YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/4129
KARAR NO : 2017/15580
KARAR TARİHİ : 27.11.2017
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalılar tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili; davalıların takibe konu taşınmazı 01.04.2014 başlangıç tarihli kira sözleşmesi ile kiraladıklarını, kiracı …’in ilk yıl kirasını peşin olarak verdiğini, diğer yıllar kirası için …’in kefil olduğunu, 2015 – 2016 dönemi kira bedelinin ödenmemesi sebebi ile davalılar aleyhine takibe geçildiğini, kiracı … hakkında takibin kesinleştiğini, kefil …’in borca ve takibe itiraz ettiğini, taşınmazın hali hazırda tahliye edilmemiş olduğunu, ödeme süresi içinde kira bedelinin tamamınında ödenmediğini belirterek itirazın kaldırılması ile taşınmazın tahliyesini talep etmiştir.
Davalılar davanın reddini savunmuş, mahkemece, davalı borçluların itirazının kaldırılmasına, takip dosyasındaki taşınmazdan tahliyeye ve asıl alağın %20’si oranında icra inkar tazminatının davalı taraftan alınmasına karar verilmiş, karar davalı asıller tarafından temyiz edilmiştir.
Dava itirazın kaldırılması ve tahliye istemine ilişkindir.
1- Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine, takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davalıların tahliye kararına yönelik temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2- Davalı kefil …’in temyiz itirazlarının incelemesinde; Davada dayanılan 01/04/2014 başlangıç tarihli ve 1 yıl süreli kira sözleşmesi konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davalılardan … sözleşmeyi kiracı olarak, davalı … kefil olarak imzalamışlardır. Taraflar arasındaki kira sözleşmesi 01/04/2014 tarihli olup, 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun yürürlüğe girmesinden sonra imzalanmıştır. Bu nedenle kefaletin şartlarının 6098 Sayılı Yasa hükümlerine göre belirlenmesi gerekir. TBK.nun kefalet sözleşmesinde şekil şartını düzenleyen 583.maddesi “Kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azami miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azami miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır.” hükmünü içermektedir. Taraflar arasındaki kira sözleşmesinde kefilin sorumlu olduğu azami miktar ve kefalet tarihine ilişkin el yazısı ile yazılmış bir ibare bulunmamaktadır. Bu durumda TBK.nun 583.maddesinde belirtilen şekil şartlarına uyulmadan yapılan kefalet sözleşmesi geçersiz olduğundan, mahkemece davalı kefil … hakkındaki davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
3- Davalı kiracı …’in temyiz itirazlarına gelince; İcra takip dosyasında örnek 13 ödeme emri kiracı borçlu …’e 24.07.2015 tarihinde tebliğ edilmiştir. Bu borçlu yönünden takip itiraza uğramaksızın kesinleşmiştir. Davalı kiracının itirazı olmadığı halde bu davalı yönünden de itirazın kaldırılmasına karar verilmesi yerinde olmamıştır.
Karar bu nedenler ile bozulmalıdır.
SONUÇ: Açıklanan nedenler ile davalıların temyiz itirazlarının yukarıda (1) numaralı bentte yazılı sebepler ile rettine, (2) ve (3) numaralı bentte yazılı sebepler ile kabulüne, Mahkeme kararının İİK’nun 366/3. maddesi ve 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde temyiz eden davalılara iadesine 27.11.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.