YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/10683
KARAR NO : 2020/3953
KARAR TARİHİ : 24.06.2020
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak
İLK DERECE
MAHKEMESİ : Karşıyaka 2. İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Karşıyaka 2. İcra Hukuk Mahkemesi hükmüne karşı, davacı üçüncü kişi vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması sonunda İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, bu kez davacı üçüncü kişi vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyizi üzerine Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı üçüncü kişi vekili, 09.05.2016 tarihli hacizde müvekkiline ait menkullerin haczedildiğini belirterek, istihkak davasının kabulü ile hacizlerin kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı alacaklı vekili ise davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince, istihkak iddia edilen mahcuzların mülkiyetinin önceden borçluya ait olduğunun tarafların kabulünde olduğu, borçlu (borcun doğumundan sonra) makineleri istihkak iddia eden davacıya sattığını, ancak davacı üçüncü kişi tarafından kendisine kiralandığını iddia etmiş ise de, yapılan bilirkişi incelemesinde, borçlu kiracı tarafından banka yoluyla yapılan ödemelerin mevcut olmadığı, kira sözleşmesinin noter önünde düzenlenmediğinin anlaşıldığı, davacı üçüncü kişi ile borçlu arasında dava konusu mahcuzların önce satışı, ardından borçluya tekrar kiralanması ve borçlunun elinde haczedilmesi karşısında, satış ve kiralama işlemlerinin muvazaalı olduğu kanaatine varıldığı, davacı üçüncü kişinin mahcuzların borçlunun elinde haklı bir sebebe istinaden bulunduğunu ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, hacizli malların borçlu şirkete ait iken 01.07.2015 tarihli fatura ile dava dışı Ersan …Şirketine satıldığı, Ersan…Şirketi tarafından da bu malların yine 01.07.2015 tarihli fatura ile davacı üçüncü kişi şirkete satıldığının anlaşıldığı, bu işlemler tarafların kayıtlarına da işlenmiş olup, hacizli malların son olarak davacı üçüncü kişi şirketin maddi varlıkları arasında yer aldığı, davaya konu malların borçlu şirketten dava dışı Ersan…Şirketine satıldığı tarih ile Ersan…Şirketinden davacı şirkete satıldığı tarihlerin aynı tarihler olduğu, aynı malların davacı tarafından borçluya kiralandığına ilişkin sözleşme tarihinin ise 15.06.2015 olup, buna göre davacı üçüncü kişinin henüz kendisine ait olmayan, hatta borçluya ait olan malları mal sahibi olan borçluya kiraladığı, ayrıca bu kira bedellerinin de ödendiğine dair bir kayıt da bulunmadığı, davacı ile borçlu arasındaki işlemlerin muvazaalı işlemler olduğu kanaate varıldığı gerekçesiyle davacı üçüncü kişinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK’nin 96. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.
İİK’nin “Takibin Durması ve Düşmesi” başlıklı 193. maddesinin 1 ve 2. fıkralarında: “İflasın açılması, borçlu aleyhine haciz yoluyla yapılan takiplerle teminat gösterilmesine ilişkin talepleri durdurur. Kararın kesinleşmesi ile bu takipler düşer…” düzenlemesi yer almaktadır.
Diğer yandan istihkak davasında geçerli haczin bulunması dava şartı olup, yargılamanın her aşamasında, Mahkemece kendiliğinden (re’sen) gözetilmesi gerekir.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden, takip borçlusu…. Ve Tic. A.Ş. hakkında, Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesinin 05.07.2017 tarihli 2016/360 Esas ve 2017/394 sayılı Karar ile verilen ve 24.10.2017 tarihinde kesinleşmiş iflas kararı bulunduğu anlaşılmaktadır.
Bu durumda borçlu şirket yönünden İİK’nin 193/2. maddesi uyarınca takibin düştüğünün kabulü gerekir. Mahkemece borçlu hakkında verilen iflas kararının kesinleşmesinden dolayı konusuz kalan davada karar verilmesine yer olmadığına, maktu karar ve ilam harcı ile yargılama giderleri ve nispi vekâlet ücretinin davanın açılmasına neden olan tarafa yükletilmesine karar verilmesi için hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK’nin 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK’nin 373/1. maddeleri uyarınca KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının yukarıda belirtilen nedenle BOZULMASINA, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 24.06.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.