Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2017/5727 E. 2020/2897 K. 03.06.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/5727
KARAR NO : 2020/2897
KARAR TARİHİ : 03.06.2020

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı üçüncü kişi vekili, 06.01.2010 tarihinde müvekkilinin adresinde haczedilen menkullerin … Cam San. ve Tic. Ltd. Şti.ye ait olduğunu, borçlu … Tekstil… Şti.nin 17.05.1993 tarihinde kurulduğunu, şirketin iştigal konusunun her türlü tekstil ürünlerinin imalatını gerçekleştirmek, pazarlaması ve yurt dışına ihracatını yapmak olarak belirlendiğini, cam imalatı ve ticaretinin borçlu şirketin faaliyet konuları arasında bulunmadığını, haczedilen menkullerin cam imalatı ile ilgili makine aksamı olup tekstil konusu ile ilgili makine ve aksamın mevcut olmadığını, borçlu Şirketin 18.05.2006 tarihinden bu yana faaliyetinin bulunmadığını, borçlu şirketin merkezinin aslında farklı bir adres olduğunu, ancak … Cam… Şirketinin kurulmasından sonra ve tekstil sektörünün de krize girmesi nedeniyle idari kolaylık olması bakımından şirket merkezini … Cam… Şirketinin adresine naklettiklerini, ancak borçlu şirket adına burada hiçbir faaliyette bulunulmadığını, haczedilen menkuller ile borçlu şirketin hiçbir ilişkisinin bulunmaması nedeni ile davanın kabulüne ve hacizlerin kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, müvekkilinin borçlu şirketin ortağı olduğunu, şirket ortaklığından çıkmaya izin verilmesine ilişkin dosyanın müvekkili lehine sonuçlandığını, ödeme emrinin tebliğ edildiği adreste yapılan haczin borçlu şirket yetkilisi … huzurunda icra edildiğini, istihkak iddia eden … Cam Sanayi… Şirketi ile borçlu şirketin aynı şirket olduğunu, borçlu şirketin malvarlığı elden çıkartılarak davacı şirkete makine ve teçhizat alındığını, davacı üçüncü kişi şirketin aynı adreste şirket kurarak borçlu şirketin içini boşalttığını ve elde edilen paraları davacı … Cam… Şirketine aktardığını, ayrıca davacı şirketin iştigal konularından sadece birinin cam işi olduğunu, borçlu şirketin faaliyet konusunun tamamının davacı şirketin de faaliyet konusu içinde olduğunu savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece; davacı üçüncü kişi şirketin 07.05.2004 tarihinde, … …, Kevser … ve … tarafından, cam imalatı ve ticareti iştigal konusu ile kurulmuş olduğu, borçlu şirketin, 21.05.1993 tarihinde, … …, …, …, … ve … tarafından, tekstil iştigal konusu ile kurulmuş olduğu, davacı üçüncü kişi şirket ortakları … … ile …’nin, borçlu şirket ortakları arasında da bulundukları, fakat her iki şirketin farklı tarihlerde ve farklı iştigal konusu ile kurulmuş olduğu, … … ve …’nin bir şirkette ortak olmalarının, farklı alanda bir şirket kurmalarına engel herhangi bir yasal mevzuat bulunmadığı, borçlu şirketin davalı/alacaklı … dışında başkaca ortaklarının da bulunduğu, mahcuz mallardan rodaj ve Bizote makinelerinin, finansal kiralama (Leasing) yolu ile … Finansal Kiralama A.