vekil edeni ile davalı arasında 14/11/2001 tarihinde dava konusu 889 ada 84 parselin satışına ilişkin olarak harici satış senedi düzenlendiğini, vekil edeninin dava konusu taşınmazı satın aldığı tarihten bu yana ekip biçtiğini ancak davalının tapuda devir yapmadığını belirterek, dava konusu taşımazın davacı adına olan tapusunun iptali ile vekil edeni adına tesciline olmadığı takdirde vekil edeninden sözleşme gereği tahsil edilen 5.016,00 TL’nin sebepsiz zenginleşme hükümleri gereği davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, haricen yapılan sözleşmeye dayanılarak tapu iptal ve tescil davası açılamayacağını, alacak talebinin de zamanaşımına uğradığını, sözleşmede satış bedelinin düzenlenmediğini ve alacak talebini kabul etmediğini, tanık dinlenilmesine muvafakatının da olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacının tapu iptali tescil talebinin ve sebepsiz zenginleşmeden
kaynaklı alacak talebinin reddine karar verilmiş, davacı vekilinin istinaf talepleri, … Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi tarafından esastan reddedilmiştir. Hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına, tapulu taşınmazların satışının TMK’nin 706, BK’nin 213, (6098 sayılı TBK’nin 237.) Tapu Kanunu’nun 26 maddeleri gereğince, resmi şekilde yapılmadıkça hukuken geçerli bir sonuç doğurmayacağına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davacı vekilinin alacak talebine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde,
Dava, harici satıma dayalı tapu iptal ve tescil olmazsa alacak isteğine ilişkindir.
Tüm dosya içeriği ve toplanan delillerden, dava konusu taşınmazın satışına ilişkin olarak 14/11/2001 tarihinde davacı … ile davalı … arasında anlaşma protokolü başlıklı belgenin düzenlendiği, protokolde bedele ilişkin bir ibarenin yer almadığı, tanık beyanlarına göre satın alınan tarihten beri davacının söz konusu taşınmazı kullandığı anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere, harici satışın hüküm ifade etmemesi durumunda taraflar verdiklerini geri alabilirler. 10.07.1940 tarihli ve 1939/2 Esas, 1940/77 Karar sayılı Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kararına göre “Haricen yapılan (tapu memuru huzurunda yapılmayan) taşınmaz mal satışından dönüldüğünde, satış bedelini geri vermeyen taraf, parası geri verilinceye kadar yararlandığı ürünleri ödemek ve ecrimisil vermekle yükümlü değildir.” Şu halde Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kararına göre geçersiz sözleşmelerde, akdin geçersizliği sebebiyle her iki taraf verdiğini geri alabilir.
Geçerli bir sebebe dayanmaksızın bir kişinin mal varlığından diğerinin mal varlığına kayan değerlerin eksiksiz iadesi, denkleştirici … düşüncesine dayanır. Denkleştirici … ilkesi ise, haklı bir sebep olmaksızın başkasının mal varlığından istifade ederek kendi mal varlığını artıran kişinin elde ettiği bu kazanımı geri vermek zorunda olduğunu ve eski hale getirmede mal varlığında artış olan tarafın yükümlülüğünün bulunduğunu ifade eder. Ülkemizde yaşanan ve uzun yıllar boyu yüksek oranlarda seyreden enflasyon nedeni ile belli bir miktar paranın verildiği tarihteki alım gücü ile aynı miktar paranın aradan geçen zamana bağlı olarak iade günündeki alım gücünün farklı ve çok daha az olduğu bir gerçektir. Hukuken geçersiz sözleşmeler tasfiye edilirken, denkleştirici … kuralı gözardı edilmemelidir.
Somut olayda, davacı, iptal ve tescile ilişkin isteğinin kabul edilmemesi halinde ödediği bedel yönünden alacak talebinde bulunmuştur. Mahkemece, satış bedelinin ne olduğuna yahut bedelin ödendiğine ilişkin bir ibareye sözleşmede yer verilmediği,satış bedeline ilişkin yazılı bir belgenin bulunmadığı, tanık beyanlarının geçerli kabul edilmeyeceği gerekçesi ile satış bedelinin reddine karar verilmiş ise de, bu görüşe katılma olanağı bulunmamaktadır. Şöyle ki, taraflarca düzenlenen protokolde, satış parası belirtilmemiş ise de, HMK’nin 202. maddesi ( HUMK.un 292 ) hükümleri gözönünde bulundurularak protokolün delil başlangıcı kabul edilmesi, satıcı tarafından “ sattım ” şeklinde beyanda bulunulup protokolün şahit huzurunda taraflarca imzalanması, davacının satın aldığı tarihten bu yana dava konusu taşınmazı kullanması birlikte gözönüne alındığında, protokolde bedele ilişkin bir açıklamanın yapılmamış olmasının taşınmazın bedelsiz devri anlamına gelmeyeceği ve dava konusu taşınmazın belirlenecek satış bedelinin davalıdan tahsili gerekeceği açıktır.
O halde, Mahkemece yapılacak iş; taraflarca düzenlenen protokolde satış parası ve miktarı belirtilmemiş ise de, sözleşme tarihi esas alınarak taraflardan satış parasını sormak, ittifak ettikleri takdirde bu değer üzerinden, ittifak edemedikleri takdirde ise HMK’nin 202. maddesi hükümleri gözönünde bulundurularak taraflar arasındaki sözleşme delil başlangıcı kabul edilerek öncelikle senet şahidi yeniden dinlenilerek ve gayrimenkul uzmanı ile yerel bilirkişi aracılığıyla taşınmazın başında keşif yapılarak satış tarihi itibarıyla satış bedelini belirlemeye çalışmak, bu belirleme yapıldıktan sonra denkleştirici … ilkesi göz önünde tutularak davacının ödediği bedelin ödeme tarihinden itibaren çeşitli ekonomik etkenler nedeniyle azalan alım gücünün enflasyon, tüketici eşya fiyat endeksi, döviz kurları, altın, memur maaşı ve işçi ücretlerindeki artışlar ve bunun gibi diğer verilerin ortalamaları alınmak suretiyle satış parasının dava tarihinde ulaşacağı alım gücünün belirlemeye çalışmak olmalıdır. Bu belirlemeler yapılırken tayin edilecek bilirkişiler arasında, bu alanda uzman bir serbest muhasebeci ya da mali müşavir, bir bankacı ve taşınmazın niteliğine göre bir … mühendisi bilirkişinin bulunmasına özen gösterilmelidir. Tüm bu hususlar gözönüne alınmadan alacak talebinin reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
SONUÇ: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nin 373/1 maddesi uyarınca kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının HMK’nin 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi hükümleri uyarınca 2.037,00 TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan davacıya verilmesine
diğer temyiz itirazlarının yukarıda (1). bentte gösterilen nedenle reddine, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, karardan bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 24/09/2019 tarihinde oy birliği ile karar verildi.