Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2017/1649 E. 2020/3354 K. 11.06.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/1649
KARAR NO : 2020/3354
KARAR TARİHİ : 11.06.2020

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Muhdesatın Tespiti

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup, hükmün davalılardan … vekili ile katılma yoluyla davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili dava dilekçesinde tapuda tarafların murisi olan … adına kayıtlı kargir dükkan ve 2 katlı ev vasfındaki 172 ada 18 parsel sayılı taşınmaz hakkında taraflar arasında Andırın Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2012/249 Esas sayılı dosyasında açılmış ve derdest ortaklığın giderilmesi davasının bulunduğunu, müvekkilinin anılan taşınmaz üzerindeki muhdesatları kayıt maliki olan babasından alacağına karşılık olmak ve taşınmaz arsası hariç olmak üzere 10.10.1994 tarihli senet ile satın alarak satış tarihinden itibaren de kullandığını, vekil edeninin kendisinin de taşınmaz üzerine sonradan iki daire inşaa ettirdiğini açıklayarak dava konusu 172 ada 18 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki fırın (kargir dükkan) ile dört adet dairenin müvekkiline aidiyetini talep etmiştir.
Davalılardan … ve … birlikte sundukları cevap dilekçelerinde davacı kardeşlerinin ortaklığın giderilmesi davacısında dava dışı diğer iki kardeşleriyle birlikte muhdesatları muris babalarının yaptırdığını beyan ettiklerini, dava konusu 172 ada 18 parsel sayılı taşınmazların kadastro tutanağı incelendiğinde üzerindeki yapıların 1970’li yıllarda yani 40-45 sene önce yapıldığının görüleceğini, o tarihlerde ise muris babalarının Almanya’da işçi olarak çalışıp bu suretle elde ettiği maddi birikimle yapıldığını, davacının talebini dayandırdığı harici satış senedinin aslının dosyaya sunularak bu senedin sahteliğinin incelenmesini talep ettiklerini, tapulu taşınmazların harici satışının sahte olduğunu, davacının dayandığı belgenin üzerindeki düzenlenme tarihine göre 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçmiş olduğunu netice itibariyle muhdesatların tamamının tarafların muris babalarının sağlığında tamamen onun emek ve maddi birikimleriyle yapıldığını belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
Davalılardan …, …, … ve … da ayrı ayrı sundukları cevap dilekçesinde, davalılardan … ve …’ın savunmalarıyla aynı doğrultuda beyanlar ile davanın reddini savunmuşlardır.
Diğer davalılar ise kendilerine usulüne uygun tebligatlara rağmen davaya cevap dilekçesi sunmamışlardır.
Mahkemece, davanın kabulüne, … ilçesi Yeni mahallesi sınırları içerisinde bulunan 172 ada 18 parsel sayılı taşınmaz üzerinde yer alan 23.12.2015 havale tarihli inşaat bilirkişisi raporu ile “zemin kat”, “birinci normal kat”, “ikinci normal kat”, “üçüncü normal kat” olarak belirlenen yapıların … T.C. Kimlik numaralı davacı …’a ait olduğunun tespitine, davalıların davanın açılmasına sebebiyet vermemeleri ve kanuni hasım olduklarından vekalet ücreti ve yargılama giderlerine hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmesi üzerine; hüküm, davalılardan … vekilince ve katılma yoluyla davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava muhdesat tespiti isteğine dayalıdır.
1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek davanın kabulüne karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre davalılardan … vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Dava konusu 172 ada 18 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan fırın ile fırın üzerindeki iki adet dairenin tarafların ortak murisi olan …’ın sağlığında yapıldığı, dosya içeriğindeki delillerden, dinlenen tanık beyanlarından anlaşılmaktadır. Her ne kadar davacı anılan taşınmaz üzerindeki fırın ile fırın üzerindeki iki adet daireyi muris …’dan 10.10.1994 tarihinde adi yazılı senetle satın aldığını iddia ederek ve bu husustaki adi yazılı satış senedi suretini dosyaya sunarak anılan muhdesatların adına aidiyetini talep etmiş ise de, TMK’nin 706. maddesi, TBK’nin 237. maddesi, Tapu Kanunu’nun 26. maddesi ve Noterlik Kanunu’nun 60. ve 89. maddeleri gereğince tapulu taşınmazların haricen satışı geçerli olmadığı gibi, muhdesatların, üzerindeki arzdan ayrı biçimde mülkiyetinin nakline yönelik sözleşmeler de geçerli değildir. Bu nedenlerle dava konusu 172 ada 18 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki fırın ile fırın üzerindeki iki adet dairenin muhdesat olarak davacı tarafından kendi nam ve hesabına meydana getirildiğinin kabulü mümkün değildir. Diğer yandan dava konusu 172 ada 18 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki fırının arka tarafındaki iki adet dairenin ise, dosya kapsamındaki delillerden ve dinlenen tanıkların beyanlarından tarafların ortak murisi …’ın ölümünden sonra davacı tarafından kendi nam ve hesabına yapıldığı anlaşılmakla ve bu muhdesatların davacı tarafından meydana getirildiğinin kabulü mümkün olmakla birlikte, keşfen alınan ve hükme dayanak olan fen bilirkişi ve inşaat bilirkişisi raporlarından muhdesatlardan hangilerinin fırın ve fırın üzerindeki iki adet daire olduğu, hangilerinin fırın arkasındaki iki adet daire olduğunu duraksamaya yer vermeyecek ve hükme yansıtıldıklarında infazı mümkün kılacak nitelikte olduklarını söyleme imkanı yoktur. Bu nedenle dava konusu taşınmaz başında yeniden alanında uzman fen ve inşaat bilirkişileriyle keşif yapılmalı, keşif mahallinde tanıklara dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan muhdesatlardan tarafların murisi olan …’ın sağlığında yapılmış olan fırın ve fırın üzerindeki iki adet dairenin hangileri olduğu, anılan murisin ölümünden sonra davacı tarafından yaptırıldığı belirtilen ve fırın arkasındaki iki adet dairenin hangileri olduğu sorularak belirlenmeli, bu muhdesatlar bilirkişilere gösterilmeli, bilirkişilerin raporlarından anılan muhdesatlar açıklanmalı ve teknik bilirkişi raporuna ekli krokide her bir muhdesat ayrı ayrı bulunduğu kat ve konum dikkate alınarak duraksamaya yer vermeyecek açıklıkta işaretli biçimde gösterilmelidir.
SONUÇ: Yukarıda (2.) bentte açıklanan nedenlerle davalılardan … vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, davalılardan … vekilinin yukarıda (1.) bentte açıklanan nedenlerle sair temyiz itirazlarının reddine, bozmanın niteliğine göre davacı vekilinin katılma yoluyla temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine, 11.06.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.