Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2017/2307 E. 2017/13334 K. 19.10.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/2307
KARAR NO : 2017/13334
KARAR TARİHİ : 19.10.2017

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Nüfusta Anne Adının Düzeltilmesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı … tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR
Dava dilekçesinde, vasisi bulunduğu kısıtlı annesi …’ın nüfusunda kayıtlı ….. anneleri olmadığı iddiası ile anne adlarının düzeltilmesi istenmiş; mahkemece, davanın kabulü ile çocukların nüfus kayıtlarında Hacer olan anne adlarının silinerek anne adlarının … olarak nüfusa kayıt ve tesciline dair verilen karar davalı … tarafından aktif husumet, taraf teşkili, düzeltilen kayıtlar itibari ile çelişki oluşturulması ve idareyi işlem yapmaya zorlayacak şekilde hüküm kurulması gerekçeleri ile temyiz edilmiştir.
Dava, çocuklar R….. annelerinin kısıtlı Hacer olmadığının tespiti ile nüfus kayıtlarının buna göre düzeltilmesi istemine ilişkin olup, kısıtlı adına vasisi tarafından açılmıştır.
1-Davacı …, davadan önce Alaplı Sulh Hukuk Mahkemesinin 2013/466-2014/48 sayı ve 30.01.2014 tarihli karar ile TMK 405.madde kapsamında kısıtlanarak kendisine kızı … vasi olarak atanmış, hüküm 17.03.2014 tarihinde kesinleşmiştir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 448. maddesinde, vasinin, vesayet altındaki kişiyi bütün hukuki işlemlerinde temsil edeceği; 462. maddesinin 8. bendinde de, vasinin, vesayet makamından izin almak koşuluyla kısıtlı adına dava açabileceği, 465. maddesinde ise vesayet makamının iznine tabi olan işlem, izin alınmaksızın yapılırsa, vasinin yaptığı bu muamelenin vesayet altındaki kişiyi bağlamayacağı hükme bağlanmıştır.
Dava ehliyeti, kişinin bizzat veya vekili aracılığıyla bir davayı davacı veya davalı olarak takip etme ve usuli işlemleri yapabilme ehliyetidir. Dava ehliyeti, medeni hakları kullanma ehliyetinin usul hukukunda büründüğü şekildir; dolayısıyla, medeni hakları kullanma ehliyetine (fiil ehliyetine) sahip gerçek ve tüzel kişiler dava ehliyetine de sahiptirler. Temyiz kudretinden yoksun olan kişileri de davada kanuni temsilcileri temsil eder.
HMKnın 114. maddesinde; tarafların, taraf ve dava ehliyetine sahip olmaları, kanuni temsilin söz konusu olduğu hallerde, temsilcinin gerekli niteliği haiz bulunması, dava takip yetkisine sahip olunması, vekil aracılığıyla takip edilen davalarda, vekilin davaya vekalet ehliyetine sahip olması ve usulüne uygun olarak düzenlenmiş bir vekaletnamesinin bulunması hususları, dava şartları olarak belirtilmiştir. HMKnın 115. maddesine göre de mahkeme, dava şartlarının incelenmesinde, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın

her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine hükmeder. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için vereceği kesin süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder.
Dava şartı noksanlığı, mahkemece, davanın esasına girilmesinden önce fark edilmemiş, taraflarca ileri sürülmemiş ve fakat hüküm anında bu noksanlık giderilmişse, başlangıçtaki dava şartı noksanlığından ötürü, dava usulden reddedilemez.
Mahkemece, 4721 sayılı TMKnın 462/8. maddesi uyarınca husumete izin kararı alınması için vasiye süre verilerek, husumete izin kararı verilmesi halinde işin incelenmesi gerekirken, dava şartı noksanlığı giderilmeden işin esası incelenerek davanın kabulüne karar verilmesi,
2- Taraf teşkili dava şartı olup, davanın her aşamasında mahkemece re’sen dikkat edilmesi gereken bir olgudur ve mahkemenin, dava dilekçesi ve duruşma gününü taraflara kendiliğinden tebliğ edip taraf teşkilini sağlaması, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun amir hükmü gereğidir (Hukuk Genel Kurulunun 04.03.2009 gün ve 2009/9-52-105 esas, karar; 14.04.2010 gün ve 2010/21-200-216 esas, karar sayılı ilamları).
Bu husus kamu düzenine ilişkin olmakla yargılamanın her aşamasında re’sen nazara alınması gerektiğinden, usulü kazanılmış hakkın da istisnasıdır.
Somut olaya gelince; anne adları düzeltilmek istenilen çocukların anne ve babasının boşandıkları, çocukların velayetinin velayetin değiştirilmesi davası sonucu baba …. verildiği, ancak davada çocukları adına babaları Şeref davaya dahil edilmediği gibi anne olduğu iddia edilen…….da davaya dahil edilmemiştir. Taraf teşkiline ilişkin bu husus dava şartı olup, kamu düzenine ilişkin olmakla davanın her aşamasında mahkemece re’sen dikkat edilmesi gereken bir olgudur.
Yerel mahkemece, yukarıda belirtilen maddi ve hukuki olgular dikkate alınmadan taraf teşkili sağlanmaksızın davanın esasına girilerek hüküm kurulması,
3- Görülen davada, baba ile davaya konu küçük çocuklar arasında menfaat çatışması bulunduğundan Türk Medeni Kanununun 426/2. maddesi gereğince çocukları davada temsil etmek üzere kayyım atanması için vesayet makamına ihbarda bulunulması, açılan davanın sonucunun beklenilmesi, çocukları temsilen atanan kayyımın davaya katılması sağlanarak, gösterdiği takdirde delilleri toplanıp sonucu uyarınca bir karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi,
Kabule göre de;
4-Gerekçeli karar başlığında davacı olarak … yerine yasal temsilci vasi … davacı olarak, …’ın ise ilgili kişi olarak gösterilmesi,
5-Davayı takip eden Av. …’a verilen vekaletnamenin kısıtlı adına vasi tarafından verilmesi gerekirken doğrudan vasinin şahsı adına vekaletname verilmiş olması, doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Davalı … müdürlüğünün temyiz itirazlarının kabulü ile usul ve kanuna uygun bulunmayan hükmün 6100 sayılı HMKnun Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMKnın 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenlerine göre şimdilik sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMKnın 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
19.10.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.