Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2017/16316 E. 2017/16227 K. 05.12.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/16316
KARAR NO : 2017/16227
KARAR TARİHİ : 05.12.2017

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR

Davacı vekili, ortaklığın giderilmesi davasına konu edilen 33932 ada 2 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki binanın, vekil edenleri … ve Asım ile diğer vekil edenleri …, murisi … tarafından yapıldığını, davalı …’nın ve kök murisleri …’nin, binanın yapımına herhangi bir katkısının olmadığını açıklayarak, binanın, vekil edenleri … ve … ile diğer vekil edenleri …’in murisi … tarafından yapıldığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davaya konu binayı vekil edeni ile, …’ın yaptığını beyanla davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Dava, muhdesatın aidiyetinin tespiti isteğine ilişkindir.
Mahkemece her ne kadar davanın kabulüne karar verilmiş ise de; yapılan inceleme ve araştırma hüküm vermeye yeterli değildir.
Şöyle ki; muhdesatın aidiyetinin tespitine ilişkin davalarda, Mahkemece, muhdesatın kim tarafından, hangi gelirlerle, kimin adına ve hesabına yaptırıldığı hususlarının duraksamaya yer vermeyecek şekilde araştırılması ve tespit edilmesi, bu kapsamda taraf delillerinin eksiksiz toplanması gerekir.
Somut olayda; davalı tarafından, …, … ve … tanık olarak bildirilmiş, …, talimat yolu ile dinlenmiş, … ve … adına çıkarılan ihzar müzekkereleri ise bila infaz iade edilmiştir. Dosyanın incelenmesinden, davalı vekili tarafından, tanıklar Nazmiye ve İbrahim’in adresinin Eski … Köyü olarak bildirildiği, İbrahim’e gönderilen davetiyeye adres olarak, Eski … Köyü yazıldığı, Nazmiye’ye gönderilen davetiyeye adres olarak Yeni … Köyü yazıldığı, ihzar müzekkerelerinin, İbrahim için Eski … Köyü, Nazmiye için Yeni … Köyü adresi esas alınarak yazıldığı, Jandarma Komutanlığı tarafından yapılan adres araştırmasında ise … Mahallesinin esas alındığı, bu haliyle davetiye ve ihzar işlemlerinin usulüne uygun olarak yapılmadığı anlaşılmıştır.
Davalı tarafından, tanıkların dinlenilmesinden açıkça vazgeçilmediğine göre, davalı tanıklarına usulüne uygun olarak davetiye tebliğ edilmesi, davetiyeye uyulmaması durumumda, usulüne uygun şekilde ihzar işlemlerinin tamamlanması, ondan sonra oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, davalı tarafın savunma hakkını kısıtlar şekilde, tanıklar dinlenilmeden, eksik inceleme ve araştırma ile hüküm verilmesi doğru görülmemiştir.
Kabule göre ise; 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu’nun “Beyanlar” başlıklı 1012/2, 3. maddesine göre, taşınmaz mülkiyetine ilişkin kamu hukuku kısıtlamalarının beyanlar sütununa yazılması ve bu sütuna yazılabilecek diğer hususlar tüzükle belirlenir. Özel kanun hükümleri saklıdır. Tapu Sicili Tüzüğü’nün 60. maddesine göre de, kütüğün beyanlar sütununa, mevzuatın yazılmasını öngördüğü hususlar tarih ve yevmiye numarası belirtilerek yazılır. Söz konusu yasal düzenlemelere göre, her beyanın tapu kütüğünün beyanlar sütununda gösterebilmesi mümkün değildir. Bunun için, Türk Medeni Kanunu’nda ya da özel kanunlarda bu konuda bir hükme yer verilmiş olması veya Tapu Sicil Tüzüğü’nde bir düzenleme yapılmış olması gerekir. Mevzuatın yazılmasına izin vermediği bir belirtme kütüğün beyanlar sütununda gösterilemez.
Türk Medeni Kanunu’nda düzenlenen, taşınmazın heyelan bölgesinde kalması(710 m), geçit hakkı(748 m), toprağın iyileştirilmesi(755 m), eklentiler(1012/1 m) ile özel yasalar arasındaki 634 Sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu’nun 41. maddesi, 2863 Sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’nun değişik 7. maddesi, 3194 Sayılı İmar Kanunu’nun 11. maddesi, 3621 Sayılı Kıyı Kanunu’nun 12. maddesi, 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu’nun 22. maddesi, 2981 Sayılı İmar ve Gecekondu Mevzuatına aykırı yapılara uygulanacak bazı işlemleri düzenleyen yasa uyarınca hak sahibine tahsis beyanları, 1163 Sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 15. maddesi, 2924 Sayılı Orman Köylüsünün Desteklenmesine Dair Kanunu’nun 7. maddesi ve 3402 Sayılı Kadastro Kanunu’nun 19/II. maddesi tapunun beyanlar sütununa şerh verilmesine imkan veren yasal düzenlemelerden bir kısmıdır. Somut olay, tapunun beyanlar sütununa tescil imkanı veren yasal düzenlemelerden hiçbirine uymamaktadır. Hal böyle olunca, tespit olunan muhdesatın tapunun beyanlar hanesine şerh düşülmesine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Ayrıca; H.M….’nın, Hükmün kapsamı başlıklı, 297/2 maddesinde; “Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir” düzenlemesi mevcut olup, iş bu yasal düzenlemeye aykırı olarak, Mahkemece hükmün sonuç kısmında, gerekçenin tekrar edilmesi de doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Davalı vekilinin temyiz itirazları yukarıda açıklanan nedenle yerinde olduğundan kabulüyle, usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün 6100 sayılı HMK’nın Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’ın 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’ın 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 05.12.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.