YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/3771
KARAR NO : 2017/11682
KARAR TARİHİ : 27.09.2017
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı alacaklı 01.02.2015 başlangıç tarihli yazılı kira akdine dayanarak 22.05.2015 tarihinde haciz ve tahliye istemli olarak başlattığı icra takibi ile 2015 yılı Şubat ayı bakiye kira alacağı ile 2015 yılı Mart ve Nisan ayları kira alacağı 4.100,00 TL’nin faiziyle tahsilini talep etmiş, ödeme emri davalı borçluya 29.05.2015 tarihinde tebliğ edilmiştir. Davalı borçlu 02.06.2015 tarihli itiraz dilekçesinde, alacaklıya borcu bulunmadığını, alacaklı ile aralarında tahliyeye konu olacak geçerli bir kira sözleşmesi bulunmadığını ileri sürerek borca, ferilerine ve dayanak kira sözleşmesine itiraz etmiştir. Ödeme emrine davalı borçlu tarafından itiraz edilmesi üzerine, davacı alacaklı icra mahkemesine başvurarak itirazın kaldırılması ve tahliye isteminde bulunmuştur. Davalı cevap dilekçesinde, borcunu zamanında davacı …’nun dükkan komşusu Yağmur Bakliyat’a ödediğini ve onlardan paranın teslimine ilişkin yazılı kağıt aldığını, kendisinden parayı alan Yağmur Bakliyat’ın çalışanlarının parayı….a ödediklerini, davacıya kira borcunun bulunmadığını bildirerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, borçlu kiracı ile alacaklı kiralayan arasındaki kira sözleşmesinin adi yazılı kira sözleşmesi olup, borçlu kiracının itirazında alacaklı ile arasındaki kira sözleşmesine itiraz ederek bu sözleşmeyi kabul etmediği gerekçesiyle davanın reddine karar vermiş, karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kira alacağının tahsili için başlatılan takibe itirazın kaldırılması ve tahliye istemlerine ilişkindir.
Taraflar arasında 01.02.2015 başlangıç tarihli, 2 yıl süreli kira sözleşmesinin varlığı hususunda uyuşmazlık yoktur. Nitekim davalı borçlu takibe karşı itirazında, davacı alacaklı ile aralarındaki kira ilişkisine ve kira sözleşmesindeki imzasına karşı çıkmamış, alacaklı görünen şahsa herhangi bir borcu olmadığını ileri sürerek takibe ve borca itiraz etmiştir. Davalı borçlu yargılama sırasındaki beyanında da kira ilişkisini inkar etmemiş, aksine kira bedellerinin ödendiğini ileri sürmüştür. İİK’nun 269/2. maddesi hükmüne göre borçlu itirazında kira akdini ve varsa buna ait sözleşmedeki imzasını açık ve kesin olarak reddetmezse akdi ve kira ilişkisini kabul etmiş sayılır. İİK’nun 63. maddesine göre de davalı borçlu itiraz sebeplerini değiştiremez genişletemez. Davalı borçlu az önce değinildiği gibi itirazında kira sözleşmesindeki imzasını açıkça reddetmeyip, borca itirazda bulunduğundan kira ilişkisinin ve borç miktarının kesinleştiğinin kabulü zorunludur. Bu durumda mahkemece işin esası incelenerek sonucuna göre bir karar vermek gerekirken, yazılı gerekçeyle istemin reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen Geçici 3. madde hükmü gözetilerek HUMK’nun 428.maddesi uyarınca kararın BOZULMASINA, taraflarca İİK’nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın temyiz edene iadesine, 27/09/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.