YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/4096
KARAR NO : 2017/13762
KARAR TARİHİ : 25.10.2017
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı alacaklılar 01.01.2013 başlangıç tarihli yazılı kira akdine dayanarak 20.05.2015 tarihinde başlattığı icra takibi ile aylık 1.500,00 TL’den 2014 yılı Ağustos ayından 2015 yılı Mayıs ayına kadarki 10 aylık kira alacağı 15.000,00 TL’nin faiziyle tahsilini talep etmiş, ödeme emri davalı borçlulara 25.05.2015 tarihinde tebliğ edilmiştir. Davalı borçlu kefil … vekili 01.06.2015 tarihli itiraz dilekçesinde, müvekkilinin alacaklı görünen kişiye herhangi bir borcu bulunmadığını bildirerek takibe, borca ve faize itiraz etmiştir. Davalı borçlu kiracı şirket vekili 01.06.2015 tarihli itiraz dilekçesinde, öncelikle ödeme emrinin usulsüz olarak tebliğ edildiğini, ayrıca müvekkili şirketin alacaklı görünen kişiye herhangi bir borcunun bulunmadığını bildirerek takibe, borca, faize itiraz etmiştir. Ödeme emrine davalı borçlular tarafından itiraz edilmesi üzerine, davacı alacaklılar icra mahkemesine başvurarak itirazın kaldırılması isteminde bulunmuştur.
Mahkemece, borçlular hakkında haciz ve tahliye istemli takip yapıldığı, ödeme emrinin borçlulara tebliğ edildiği, davalı borçluların kira ilişkisine açıkça karşı çıkmadığı, borca itiraz ettikleri, bu durumda takipteki kira miktarının da kesinleştiği, bu durumda davalı borçluların borcun ödendiğini İİK 269/c maddesinde yazılı belgelerden biri ile kanıtlamak zorunda olduğu, davalı tarafın dosyaya ödemeyi ispatlar nitelikte delil sunmadığı gerekçesi ile davanın kabulü ve davalı borçlu tarafından yapılan itirazının kaldırılmasına, takibin devamına karar verilmiş, karar davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kira alacağının tahsili için başlatılan takibe itirazın kaldırılması istemine ilişkindir.
Mahkeme kararlarında nelerin yazılacağı yürürlükten kaldırılan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 388.maddesi ile bunun karşılığı olarak düzenlenen ve 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297/2 maddesinde belirtilmiştir. Buna göre karar, tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri kapsar. Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Hüküm gerekçesi dosya içeriğine uygun olmak zorundadır.
Olayımıza gelince; dava, toplam 15.000,00 TL kira alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın kaldırılması istemine ilişkin olup, davalı olarak kiracı şirket ve müteselsil kefil … gösterilmiştir. Mahkemece her bir davalı hakkında yukarıda yapılan açıklamalar gözetilerek ayrı ayrı hüküm kurulup, infazda tereddüt yaratmayacak şekilde karar verilmesi gerekirken davanın kabulü ile hangi davalı olduğu işaret edilmeksizin davalının itirazının kaldırılmasına şeklinde karar verilmesi doğru değildir.
Karar bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca kararın BOZULMASINA, taraflarca İİK’nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 25.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.