Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2017/9705 E. 2020/3102 K. 08.06.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/9705
KARAR NO : 2020/3102
KARAR TARİHİ : 08.06.2020

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Muhdesatın Tespiti

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün bir kısım davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı vekili, paylı mülkiyet şeklindeki 4968 ada 3 parsel üzerindeki muhdesatın vekil edenine ait olduğunu ileri sürerek müvekkili adına tespitine karar verilmesini istemiştir.
Bir kısım davalılar vekili, taşınmaz üzerindeki muhdesatın aidiyetine bir itirazları bulunmadığını, ortaklığın giderilmesi davasında muhdesata ilişkin talep olmadığını, davanın açılmasına sebebiyet verilmediğini ileri sürerek vekil edenlerine yargılama gideri yükletilmemesini istemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne, 3 nolu parsel üzerinde bulunan ve 20.04.2012 tarihli makina ve inşaat mühendisi bilirkişilerin raporunda belirtilen deri işleme atölyesi, parselin etrafındaki ihate duvarı ve parselin girişinde bulunan demir kapı ve depo olarak belirtilen yerin mülkiyetinin davacıya ait olduğunun tespitine ilişkin ilk kararı hüküm, davacı vekili ile davalı … oğlu … kayyımı vekili tarafından temyizi üzerine Dairenin 27.10.2015 tarihli ve 2015/8546 Esas, 2015/19292 Karar sayılı ilamı ile bozulmuştur. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda davanın kabulü ile …, Merkez, … Mahallesi, 4968 ada 3 nolu parsel üzerinde bulunan ve 20.04.2012 tarihli makina ve inşaat mühendisi bilirkişilerin raporunda belirtilen deri işleme atölyesi, parselin etrafındaki ihate duvarı ve parselin girişinde bulunan demir kapı ve depo olarak belirtilen yerin mülkiyetinin davacıya ait olduğunun tespitine, davalı … oğlu … yönünden husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, bir kısım davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava; muhdesatın tespiti isteğine ilişkindir.
1.Dosya kapsamına, dava evrakı ile yargılama tutanakları içeriğine, Mahkemece deliller toplanarak karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, aşağıda gösterilen nedenler dışındaki bir kısım davalılar vekilinin sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Bir kısım davalılar vekilinin yargılama giderleri ile vekalet ücretine ilişkin temyiz itirazlarına gelince; Mahkemece, davanın kabulü ile; 3 parsel sayılı taşınmazın üzerinde bulunan deri işleme atölyesi, parselin etrafındaki ihate duvarı ve parselin girişinde bulunan demir kapı ve depo olarak belirtilen yerin mülkiyetinin davacıya ait olduğunun tespitine karar verilmiştir. Bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur (4721 s.lı TMK mad. 684/1). Arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde, üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsar. Bu mülkiyet kapsamına, yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer (TMK mad. 718). 22.12.1995 tarihli ve 1/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da vurgulandığı gibi Eşya Hukukunda, muhdesattan, bir arazi üzerinde yapı ve tesisler ile bağ ve bahçe şeklinde dikilen ağaçları anlamak gerekir. Muhdesat, sahibine arazi mülkiyetinden ayrı, bağımsız bir mülkiyet veya sınırlı bir ayni hak sağlamaz. Muhdesat sahibinin hakkı, sadece şahsi bir haktır (TMK 722, 724, 729 maddeler). Taşınmaz üzerindeki bina, ağaç gibi bütünleyici parça niteliğindeki muhdesatların taşınmazın arzından ayrı bir mülkiyetinin varlığından söz edilemez. Açıklanan ilke ve esaslara göre, kural olarak muhdesatın mülkiyetinin arz malikinden başkasına aidiyetinin tespiti istenemez.
Ne var ki; çoğun içinde azda vardır kuralı gereğince, muhdesatın mülkiyetinin aidiyetinin tespiti isteğinin, muhdesatı meydana getirenin tespitini de kapsadığı kabul edilmelidir. Muhdesatın aidiyeti isteğiyle açılan bu tür davalarda, güncel hukuki yararın mevcut olması ve iddianın kanıtlanması durumunda muhdesatın davacı tarafça meydana getirildiğinin ya da muhdesatın davacıya ait olduğunun tespitine karar verilmesi gerekir.
Hal böyle olunca, davaya konu muhdesatın davacıya ait olduğunun ya da davacı tarafından meydana getirildiğinin tespitine karar verilmesi ile yetinilmesi gerekirken, mülkiyetin davacıya ait olduğunun tespitine karar verilmesi doğru olmamıştır. Ayrıca, davacı yararına hükmedilen vekalet ücretinin harcı yatırılan dava değeri üzerinden hesaplanması ve yargılama sonucunda hüküm altına alınacak nispi karar ve ilam harcından, aynı şekilde 6100 sayılı HMK’nın 326/2. maddesi uyarınca hesaplanacak yargılama giderinden ve davacılar yararına takdir edilecek vekalet ücretinden, her bir davalının, dava konusu taşınmazın tapuda paylı mülkiyet şeklinde kayıtlı olması halinde tapu payları elbirliği mülkiyetin sözkonusu olması halinde ise miras payları dikkate alınarak sorumlu tutulmaları gerekir. Dava konusu muhdesatın üzerinde bulunduğu 3 parsel sayılı taşınmaz davacı ile davalılar adlarına kayıtlı olup paylı mülkiyet söz konusudur. O halde davalıların, hesaplanan nispi karar ve ilam harcından, aynı şekilde 6100 sayılı HMK’nin 326/2. maddesi uyarınca hesaplanacak yargılama giderinden ve harcı yatırılan dava değeri üzerinden davacılar yararına takdir edilecek vekalet ücretinden, payları oranında sorumlu tutulmaları gerekirken, müştereken ve müteselsilen davalılardan tahsiline karar verilmesi de doğru olmamıştır.
Ne var ki; açıklanan tüm bu hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, hükmün 2, 4, 5 ve 8. bentlerinin HUMK’un 438. maddesi gereğince düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
SONUÇ: Bir kısım davalılar vekilinin temyiz itirazlarının 2.bentte açıklanan nedenlerle kabulüne, hükmün 2. maddesindeki “….mülkiyetinin….” ifadesinin hükümden çıkarılmasına ayrıca, hükmün 4, 5 ve 8. bentlerindeki “….müştereken ve müteselsilen….” kelimesinin hükümden çıkarılmasına, yerine “payları gözetilerek” ifadesinin eklenmesine, davalılar vekilinin sair temyiz itirazlarının (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle reddine, hükmün düzeltilen bu şekli ile ONANMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz eden bir kısım davalılara iadesine, 08.06.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.