YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/11183
KARAR NO : 2021/1052
KARAR TARİHİ : 09.02.2021
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Müdahalenin Önlenmesi, Yıkım Ve Ecrimisil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada bozma sonrası yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davalı yönünden karar verilmesine yer olmadığına dahili davalılar yönünden davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı vekili; müvekkili idare adına tapuda kayıtlı 21 parsel sayılı 153,22 m2 mesahalı taşınmazda davalı tarafından hiçbir akti ve kanuni nedene dayanmaksızın taşınmazın 37 m2’lik kısmına ikametgah yapmak suretiyle tecavüz ve müdahale edildiğini, mahallen yaptırılan tahkikatta işgalin halen devam ettiğini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 01.10.2003-30.04.2008 tarihleri arasında teraküm eden toplam 2.690,00 TL işgal tazminatının, işgalin başlangıç tarihinden itibaren kademeli kanuni faizi ile birlikte tahsilini, davalının taşınmaza vaki müdahalesinin men’i suretiyle taşınmazın tahliyesini ve muhdesatın yıktırılmasını talep etmiştir.
Davalı, usulüne uygun dava dilekçesinin tebliğine rağmen cevap vermemiş ve yargılamaya katılmamıştır.
Mahkemece verilen ilk kararda müdahalenin men’i yönünden davanın kabulüyle, dava konusu 21 parsel sayılı 153,22 m2 mesahalı taşınmazın 37,00 m2’lik kısmına (Krokide B harfi ile gösterilen) davalının vaki müdahalenin men’ine, karara krokinin eklenmesine, davanın ecrimisil yönünden kısmen kabulüyle ile, toplam 2.380,40 TL ecrimisilin işgalin başlangıcından itibaren her yıl tahakkuk edecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine, artan kısmın reddine karar verilmiştir. Davacı vekili tarafından yapılan temyiz itirazı üzerine inceleme neticesinde, Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 2013/18566 Esas ve 2013/17439 Karar sayılı ilamıyla, dosya içeriği ve toplanan delillerden; 21 parsel sayılı taşınmazın ½ payının … Vakfı adına kayıtlı olduğu, mahkemece yapılan keşif sonucunda bilirkişilerin hazırladıkları 13.02.2012 tarihli rapor ve krokide; komşu 22 parsel sayılı taşınmazda davalıya ait olan binanın 16 m2’lik bölümünün davacı taşınmazına taşkın olduğunu belirttiklerinin anlaşıldığı, bilindiği üzere, yıkım istekli davalar kayıt maliki ya da malikleri aleyhine açılacağı, eldeki davada ise, taşkın yapıldığı anlaşılan binanın ana nüvesi 22 parsel sayılı taşınmaz içerisinde kalmakta olduğu, bu taşınmaza ait tapu kaydı getirtilmediği, davalının kayıt maliki olup olmadığının saptanmadığı, hal böyle olunca, öncelikle 22 parsel sayılı taşınmaza ait tapu kaydının getirtilmesi, taşınmazın davalıya ait olup olmadığının saptanması, davalıya ait olduğunun anlaşılması halinde davacının yıkım isteği hakkında olumlu- olumsuz bir karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu üzere yıkım isteği hakkında bir karar verilmemiş olması doğru olmadığına işaret edilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde; davacı tarafından davalı … aleyhine açılan müdahalenin önlenmesi, yıkım ve ecrimisil davasının konusunun kalmamış olduğu anlaşıldığından işbu dava ile ilgili davada karar verilmesine yer olmadığına, davacı tarafından dahili davalılar Kayyım (İstanbul Deftardarı) ve Kezban aleyhine açılan müdahalenin önlenmesi, yıkım ve ecrimisil davasının esastan reddine karar verilmiştir. Hüküm, süresi içerisinde vekalet ücreti yönünden davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece; davalı yönünden davanın konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmiş ise de davanın açıldığı tarihteki haklılık durumuna göre karar tarihi itibariyle yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 6. ve 13. maddeleri gözetilerek davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği gözetilmemiştir. Davacı tarafça, dava dilekçesinde dava değeri toplam 5.690,00 TL olarak bildirilip bu değer üzerinden harç yatırıldığından Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 13. maddeside gözetilerek davacı lehine 1.980,00 TL maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken davalı yararına 1.500,00 TL vekalet ücretine hükmedilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Ne var ki bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir
SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeple davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile gerekçeli kararın (7). bendinde geçen “Karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince 1.500,00 TL maktu avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,” ifadesinin hüküm yerinden çıkartılmasına yerine “Karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince 1.980,00 TL maktu avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,” ifadesinin yazılmasına, 6100 sayılı HMK’nın Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK’un 438/7. fıkrası gereğince düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA,taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 09.02.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.