Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2017/6910 E. 2018/8527 K. 08.03.2018 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/6910
KARAR NO : 2018/8527
KARAR TARİHİ : 08.03.2018

MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Soybağının Reddi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR

Dava dilekçesinde, davalılar … ve …’in, davacı …’nin çocukları olmadığı, davacı baba ile davalı çocuklar arasındaki soybağının reddine karar verilmesi istenmiş; mahkemece, davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine dair verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 286 ve devamı maddelerinde düzenlenen baba tarafından çocuklar ve anne aleyhine açılan soybağının reddi davasıdır.
Soybağı, geniş anlamda bir kimsenin üst soyu ile olan kan bağını, biyolojik bağı dar anlamda soybağı ise, bir kimsenin sadece ana-babasıyla arasındaki bağı ifade etmektedir. Bir kişi (çocuk) ile kendilerinden biyolojik (genetik) olarak türemiş olduğu kişiler arasındaki bağa doğal soybağı (biyolojik nesep), hukuk düzeni tarafından aranan bazı koşulların gerçekleşmesiyle, bir çocuğun hukuki olarak bir ana-babaya bağlanması sonucunda, ana-baba ile çocuk arasında kurulan bu hukuki ilişkiye ise hukuki soybağı (hukuki nesep) denir. Buna göre soybağı, bir kimseyle ana-babası arasındaki doğal ve/veya hukuki bağ olarak tanımlanmaktadır.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’na göre, çocuk ile anne arasındaki hukuki soybağı doğumla; çocuk ile baba arasındaki hukuki soybağı ise anneyle evlilik, tanıma, babalık davasında verilen hüküm veya evlat edinmeyle kurulmaktadır. Baba ile çocuk arasında evlilik içinde doğmaya, babalık karinesine (TMK md. 285), dayalı olarak hukuken kurulmuş bulunan soybağı ilişkisinin ortadan kalkması ancak soybağının reddi ile söz konusu olabilmektedir. Soybağının reddi davasının başarıya ulaşarak çocuk ile babası arasındaki soybağının ortadan kalkması sonucunda çocuk, baba yönünden soybağı bulunmayan çocuk statüsüne girer. Anayasa Mahkemesi’nin 25.06.2009 tarih, 2008/30 E. ve 2009/96 K. sayılı kararında belirtildiği üzere, kişinin genetik-biyolojik kökeni kendisine ait olmayan çocuğu reddetme hakkı en temel haklarından birisidir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 286. maddesinde, kocanın, çocuk ve anne aleyhine açacağı soybağının reddi davası ile babalık karinesini çürütebileceği, 289. maddesinde ise kocanın soybağının reddi davasını doğumu ve baba olmadığını veya ananın gebe kaldığı sırada başka bir erkek ile cinsel ilişkide bulunduğunu öğrendiği tarihten başlayarak bir yıllık süre içinde açması gerektiği, gecikmeyi haklı kılan sebepler varsa bir yıllık sürenin bu sebebin ortadan kalkmasından sonra başlayacağı hükme bağlanmıştır. 289.maddede yer alan “her halde doğumdan başlayarak beş yıl” ibaresi Anayasa Mahkemesinin 25.06.2009 tarih ve 2008/30 Esas, 2009/96 Karar sayılı kararı ile iptal edilmiş, bu iptal kararı 07.10.2009 tarihli 27369 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Anayasa Mahkemesinin iptal kararı ile artık doğumdan itibaren 5 yıl içinde soybağının reddi davası açılamaması yönündeki hakdüşürücü süre engeli kaldırılmış, sadece öğrenmeden itibaren bir yıllık hakdüşürücü süre muhafaza edilmiştir.
Soybağının reddi davasında, davanın hak düşürücü sürede açılıp açılmadığı hususunda ve davanın temellendirilmesinde belirleyici olan “öğrenmenin”, ne zaman gerçekleştiği noktasında şüphenin öğrenme açısından yeterli olup olmadığı üzerinde durulmalıdır. Yerleşik Yargıtay uygulamalarında, yargılama dışında elde edilmiş babalık raporlarına özellikle hak düşürücü süre niteliğindeki dava açma süresinin öğrenme tarihinden itibaren başlayacağı, yani öğrenme vakıasının yargılama dışı babalık testi ile gerçekleşmesi anında hak düşürücü sürenin başlayacağı kabul edilmektedir. Dolayısı ile bir çocuğun kendisinden olmadığı yönünde şüphe duymak öğrenme açısından yeterli kabul edilemeyecektir.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden; davacı … ile davalı …’ın 27.09.1979 tarihinde evlendikleri ve 03.05.1995 tarihinde boşandıkları, soybağının reddi istenen …’in 25.05.1986 doğumlu olarak 20.05.2004 tarihinde, … ise 02.01.1987 doğumlu olarak 18.05.2004 tarihinde anne …’ın bildirimi üzerine nüfusa tescil edilmişler eldeki dava ise 24.02.2009 tarihinde açılmıştır. … ile davalı …’ın boşanmalarına dair … 3.Asliye Hukuk Mahkemesinin 08.12.1994 gün ve 1994/118-528 sayılı ilamı incelendiğinde tarafların evliliklerinden çocuklarının olmadığı, davalı anne …’ın … ve …’i boşanma ilamından yaklaşık on yıl sonra evlilik birliği içerisinde doğmuş olarak nüfusa tescil ettirdiği anlaşılmaktadır.
Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; soybağının reddi davası yönünden üst sınır olarak öngörülen doğumdan itibaren beş yıllık hakdüşürücü süre Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiğinden, soybağının reddi davası yönünden hakdüşürücü süreyi düzenleyen 289.maddeki sürenin başlangıcı mahiyetindeki “öğrenme” olgusunun ise somut olayda gerçekleşmediği anlaşılmakla, mahkemece davanın süresi içinde açıldığı kabul edilerek işin esasına girilip, iddia doğrultusunda taraf delillerinin toplanması, soğbağının tespiti yönünden gerekli DNA incelemesi de yaptırılarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, davanın hakdüşürücü süreden reddi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Davacının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, yukarıda açıklanan nedenlerle 6100 sayılı HMK’nın Geçici 3. maddesi ve 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca HUMK’nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, istek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine, 08.03.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.