Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2017/9325 E. 2020/3006 K. 04.06.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/9325
KARAR NO : 2020/3006
KARAR TARİHİ : 04.06.2020

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Muhdesatın Tespiti

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, muhdesat tespitinin kabulü, muhdesat bedelinin tahsili talebinin reddine karar verilmiş olup, hükmün davacı vekili, davalı … vekili ile davalı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, dava dilekçesinde tarafların paydaş oldukları 30 ada 12 parsel sayılı taşınmaz hakkında taraflar arasında Mersin 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2011/200 Esas sayılı dosyasında ortaklığın giderilmesi davası açıldığını ve derdest olduğunu, vekil edeninin zeminde payına isabet eden 1.202,00 m2’lik kısımda zemin kazma ve düzeltme çalışması yaptığını, zemin+1 kattan oluşan bina yaptığını, anılan kısım çevresine beton direkler, profil demir malzemeler, örgü tel ve dikenli telden oluşan malzemeyle duvar örüldüğünü, etrafı çevrilen alan içine demir profil malzemeden iki adet kapı yapıldığını, kepçe indirme bindirme için beton ve demirli malzemeden rampa yaptırıldığını, etrafı çevrilen alan içine su, elektrik ve kanal şebekesi yaptırıldığını, asma bitkisi için iki adet demir profil tavla yaptırıldığını açıklayarak bu yapıların muhdesat olarak vekil edenine aidiyetini ve muhdesatların bedelinin davalılardan tapudaki hisseleri oranında yasal faiziyle birlikte tahsilini talep etmiştir.
Davalılardan … vekili süresinde sunduğu cevap dilekçesinde, müvekkilinin ortaklığın giderilmesi davasında davacının muhdesat iddiasını kabul etmesine rağmen davalı olarak gösterilmesinin davacının kötüniyetinden kaynaklı olduğunu ve vekil edeninin yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmaması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalılardan … vekili yasal süresi geçtikten sonra sunduğu cevap dilekçesinde davacının muhdesat iddiasını kabul ettiklerini ancak muhdesat bedelinin tahsili talebinin reddinin gerektiğini savunmuştur.
Diğer davalılara usulüne uygun tebligatların yapılmasına karşın süresinde cevap dilekçesi sunmamışlardır.
Mahkemece, dava konusu…köyü 30 ada 12 parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişisi … tarafından düzenlenen 10.12.2015 tarihli rapor ve ekli krokide 1202 metrekare yüzölçümü ile gösterilen taşınmaz bölümü üzerinde yer alan tüm meyve ağaçları ile münferit süs bitkileri, iki katlı iş yeri, taşınmazın etrafını çeviren duvar ve tel çitler ve beton direkleri, giriş kapıları ve rampadan oluşan muhtesatın mülkiyetinin aidiyetine ilişkin tespit talebinin kabulü ile, muhdesatın mülkiyetinin davacıya ait olduğunun tespitine, davacının muhtesat bedelinin tahsiline yönelik talebinin reddine, karar verilmesi üzerine; hüküm davacı vekili, davalılardan … vekili ve davalılardan … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, muhdesat tespiti ve muhdesatların bedelinin davalılardan tapudaki payları oranında yasal faiziyle birlikte tahsili isteğine dayalıdır.
Kural olarak muhdesatın maddi olgu olma yanında hukuki niteliği de bulunmakta olup muhdesatı meydana getiren taraf ile ne suretle meydana getirildiği hususu tanıkla ve diğer her türlü delille ispatlanabilir. Bu nedenle muhdesat iddiasını kanıtlamak üzere usulüne uygun olarak tanık deliline dayanan davacıya ve keza davanın reddine dair savunmasını kanıtlamak üzere usulüne uygun olarak tanık deliline dayanan davalılara tanık listesini sunmak üzere imkan ve süre verilmeli, tanık listesi sunulmuşsa bildirilen tanıklar mümkün olduğunca yapılacak keşifte dinlenmeli ve bu suretle dinlenen tanıkların beyanları, yapılan keşif neticesi alınan uzman bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre ulaşılan sonuca göre karar verilmelidir. Durum böyle iken açıklanan hususlar göz önüne alınmadan, bilhassa usulüne uygun surette sunulan tanık listelerindeki tanıklar dinlenmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekili, davalılardan … vekili ve davalılardan … vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine, 04.06.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.