YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/7254
KARAR NO : 2018/473
KARAR TARİHİ : 16.01.2018
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Kayyım Atanması
Hasımsız görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı … vekili, 2472 ada 44 parsel sayılı taşınmaz maliklerinden adresi ve kimliği tespit edilemeyen … (… … Karısı): … kızı, … (…): … kızı, … (…): … oğlu, … (…): … oğluna Hazinenin hak ve menfaatlerinin korunması için 3561 sayılı Kanun gereğince İl Defterdarının kayyım olarak atanmasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, taşınmazda kamulaştırma işlemlerinin devam ettiği, bu aşamada Hazinenin menfaatinin bulunmadığı ve kayyım tayinine ilişkin Kanunun aradığı şartların oluşmadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmesi üzerine, hüküm; davacı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 4721 sayılı TMK’nun 427. maddesi ile 3561 sayılı Kanuna dayalı olarak açılan kayyım atanması istemine ilişkindir. Anılan Kanunun amacı 1. maddesinde “Bu Kanunun amacı, bir kimsenin uzun süreden beri bulunamaması veya oturduğu yerin bilinememesi nedeniyle malvarlıkları üzerinde … menfaatinin korunmasını sağlamak üzere; mahallin en büyük mal memurunun kayyım olarak atanması, yetkileri, yetki devri, kayyımlık mallarının yönetimi ve giderleri, kayyım ve görevli personele ödenecek ücretler ile diğer hususlara ilişkin usul ve esasları düzenlemektir.” biçiminde açıklanmıştır. Anılan Kanunun 2. maddesinde ise “22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun 427 nci maddesine göre, bir kimsenin uzun süreden beri bulunamaması veya oturduğu yerin bilinememesi veya ortada bulunmayan ve miras açıldığında sağ olup olmadığı ispatlanamayan mirasçının payının resmen yönetilmesi amacıyla kayyım atanmasının gerektiği hallerde, vesayet makamı; bu kimselerin malları üzerinde …’nin hak ve menfaati bulunup bulunmadığını, mahallin en büyük mal memurluğundan araştırır. …’nin hak ve menfaatinin söz konusu olduğunun anlaşılması hâlinde, mahallin en büyük mal memurunu yönetim kayyımı tayin eder.” hükmü öngörülmüştür.
Somut uyuşmazlığa gelince, dosyadaki bilgi ve belgelerden, 2472 ada 44 parseldeki taşınmazın; … (… … Karısı): … kızı (5/62 hisse) , … (…): … kızı (10/62 hisse), … (…): … oğlu (35/62 hisse), Salim
-//-
(…): … oğlu (2/62 hisse) adlarına 4.5.1965 tarihinde kadastro nedeniyle tapuya tescil edildiği, Belediye Başkanlığının 10.2.2012 tarihli … …arı varisleri … …, … B…a hitaben yazılı ..735-1606/1607 sayılı kamulaştırma konulu yazılarında; dava konusu yerin şehir imar planında ” kültür alanı, otopark ve yol” olarak işaretli olduğu, 23.2.2011 günlü encümen kararı ile kamulaştırmasının kabul edildiği, anlaşma ve uzlaşma yapmak üzere bildirimde bulunduğu anlaşılmıştır.
Her ne kadar Mahkemece; taşınmazın kamulaştırıldığı ve tapuda malik olarak görünen kişilerin mirasçıları ile kanunda belirtildiği şekilde satın alma usulüne ilişkin işlemlere devam edildiği belirtilmiş ise de, bildirimde bulunan … Keleşoğlu mirasçıları olarak gösterilen kişilerin nüfus kaydı ve mirasçılık belgelerine göre … oğlu …’nun oğlu … … mirasçıları oldukları, dosya kapsamında kayıt malikleri … (…): … kızı, … (…): … oğlu’na ait nüfus kayıtları mevcut olmadığından mirasçılarının belirlenemediği, … kızı Nuriye’ye ait nüfus kaydında ise eşinin isminin … olarak göründüğü (tapu kaydında Hasan olarak yazılı), yine bildirimde bulunulan … Berkan’ın tapu kayıt maliklerinin mirasçıları olduğuna ilişkin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde tespit yapılamadığı anlaşılmıştır.
Hal böyle olunca; Mahkemece, mevcut kanıtlara göre tapu malikleri hakkında açılan davanın kabulü ile adı geçen kişilere kayyım atanmasına karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin yazılı temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK’nun 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 16.1.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.