YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/3018
KARAR NO : 2017/15725
KARAR TARİHİ : 28.11.2017
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup, hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay’ca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 28.11.2017 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davacılar vekili Av……ve karşı taraftan kısıtlanması istenilen vekili Av. … geldiler. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Dava dilekçesinde, kısıtlanması istenilen…’in 20.04.1927 doğumlu olduğu, eşinin ölümünden sonra müstakil ev sahibi olmasına rağmen çoğunlukla kızı ….ile birlikte yaşadığı, ihtiyacı bulunmadağı halde kendisine ait bir taşınmazı değerinin çok altında kızı….. sattığı, başka bir taşınmazdaki kendi ve eşinden intikal eden payı ise kızı Güniz’e bağışladığı, taşınmaz devirlerini bu kızının baskı ve telkinleri ile yaptığı, yaşının ileri olması nedeniyle baskı ve telkinlere dayanabilecek fiziki ve mental gücü olmadığı, ileri sürülerek öncelikle vasi tayin edilmesi, olmazsa yasal danışman atanması istenilmiş; Mahkemece, kısıtlanması istenilen …. hakkında akıl sağlığı yönünden alınan sağlık kurulu raporu doğrultunda davanın reddine dair verilen karar, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 405, 406 ve 408. maddeleri kapsamında kalan, akıl sağlığı, malvarlığını kötü yönetme ve yaşlılık sebeplerine dayalı kısıtlanma kararı olmazsa 429.maddeye göre yasal danışman atanması istemine ilişkindir.
Türk Medeni Kanununun 406. maddesinde; “Savurganlığı, alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığı, kötü yaşama tarzı veya malvarlığını kötü yönetmesi sebebiyle kendisini veya ailesini darlık veya yoksulluğa düşürme tehlikesine yol açan ve bu yüzden devamlı korunmaya ve bakıma muhtaç olan ya da başkalarının güvenliğini tehdit eden her ergin kısıtlanır.” hükmü ile aynı Kanunun 429. maddesinde kısıtlanması için yeterli sebep bulunmamakla beraber korunması bakımından fiil ehliyetinin sınırlanması gerekli görülen ergin kişiye bir yasal danışman atanacağı; 431. maddesinde ise, “Vasinin atanması usulüne ilişkin kuralların kayyım ve yasal danışman atanmasında da uygulanacağı.” hükümleri yer almakta olup, dava dilekçesinde kısıtlanması istenilen…’in malvarlığını kötü yönettiği iddia edilmiş olup öncelikle vasi atanması olmazsa yasal danışman atanması istenmesine rağmen; alınan sağlık kurulu raporunda sadece 405. madde kapsamında akıl sağlığı yönünden vasi tayini gerekip gerekmediği değerlendirilmiş, yasal danışman atanması yönünden bir değerlendirme yapılmadığı gibi mahkemece de malvarlığını kötü yönetme ve yasal danışman atanması yönleri itibari ile herhangi bir değerlendirme yapılmadığı anlaşılmaktadır.
Vesayet hakkındaki hükümlerin kamu düzeni ile yakından ilgili olduğu, Mahkemece; re’sen araştırma yapılabileceği de gözetilerek, Türk Medeni Kanununun 406. maddesinde yer alan hususlar yönünden kısıtlanması istenilen…’in mevcut malvarlığının tespiti, tapuda devrettiği iddia edilen taşınmazın tapu bilgileri taraflardan sorularak satış bedelinin gerçek değerinin altında olup olmadığı ve banka hesap hareketlerini gösterir kayıtların getirtilerek olağanüstü harcama bulunup bulunmadığı böyle bir devir mevcutsa bu tasarrufların kendisini veya ailesini darlık ve yoksulluğa düşürme tehlikesine yol açıp açmadığı Yargıtay denetimine imkan verecek şekilde tespit edilmesi için re’sen ve tarafların gösterecekleri delillerin toplanıp değerlendirilmesi yapılarak oluşacak sonucuna göre öncelikle kısıtlanmasını gerektirir bir neden bulunup bulunmadığı, bulunmuyorsa Türk Medeni Kanunu’nun 429. maddesi gereğince yasal danışman atanmasını gerektiren bir durum olup olmadığının belirlenmesi amacıyla rapor alınarak oluşacak sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırma ile davanın reddi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Davacılar vekilinin temyiz itirazları yukarıda gösterilen nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün, 6100 sayılı HMK’nın Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’nın 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA,Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Askari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 1.480,00 TL Avukatlık ücretinin kısıtlanması istenilenden alınarak Yargıtay duruşmasında Avukat marifetiyle temsil olunan davacılara verilmesine, HUMK’nın 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, 28.11.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.