Ş.den kiralanmış olup borçlu şirkete ait olmadıklarının açık olduğu, diğer mahcuzlara ilişkin faturalara göre bu malların mülkiyetinin de borçlu şirkete ait olmadığından bahisle davanın kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmiş, kararın davalı alacaklı tarafça temyizi üzerine Dairemizin 15.04.2014 tarihli ve 2013/23934 E. 2014/7198 K. sayılı ilamı ile; “Davacı üçüncü kişi şirket borcun doğum tarihinden sonra borçlu ile aynı yerde faaliyet göstermek üzere kurulmuştur. İki şirketin iştigal alanları farklı olmakla birlikte ortaklık yapısı ve aynı yerde faaliyet göstermeleri nedeni ile aralarında sıkı bir organik bağ vardır. Davalı alacaklı taraf, borçlunun mal varlığının borcun doğum tarihinden sonra örtülü olarak davacı üçüncü kişiye aktarıldığını savunmaktadır. Davacı üçüncü kişi şirket de tüm aşamalarda, borçlu şirketin 2006 yılından beri gayri faal olduğunu doğrulamaktadır. Mahkemece örtülü iş yeri devri ile ilgili gerekli araştırmalar yapılıp tamamlanmadan eksik inceleme ile karar verilmiştir. Gerçekten de; borçlu şirkete ait demirbaşların, taşınmazların, varsa araçların üçüncü kişi şirkete devredilip devredilmediği, iki şirketin ticari kayıtları üzerinde yaptırılacak bilirkişi incelemesi ile saptanırsa, borcun doğum tarihinden sonra örtülü iş yeri devri yapıldığı sonucuna varılmalı ve İİK’nin 44. maddesindeki gereklerin yerine getirildiğinin iddia ve ispat edilememesi karşısında, TBK’nin 202. maddesi uyarınca, devralanın da iki yıl süre ile işletmenin borçlarından sorumlu olacağı kuralı dikkate alınarak tüm mahcuzlar yönünden istihkak iddiası reddedilmelidir. Aksi kanaate varılması halinde davacının dayandığı Finansal Kiralama Sözleşmeleri ve ekli proforma faturaların temini ile bunlara ilişkin satın alma hakkının kullanılıp kullanılmadığı öncelikle belirlenmelidir. Davacı taraf mahcuzlara ilişkin satın alma hakkını kullanmamışsa mülkiyet kendisine geçmeyeceği için taraf sıfatının bulunmadığı gözetilerek bu mahcuzlar yönünden davası reddedilmeli, mülkiyet üçüncü kişiye geçmişse bu kez mahcuzların sözleşmeler kapsamında kalıp kalmadığı keşif ve bilirkişi incelemesi ile araştırılmalıdır. Bununla birlikte davacının sunduğu faturaların mahcuzlara uygunluğu yönünde de keşif ve bilirkişi incelemesi yapılarak sonucuna göre karar verilmelidir. Belirtilen tüm bu hususlar dikkate alınmadan eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak yazılı biçimde karar verilmesi hatalı olmuştur.” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyulmak suretiyle yapılan yargılama sonunda; borçlu ve üçüncü kişi şirketin farklı tarihlerde ve farklı iştigal konusu ile kurulmuş olduğu, borçlu şirketin başkaca ortaklarının da bulunduğu, ortakları aynı olsa da, farklı tüzel kişiliklere sahip iki şirketin, iştigal konusu içinde, farklı ekipmanlara sahip olmalarında ve demirbaşlarına dâhil etmelerinde yasal bir engel bulunmadığı, istihkak iddiasında bulunulan mahcuz malların nitelik ve değer bakımından çoğunluğunun mülkiyetinin Finansal Kiralama Sözleşmesi yoluyla edinilmesine göre de bu malların aynı işyerinde bulunmasının örtülü iş yeri devri olmadığı yönünde kanaate ulaşıldığı, davaya konu mahcuz mallardan bir kısmının finansal kiralama (Leasing) yolu ile kiralanmış olduğu ve satın alma hakkının kullanıldığı, buna göre mahcuzların mülkiyetinin üçüncü kişi şirkete intikal ettiği, Finansal Kiralama Sözleşmesi kapsamında olmayan mahcuzlara ilişkin 31.12.2010 tarihli faturalara göre bu malların mülkiyetinin de borçlu şirkete ait olmadığı, bu mahcuzların davacının kayıtlarına göre demirbaş listesinde yer alan mallar olduğu, tüm bu incelemeler karşısında; davacı şirket ile borçlu şirket arasında örtülü iş yeri devri bulunmadığı kanaatine varıldığından bahisle davanın kabulüne ve haczin kaldırılmasına karar verilmiş, karar davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK’nin 96 vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.
Dosya kapsamına alınan ticaret sicil kayıtlarına göre, borçlu şirket 21.05.1993 tarihinde … … ve … tarafından kurulmuştur. 17.04.1998 tarihinde yapılan hisse devri itibariyle borçlu şirket ortakları … …, … ve alacaklı …’dır. Borçlu şirkette 13.09.2000 tarihinde alınan karar ile alacaklı …’nın şirket ortaklığından çıkartılmasına, …’nın hissesini satın alan …’in şirkete ortak olarak kaydına karar verilmiştir. Ancak 09.12.2004 tarihinde, Denizli 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 06.03.2003 tarihli kararına istinaden …’in ortaklığının iptali ile …’nın yeniden ortaklığa kabulünün tescili sağlanmıştır. Ayrıca borçlu şirketin kuruluşundan bu yana kullanılagelen adresi borçlu şirket ortaklarından …, … … ve … tarafından alınan 01.05.2004 tarihli karar ile haciz adresine taşınmıştır. Üçüncü kişi … Cam San. Ve Tic. Ltd.Şti. de borcun doğum tarihinden sonra 07.05.2004 tarihinde haciz adresinde kurulmuştur. Buna göre haciz tarihi itibariyle üçüncü kişi ile borçlu şirketin faaliyet adresi haciz adresi olmakla, aynı adreste faaliyet gösterdikleri anlaşılmaktadır. Öte yandan borçlu şirketin haciz tarihi itibariyle ticaret sicil kayıtlarında adresi olarak görünen haciz adresi, haciz tarihinden bir gün sonra 07.01.2011 tarihinde başka bir adrese taşınmıştır. Her ne kadar yargılama sırasında dinlenilen tanıklar, borçlu şirket ile üçüncü kişi şirketin aynı adreste iştigal etmekteyken, borçlu şirketin faaliyet konusu olan tekstil imalatında meydana gelen tozun üçüncü kişi şirketin faaliyet alanı olan cam işine zarar vermesi nedeniyle borçlu şirketin başka bir adrese nakledildiğini bildirmişseler de, incelenen ticaret sicil kayıtlarından haciz tarihi itibariyle borçlu şirketin adresinin haciz adresi olduğu anlaşılmaktadır. Şirket ortaklık yapısı irdelendiğinde; davacı üçüncü kişi şirketin paydaşları … (50/45 pay), … … (50/2 pay) ve Kevser … (50/3 pay)’dir. Borçlu şirketin ortakları ise davalı alacaklı … (2.400/480 pay) yanında … (2.400/1.800 pay) ve … … (2.400/120 pay)dir. Borçlu şirkette de paydaş olan … ve … …’nin üçüncü kişi şirketteki payları oranı toplam 50/47 pay olup, kalan 3 pay sahibi Kevser …’nin de her iki şirkette hakim ortak olan …’nin eşi olduğu, buna göre borçlu şirket ile üçüncü kişi şirketin ortaklık yapıları benzer olup, üçüncü kişi şirketin, borçlu şirket ortağı … saf dışı bırakılarak diğer ortaklar ve hakim ortağın eşi tarafından kurulduğu anlaşılmaktadır. Ayrıca her ne kadar borçlu şirketin faaliyet konusu tekstil imalat ve ihracatı vs. ise de, üçüncü kişi şirketin kuruluşu ile birlikte yeni faaliyet konusu olan cam ürünlerinin imalatı, ticareti vs. alanında faaliyet gösterdiği anlaşılmaktadır. Nitekim hem davacı hem de davalı tanıkları da, tekstil ve cam işine ilişkin faaliyetlerin aynı adreste sürdürülürken, tekstil faaliyetlerine son verildiğini bildirmişlerdir. Belirtilen tüm bu nedenlerle borçlu şirket ile üçüncü kişi şirket arasında fiili ve organik bağ bulunduğu, borçlu şirkette de hakim ortak olan … ile … …’nin tüzel kişiliğin perdesine sığınarak alacaklıya karşı borçlarını ödemekten kaçındıkları anlaşılmaktadır. O halde, Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözönüne alınarak, davanın reddi yerine oluşa ve dosya içeriğine uygun düşmeyen gerekçe ile kabulüne yönelik hüküm kurulması doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün İİK’nin 366. ve HUMK’un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca İİK’nin 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 03.06.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.