YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/6790
KARAR NO : 2017/14112
KARAR TARİHİ : 30.10.2017
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün kısıtlı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Talep Eden … 1. Asliye Hukuk Mahkemesi; davacı İçişleri Bakanlığı ile kısıtlı adayı … arasında kurum zararı nedeniyle alacak davası açıldığını … hakkında … 10. Asliye Ceza Mahkemesince TMK md 32/1 ve CMK md 223/4-b gereğince ceza verilmesine yer olmadığına, koruma ve tedavi amaçlı güvenlik tedbirleri uygulanmasına karar verildiğini bu nedenle …’ya vasi tayini gerekip gerekmediği hususunda karar verilmesini istemiş; Mahkemece, 09.12.2015 tarihli raporda, kısıtlı adayı …’ya psikotik bozukluğu sebebi ile vasi tayini gerektiği ve Mahkemece dinlenilmesinde yarar olmadığının bildirildiği gerekçesiyle davanın kabulüne …’nun vesayet altına alınarak …’nun süresiz velayeti altına konulmasına dair verilen karar, kısıtlı adayı … vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Dava; kısıtlı adayının vesayet altına alınmasına ve vasi atanmasına ilişkindir.
Somut olayda; davanın açılması ile düzenlenen tensip tutanağı kısıtlı adayına tebliğ edilmeden kısıtlı adayı hakkında aldırılan raporda vasi tayini gerekli olduğunun ve Mahkemece dinlenmesine yarar bulunmadığının belirtilmesi üzerine Mahkemece duruşma açılmaksızın kısıtlı adayı ve vasinin beyanları alınmadan karar verilmiştir.
Savunma hakkı Anayasanın 36.maddesinde güvence altına alındığı gibi, karar tarihinde yürürlükte bulunan HMK.nun 27.maddesi hükmüne göre de, davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, başka bir anlatımla, davalıya savunma hakkını kullanma olanağı verilmeden hüküm kurulamaz. HMK.’nın 320/1.maddesinde “Mahkeme mümkün olan hallerde tarafları duruşmaya davet etmeden dosya üzerinden karar vereceği” belirtilmişse de bunun ancak ön inceleme aşamasında ve “mümkün olan hallerde” olduğu belirtilmek suretiyle yasanın uygulama alanı dar bir çerçeve ile belirlenmiştir. HMK.nın 27.maddesinde belirtildiği üzere, davanın taraflarının kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakları mevcut olup, bu hak çerçevesinde tarafların açıklama ve ispat hakkını kullanabilmeleri gerekmektedir. Hukuki dinlenilme hakkının usul hukukundaki bir diğer yansıması ise, HMK madde 297/ 1-c bendinde yer almış olup buna göre, Mahkemelerin gerekçeli kararlarında, tarafların iddia ve savunmalarının özeti, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan deliller, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi ile sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin belirtilmesi gerektiği vurgulanmaktadır. Hal böyle olunca, tarafların hukuki dinlenilme hakkı bağlamında ilk derece Mahkemesince duruşma yapılması kural olup, Mahkemece tarafların iddia ve savunmalarının toplanarak duruşma açılması ve tarafların açıklamaları dinlenildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmesi yerine dosya üzerinde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, kısıtlı adayı vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca usul ve yasaya aykırı kararın BOZULMASINA, HUMK’nun 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna,
30.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.