Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2017/777 E. 2017/2123 K. 20.02.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/777
KARAR NO : 2017/2123
KARAR TARİHİ : 20.02.2017

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İtirazın Kaldırılması ve Tahliye

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalılar tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

K A R A R

Dava, davalıların icra takibine vaki itirazlarının kaldırılması, kiralananın tahliyesi istemlerine ilişkindir.
Mahkemece verilen ilk kararın, Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 03.06.2015 günlü ilamı ile “kararın infazda tereddüt yaratacak şekilde ve kendi içinde çelişkili olduğu” gerekçesiyle bozulması üzerine; bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde, davalıların 2.590,43 TL kira alacağına yönelik itirazın kaldırılmasına, kiracı şirketin kiralanandan tahliyesine karar verilmiş, karar tüm davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davalılardan kefil … vekilinin kefalete ilişki temyiz itirazlarının incelenmesinde;
İİK’nun 4949 sayılı Kanun’la Değiştirilen 363/1. maddesinin son cümlesindeki kesinlik sınırının aynı Kanunun Ek 1. maddesinin 1. fıkrası uyarınca 01.01.2015 tarihinden itibaren artırılan miktarı dikkate alındığında temyize konu değerin 5.980,00 TL’yi geçmediği anlaşıldığından mahkeme kararının temyiz kabiliyeti yoktur.
Yukarda açıklanan nedenle temyiz dilekçesinin reddine,
2-Davalılardan … vekilinin itirazlarının incelenmesinden;
Dosyada mevcut, Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 03.06.2015 günlü bozma ilamında belirtildiği gibi davalılardan …, kiracı… Ayak Sağlığı Bakım ve Güzellik Ürün. San. Tic. Ltd. Şirketini temsilen sözleşmeyi imzaladığından, kiracı şirketin ödemediği kira borçlarından dolayı sorumlu tutulamaz. Davalı Şirket temsilcisinin takip borçlusu olarak gösterilip aleyhine dava açılması doğru olmadığından, işbu davalı yönünden, husumet nedeniyle açılan davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile kira borçlarından sorumlu tutulması doğru değildir.
3-Davalı kiracı şirket vekilinin tahliyeye ilişkin temyiz itirazlarına gelince;
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, temyiz olunan kararda yazılı gerekçelere göre davalı kiracının tahliye davasının kabulüne ilişkin karara yönelik temyiz itirazları yerinde değildir.

4-Davalı kiracı vekilinin itirazın kaldırılmasına ilişkin temyiz itirazlarına gelince;
Davacı alacaklı, 17.03.2014 tarihinde başlatmış olduğu icra takibi ile ödenmediği iddia olunan 2014 yılı Ocak ayı kira parasının bakiyesi 635,00 TL ile 2013 yılı Şubat ve Mart ayları için (aylık 2.035,00’şer TL’den) 4.070,00 TL’nın toplamı 4.705.00 TL’nin davalılardan tahsilini istemiş, davalılar icra takibine konu borcun esasına ve işlemiş faizine itiraz etmişler, yargılama sırasında ise takibe konu borçların banka’ya yatırılmak suretiyle ödendiğinden davanın reddini savunmuşlardır. Dosya içerisinde mevcut banka ödemelerinin incelenmesinde, takip tarihinden önce 03.01.2014 tarihinde 300 TL, 07.01.2014 tarihinde 700 TL, 24.01.2014 tarihinde 600 TL, 03.02.2014 tarihinde 300 TL, 11.02.2014 tarihinde 500 TL’nin ofis kirası olarak, davacının banka hesabına ödendiği görülmektedir. Ayrıca ödeme emrinin kiracı şirkete 24.03.2014 tarihinde tebliğ edilmesinden sonra 23.04.2014’ün resmi tatil olması sebebiyle 24.04.2014 tarihinde ve otuz gün içinde 3.000,00 TL kira parasının daha ödendiği anlaşılmaktadır. Bu bedellerin ödendiği davacı vekilinin 21.10.2014 günlü beyan dilekçesinde de, aynen kabul edilmiş takibe konu edilen alacak miktarlarından Ocak ayına ilişkin 635 TL bakiye borç 435 TL’ye, Şubat ayı kirası bakiye borç 670 TL’ye düşürülmüş ve ödemelerin mahsubu ile 705,00 TL eksik ödeme sebebiyle, temerrüdün gerçekleştiği beyan edilmiştir.
Dosyada yapılan hesaplamaya göre takibe konu kira alacağı talebinden, Ocak, Şubat ve Mart 2014 ayları kira paralarından dolayı ödemelerin mahsubu ile bakiye 705,00 TL davalı kiracının yasal otuz günlük sürede ödemediği anlaşıldığından, Mahkemece bu bedel üzerinden itirazın kaldırılmasına ve takibin devamına, fazlaya ilişkin itirazın kaldırılması talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, İcra Müdürlüğü’nce yapılan 31.10.2014 tarihli hesaba göre, asıl borca, harç, masraflar ve vekalet ücreti gibi alacağın ferileri de ilave edilerek, bulunan toplam alacaktan, ödemelerin mahsubu ile fazla miktarda alacak yönünden itirazın kaldırılmasına karar verilmesi doğru değildir. Anılan yön gözetilmeden verilen karar usul ve yasaya aykırı olduğundan bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı kefil …’nın temyiz dilekçesinin reddine, (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı kiracının tahliyeye yönelik temyiz itirazlarının reddine, (2) ve (4) bentte yazılı nedenlerle davalılardan … ile davalı kiracı şirket vekilinin itirazının kaldırılmasına yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, taraflarca İİK’nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın temyiz edenlere iadesine, 20.02.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.