YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/9956
KARAR NO : 2020/3095
KARAR TARİHİ : 08.06.2020
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Muhdesatın Tespiti
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup, hükmün davacılar vekili ve davalılardan …, … ile … tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, 11 parselin 3245 m2′ lik kısmının haricen paydaşlar arasında taksim edilmiş olduğunu, davacıların kök murisi … tarafından 1964 yılından bu yana kesintisiz olarak kullanıldığını, muris …’ın 1964 yılında dava konusu gayrimenkul üzerinde 2 tam ve bir çekme kat ile müştemilat olmak üzere müstakil bir bina inşa ettiğini, bu binanın davacıların murisi olan … tarafından yapıldığını, ölmeden önce muris …’ın, öldükten sonra ise davacılar tarafından kesintisiz olarak kullanıldığını, dava konusu taşınmaz üzerinde bir çok meyve ve fındık ağaçlarının olduğunu ve bu ağaçları bizzat vefat eden muris tarafından dikildiğini, dava konusu taşınmaz üzerindeki binalar ve ağaçlarla birlikte muris ve davacılar tarafından kullanıldığının tespitini ve davacılara aidiyetini karar verilmesini istemiştir.
Davalılar …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, … ve …’ın birlikte vermiş oldukları cevap dilekçesinde; dava konusu arz üzerindeki muktesatın … olduğunu kabul ettiklerini, arsa üzerinde bulunan ağaçların … tarafından yetiştirildiğini ve davayı kabul ettiklerini beyan etmişlerdir.
Davalı … vekili 02.11.2015 tarihli dilekçesi ile dava konusu parsel üzerindeki ağaçlar ile binanın muris …’a ait olduğunu kabul ettiklerini, zaten itirazlarınında bulunmadığı, davayı kabul ettiklerini bildirdikleri beyan etmiştir.
Davalılardan …, …, … 28.01.2016 tarihli dilekçeleri ile dava konusu taşınmaz üzerinde dikili bulunan ağaçlar ile binanın birlikte muris ve davacılar tarafından kullanıldığını ve davacılara ait olduğu iddialarını kabul etmediklerini, kendilerinin de bu ağaçlar ve bina üzerinde haklarının olduğunu, davayı kabul etmediklerini savunmuşlardır.
Mahkemece, davanın kabulü ile; 11 parsel üzerindeki davacıların kök murisi … tarafından fiilen kullanılan arsanın 3245 metre karelik kısım üzerinde inşa edilmiş bulunan 2 kat bir çekme kat bina ile muris tarafından yetiştirilen 5 adet selvi, 8 adet nar, 14 adet incir, 8 adet elma, 3 adet armut, 11 adet pelit, 3 adet üzüm, 3 adet kiraz, 3 adet vişne, 4 adet kavak, 17 adet erik, 3 adet ayva, 4 adet çam, 2 adet hurma ve 4 adet portakal ağacı ve ağaç olarak yine 154 adet fındık ocağının (ağacının) davacıların murisi tarafından dikildiği ve yetiştirildiğinin kabulüne, bunların davacılar tarafından kullanıldığı ve onlara ait olduğunun tespitine karar verilmiş, hüküm davacılar vekili ve davalılar …, … ve … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, muhtesatın tespitine ilişkindir.
Tüm dosya içeriği ve toplanan delillerden, dava konusu 11 parsel sayılı taşınmazın bir kısmının davacılar ve bir kısım davalılar arasında paylı mülkiyet şeklinde, kalan 1/14 hissenin ise bir kısım davalılar arasında elbirliği mülkiyeti şeklinde tapuda kayıtlı olduğu, mahkemece yapılan keşif sonrası alınan fen bilirkişi raporunda, 11 nolu parsel tapu kaydında cinsi bir katlı kargir ev ve fındık bahçesi olup, alanı 6222.31 m2 olduğunun belirtildiği, ziraat ve inşaat mühendisi bilirkişi raporunda ise, taşınmaz üzerinde bulunan yapının ve ağaçların sayı, nitelik ve değerleri tespit edilerek, parsel üzerinde yer alan bina ile ağaçların davacıların murisleri tarafından inşa edildiği ve yetiştirildiğini belirttikleri anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 297/2. maddesinde “…taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir” hükmüne yer verilmiştir. Anılan bu düzenleme karşısında uyuşmazlığın çözümlenmesine karar veren mahkemenin, kuracağı hükmün açık, net ve infaza elverişli olması gereklidir.
Ne var ki; mahkemece kurulan hükmün infaza elverişli olduğunu söyleyebilme imkanı bulunmamaktadır. Davacılar, dava dilekçelerinde dava konusu taşınmaz üzerinde miras bırakanları … tarafından yaptırılan binanın ve yine miras bırakan … tarafından dikilen ağaçların aidiyetinin tespitini talep etmektedirler. Mahkemece, kararda hükme esas alınan rapora atıf yapılmaksızın ve kararın eki yapıldığı belirtilmeksizin davacıların davasının kabulüne karar vererek 11 parsel üzerindeki davacıların kök murisi … tarafından fiilen kullanılan ve inşa edilmiş bulunan 2 kat bir çekme kat bina ile muris tarafından yetiştirilen 5 adet selvi, 8 adet nar, 14 adet incir, 8 adet elma, 3 adet armut, 11 adet pelit, 3 adet üzüm, 3 adet kiraz, 3 adet vişne, 4 adet kavak, 17 adet erik, 3 adet ayva, 4 adet çam, 2 adet hurma ve 4 adet portakal ağacı ve ağaç olarak yine 154 adet fındık ocağının(ağacının) davacılar murisi tarafından dikildiği ve yetiştirildiğinin kabulüne karar vermiş, ayrıca bunların davacılar tarafından kullanıldığı ve onlara ait olduğunun tespitine karar vermiştir. Karar içeriğinden aidiyetinin tespiti istenen yapının ve ağaçların kök muris …’a tarafından oluşturduğu belirtilerek, davacılar ait olduğunun tespitine karar verilerek kararda çelişki oluştuğu anlaşılamamaktadır. Bu nedenle, hükümde muhtesatın aidiyetinin kime ait olduğunun açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi, hükmün bu şekilde denetime ve infaza açık hale getirilmesi gerekirken bu hususların göz ardı edilmesi doğru olmamış, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekili ve davalılar …, … ve …’un temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma sebebine göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine, 08.06.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi