Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2017/16724 E. 2019/9021 K. 15.10.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/16724
KARAR NO : 2019/9021
KARAR TARİHİ : 15.10.2019

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali ve Tescil

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı … ve arkadaşları vekili ve duruşmasız olarak da davalılar vekili tarafından istenmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 15.10.2019 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davacılar vekili Avukat … geldi, karşı taraftan gelen olmadı. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; dosya incelendi, gereği düşünüldü:

KARAR

Davacılar, davalıların mirasbırakanı İbrahim….olarak bilinen bölgede bulunan taşınmazlardaki hisselerini, davacıların 03.11.1991 tarihli satış senedi ile satın aldıklarını, satış işleminden sonra devredilen zilyetliğin bugüne kadar devam ettiğini ileri sürerek dava dilekçesinde belirtilen taşınmazların tapu kayıtlarının iptaliyle davacılar adına ayrı ayrı tesciline, aksi kanaat oluşması halinde gayrimenkullerin hisse değerlerinin tespiti ile davalılardan hisseleri oranında tahsiline karar verilmesini istemişlerdir.
Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, davanın kesin hüküm nedeniyle reddine dair verilen karar Dairece ” … davaya konu aynı taşınmazlar hakkında … Kadastro Mahkemesinin 2004/12 Esas (bozma öncesi … Kadastro Mahkemesi’nin 1989/128 Esas) sayılı dosyasında yargılama yapılmışsa da, yapılan yargılama sonucunda … Kadastro Mahkemesinin 1989/128 Esas 2000/12 Karar sayılı ilamı ile bir kısım davacıların taleplerinin 03.11.1991 tarihli harici satış senedine dayandığı, anılan senedin dava konusu taşınmazların kadastro tespitlerinden sonraki tarihte düzenlendiği, dolayısıyla 03.11.1991 tarihli harici satış senedine dayalı tapu iptali ve tescil isteminin Kadastro Mahkemesinin görevi kapsamına girmediği belirtilerek görevsizlik kararı verildiği anlaşılmaktadır. Söz konusu görevsizlik kararı usule ilişkin olup temyize konu dava dosyası için kesin hüküm teşkil etmemektedir. Diğer yandan Mahkemece hükme esas alınan ilamın bozma öncesine ilişkin ve görevsizlik kararı yönünden kesinleşen … Kadastro Mahkemesinin 1989/128 Esas, 2000/12 Karar sayılı dava dosyasının yargılamasında ve kararında, görülmekte olan davanın bir kısım davacıları (… … mirasçıları) taraf durumunu almamıştır. Açıklanan nedenlerle; kesin hüküm bulunmadığından, Mahkemece iddia ve savunma çerçevesinde taraf delilleri toplanarak tartışılması ve tüm deliller değerlendirildikten sonra talebin esası hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir … ” gerekçesiyle bozulmuş, Mahkemece, bozmaya uyulmak suretiyle yapılan yargılama sonucunda tapuya kayıtlı taşınmazlarda harici satım geçerli olmadığından tapu iptal ve tescil isteğinin reddine, sözleşmenin geçersizliği halinde iade yükümlülüğü doğacağı gerekçesiyle de 142.838,68 TL’nin davalılardan tahsiline dair verilen karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Dava, harici satıma dayalı tapu iptal ve tescil, aksi takdirde alacak isteğine ilişkindir.
1.Dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığına göre davalılar vekilinin tüm, davacılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddine,
2-.Davacılar vekilinin faiz isteğine yönelik temyiz itirazına gelince;
Davacılar vekilinin, 18.12.2014 tarihli ıslah dilekçesi ile dava değerini 142.838,68 TL olarak ıslah ettiği ve aynı dilekçe ile de bedele yasal faiz uygulanmasını talep ederek, ıslahını 22.12.2014 tarihinde harçlandırdığı halde faiz talebi değerlendirilmeden karar verilmesi doğru değil ise de; anılan hususun düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını zorunlu kılmadığından, Mahkeme kararının düzeltilerek onanması uygun görülmüştür (HUMK m. 438/7, HMK 370/2).
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte yazılı nedenlerle davalılar vekilinin tüm, davacılar vekilinin sair temyiz itirazları yerinde görülmediğinden, REDDİNE, (2) numaralı bentte yazılı nedenle davacılar vekilinin faiz isteğine yönelik temyiz itirazının kabulü ile, kararın 2. parağrafına 142.838,68 TL’nin ibaresinden sonra gelmek üzere ” … ıslah tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte … ” ibaresinin eklenmesine, 6100 sayılı HMK’nin geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 438/7. maddesi uyarınca hükmün bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 2.037,00 TL avukatlık ücretinin davalılardan alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan davacıya verilmesinetaraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
2.439,35 peşin harcın onama harcına mahsubi ile kalan 6.585,96 TL’nin davalılardan alınmasına, peşin harcın istek halinde davacılara iadesine 15.10.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.