Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2017/4079 E. 2017/14347 K. 01.11.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/4079
KARAR NO : 2017/14347
KARAR TARİHİ : 01.11.2017

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

K A R A R

Davacı alacaklı 23.08.2010 başlangıç tarihli yazılı kira akdine dayanarak 16.04.2015 tarihinde haciz ve tahliye talepli olarak başlattığı icra takibi ile 2013 yılı Ocak ayından 2015 yılı Nisan ayına kadarki kira alacağı 16.200,00 TL’nin tahsilini talep etmiş, ödeme emri davalı borçluya 22.04.2015 tarihinde tebliğ edilmiştir. Davalı borçlu 29.04.2015 tarihli itiraz dilekçesinde, alacaklıya kira bedellerini elden ödemekte olduğunu, alacaklıya 6.000 TL kira borcu olduğunu, ayrıca kira sözleşmesinde kira bedelinin 500 TL olduğunu, en son kirasının ise 600 TL olduğu halde aylık 700 TL’den talep edilen kira bedellerine itiraz ettiğini bildirmiştir. Ödeme emrine davalı borçlu tarafından itiraz edilmesi üzerine, davacı alacaklı icra mahkemesine başvurarak itirazın kaldırılması ve tahliye isteminde bulunmuştur.
Mahkemece, davalı borçlu …’ın takip dosyasına kısmi itirazda bulunduğu, ancak 09/09/2015 tarihli duruşmadaki beyanında, borcu kabul ettiği ve taksitler halinde ödemek istediğini beyan ettiğinin anlaşıldığı gerekçesiyle, davalı borçlu …’ın icra takibine yönelik kısmi itirazının kaldırılarak takibin devamına ve tahliyeye karar verilmiş, karar davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kira alacağının tahsili için başlatılan takibe itirazın kaldırılması ve tahliye istemlerine ilişkindir.
1-Davalının tahliyeye yönelik temyiz itirazları yönünden;
Türk Borçlar Kanunu’nun 315.maddesi hükmü uyarınca temerrüt nedeniyle açılacak tahliye davasının kural olarak kiralayan tarafından açılması gerekir. Kiralayanlar birden fazla ise aralarında zorunlu dava arkadaşlığı bulunduğundan ihtarnameyi birlikte göndermeleri ve yine davayı da birlikte açmaları zorunludur. Kiralayan durumunda olmayan malik veya kiralananı sonradan iktisap eden yeni malikin önceden kiracıya ihbar göndererek kira paralarının kendisine ödenmesini istemesi bu ihbarın sonuçsuz kalması halinde yasal içerikli ihtarname tebliğ ettirmek suretiyle dava açması gerekir. Kiralanan paylı mülkiyete konu ise, pay ve paydaş çoğunluğunun sağlanması, elbirliği mülkiyetine tabi ise, tüm ortakların davaya katılmaları gerekir. Dava hakkına ilişkin bu husus mahkemece kendiliğinden gözönünde bulundurulmalıdır.
Olayımızda, takibe dayanak yapılan ve karara esas alınan 23.08.2010 başlangıç tarihli kira sözleşmesi konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Sözleşme, kiraya veren olarak dava dışı Bedriye Üzüm ve davacı … ile davalı kiracı … arasında düzenlenmiştir. Kiraya verenlerden birinin sözleşmedeki kira bedelinden payına düşen kısmın tahsili için icra takibi yapmasında bir usulsüzlük bulunmamaktadır. Ancak kiraya verenlerin birden fazla olması halinde temerrüt nedeniyle tahliye kararı verilebilmesi için icra takibinin tüm kiralayanlar tarafından yapılması ve davanın da birlikte açılması zorunludur. Bu husus kamu düzenine ilişkin olup mahkemece kendiliğinden göz önünde bulundurulmalıdır. Oysaki temerrüt ihtarnamesi yerine geçen icra takibi kiraya verenlerden yalnızca … tarafından yapılmıştır. Davanın açılmasındaki noksanlığın sonradan giderilmesi mümkün ise de icra takibindeki eksikliğin sonradan giderilmesi mümkün bulunmadığından, mahkemece tahliye isteminin reddine karar verilmesi gerekirken kiralananın tahliyesine karar verilmesi doğru değildir.
2- Davalının alacağa yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Davaya dayanak kira sözleşmesinde kiraya verenler davacı … ve dava dışı Bedriye Üzümdür. İcra takibini yapan davacı kiralayanlardan biri olup sözleşmedeki kira bedelinden payına düşen kısım için icra takibi yapmasında bir usulsüzlük bulunmamaktadır. Mahkemece davacının hissesi oranında alacağa hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde alacağın tümü yönünden değerlendirme yapılarak karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda (1) ve (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca kararın BOZULMASINA, taraflarca İİK’nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 01.11.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.