Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2017/3840 E. 2017/12187 K. 04.10.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/3840
KARAR NO : 2017/12187
KARAR TARİHİ : 04.10.2017

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İtirazın Kaldırılması ve Tahliye

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR

Davacı alacaklı 20.01.2012 başlangıç tarihli yazılı kira akdine dayanarak 17.04.2015 tarihinde haciz ve tahliye talepli olarak başlattığı icra takibi ile aylık 1.383,00 TL’den 2015 yılı Mart ayından Aralık ayına kadarki kira alacağı 13.830,00 TL’nin işlemiş faiziyle tahsilini talep etmiş, ödeme emri davalı borçluya 22.04.2015 tarihinde tebliğ edilmiştir. Davalı borçlu 22.04.2015 tarihli itiraz dilekçesinde, takibe dayanak kira kontratının tarafınca özgür ve hür iradesi ile imzalanmadığını, kira sözleşmesinin kiralayanın haklarını korumayı amaçlayan, tarafının ise haklarını ortadan kaldıran hükümler içerdiğini, davacının ödenmediğini iddia ettiği 2015 Mart ayı kira bedeli 1.383,00 TL’nin davacının hesabına 25.03.2015 tarihinde ödendiğini, bu durumda takip tarihi itibariyle borcunun bulunmadığının anlaşılacağını ileri sürerek borcun tamamına ve ferilerine itiraz etmiştir. Ödeme emrine davalı borçlu tarafından itiraz edilmesi üzerine, davacı alacaklı icra mahkemesine başvurarak itirazın kaldırılması ve tahliye isteminde bulunmuştur. Davacı vekili duruşma sırasındaki beyanında, tahliyenin gerçekleştiğini ve işlemiş faiz talebinden de vazgeçtiklerini bildirmiştir.
Mahkemece, davalı kiracının sözleşmedeki imzayı açık ve kesin olarak reddetmediğinden akdi kabul etmiş sayılacağı, borçlunun takibe konu kira ücretini ödediğini (İİK 269 d.68/I-III) maddelerinde yazılı belgelerden biri ile ispata zorunda olduğu, ancak davalının borcu ödediğine dair belge ibraz etmediği, davacı tarafın işlemiş faizden vazgeçtiği hususu da dikkate alınarak 13.830,00 TL asıl alacak miktarı üzerinden itirazın kaldırılmasına ve takibin kaldığı yerden devamına karar verilmiş, karar davalı tarafça temyiz edilmiştir.
Dava, kira alacağının tahsili için başlatılan takibe itirazın kaldırılması ve tahliye istemlerine ilişkindir.
İcra takibinde ve davada dayanılan ve hükme esas alınan 20.01.2012 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli kira sözleşmesi konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Kira sözleşmesinde kiralanan konut olarak kullanılmak üzere davalıya kiralanmıştır. Sözleşmenin özel şartlar bölümü 19. maddesinde, “Bir kira ödenmediği takdirde gelecek kiralar muacceliyet kespeder. Gelecek kiraların tahsiline gidilir” düzenlemesine yer verilmiştir. Davacı tarafından davalı aleyhine 17.04.2015 tarihinde başlatılan icra takibinde, 2015 Mart ayından Aralık ayına kadarki kira bedelleri toplamı işlemiş faizle birlikte 13.837,50 TL’nin tahsili talep edilmiştir.
Kiracı aleyhine düzenleme yasağı başlıklı 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanununun 346. Maddesinde; kiracıya kira bedeli ve yan giderler dışında başka bir ödeme yükümlülüğü getirilemeyeceği, özellikle kira bedelinin zamanında ödenmemesi halinde ceza koşulu ödeneceğine veya sonraki kira bedellerinin muaccel olacağına ilişkin anlaşmaların geçersiz olduğu hüküm altına alınmıştır.
Kiracıyı koruma amacıyla getirilen TBK.nun 346. maddesindeki bu yasal düzenlemenin kamu düzenine ilişkin olduğu kuşkusuzdur. Bununla birlikte 6217 Sayılı Yasanın geçici 2.maddesinde değişiklik yapan 6353 Sayılı Yasanın 53.maddesine göre; kiracının Türk Ticaret Kanunun’da tacir olarak sayılan kişiler ile özel hukuk ve kamu hukuku tüzel kişileri olduğu işyeri kiralarında 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanununun 323, 325, 331, 340, 343, 344, 346 ve 354’ncü maddelerinin 01.07.2012 tarihinden itibaren 8 yıl süreyle uygulanamayacağı, bu halde kira sözleşmelerinde bu maddelerde belirtilmiş olan konulara ilişkin olarak sözleşme serbestîsi gereği kira sözleşmesi hükümlerinin tatbik olunacağı da öngörülmektedir.
Taraflar arasında düzenlenen kira sözleşmesinin özel şartlar bölümünün 19. maddesinde muacceliyet koşuluna yer verildiği görülmekte ise de, yeni yasal düzenleme karşısında bu koşulun davalı kiracının sıfatı ve kiralananın niteliğine göre geçersiz hale geldiğinin kabulü gerekir. Bu durumda mahkemece, takip tarihi itibariyle muaccel hale gelen 2015 yılı Mart ayı kira alacağının ödenip ödenmediği araştırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde muacceliyet şartı gereği talep edilen 2015 yılı Nisan-Mayıs-Haziran-Temmuz-Ağustos-Eylül-Ekim-Kasım-Aralık ayları kira bedeli yönünden de itirazın kaldırılmasına karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca kararın BOZULMASINA, taraflarca İİK’nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 04/10/2017 tarihinde oybirliğiyle kabul edildi.