Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2017/9069 E. 2017/3294 K. 09.03.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/9069
KARAR NO : 2017/3294
KARAR TARİHİ : 09.03.2017

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Kayyım atanması

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün vasi … tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

K A R A R

Temyiz istemlerinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
… Sulh Hukuk Mahkemesi tarafından Asliye Hukuk Mahkemesi’ne gönderilen ihbar dilekçesinde 2011/250 Esas sayılı tapu iptal ve tescili dava dosyasında kısıtlı …’a temsil kayyımı atanması hususunda karar verilmesi ve işlem sonucunun bildirilmesi istenilmiş, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hükmün vasi ve … tarafından temyizi üzerine mahkemece 06.11.2014 tarihli ek karar ile dosyada taraf sıfatlarının olmaması ve ilamın kesinleştikten sonra temyiz taleplerinde bulundukları tespit edildiğinden temyiz taleplerinin ayrı ayrı reddine dair kararın vasi … tarafından temyiz edilmiştir. Vasi …’ın davada taraf sıfatı bulunması nedeniyle mahkemenin 06.11.2014 tarihli ek kararı ve 10.06.2014 tarihli kesinleşme şerhinin ortadan kaldırılmasına karar verildikten sonra, davanın esasına ilişkin yapılan incelemede;
3561 sayılı Mal Memurlarının Kayyım Tayin Edilmesine Dair Kanun’un 2/1. maddesinde “4721 Sayılı Türk Medenî Kanunu’nun 427. maddesine göre, bir kimsenin uzun süreden beri bulunamaması veya oturduğu yerin bilinememesi veya ortada bulunmayan ve miras açıldığında sağ olup olmadığı ispatlanamayan mirasçının payının resmen yönetilmesi amacıyla kayyım atanmasının gerektiği hallerde, vesayet makamı; bu kimselerin malları üzerinde Hazine’nin hak ve menfaati bulunup bulunmadığını, mahallin en büyük mal memurluğundan araştırır. Hazine’nin hak ve menfaatinin söz konusu olduğunun anlaşılması hâlinde, mahallin en büyük mal memurunu yönetim kayyımı tayin eder.” Türk Medenî Kanunu’nun 426. maddesinde ise “Vesayet makamı, ergin bir kişi, hastalığı, başka bir yerde bulunması veya benzeri bir sebeple ivedi bir işini kendisi görebilecek veya bir temsilci atayabilecek durumda değilse, bir işte yasal temsilcinin menfaati ile küçüğün veya kısıtlının menfaati çatışıyorsa, yasal temsilcinin görevini yerine getirmesine bir engel varsa veya kanunda gösterilen diğer hallerde ilgilisinin isteği üzerine veya resen temsil kayyımı atar.” hükümleri mevcut Dosya içerisindeki bilgi ve belgelerin incelenmesinde kayyım tayin edilmesi istenilen …’ın … Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 24.01.2013 tarih 2011/434 Esas 2013/57 Karar sayılı dosyasında Türk Medeni Kanunu’nun 405. maddesi gereği kısıtlanmasına, …’ın vasi olarak tayinine karar verildiği ve vasinin vasilik görevine devam ettiği anlaşılmıştır. Mahkemece … Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2011/434 Esas sayılı dosyası getirtilip kısıtlı ile vasi arasında anılan dava konusunda menfaat çatışmasının olup olmadığı araştırılarak, menfaat çatışmasının tespit edilmesi halinde kısıtlıya Türk Medeni Kanunu’nun 426. maddesi uyarınca temsil kayyımı atanması gerekirken yeterli araştırma yapılmadan davanın kabulü doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK’nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, HUMK’nun 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna,
istek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine,
09.03.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.