Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2018/11278 E. 2019/9420 K. 22.10.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/11278
KARAR NO : 2019/9420
KARAR TARİHİ : 22.10.2019

MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Katkı Payı Ve Katılma Alacağı

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiş olup, hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtayca incelenmesi davalı vekili, duruşmasız olarak davacı vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 22.10.2019 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden taraftan gelen olmadı ve karşı temyiz eden taraftan davalı asıl ve vekili Avukat … geldiler. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı … Çağlar vekili, davacının 1973 yılından beri 40 yıldır aynı işyerinde çalıştığını, elde ettiği gelirini davalının aldığını ve değişik yatırımlar yaparak bankalara yatırdığını, davacının evlilik sonrası bir malvarlığı bulunmadığını açıklayarak, 2002 yılı öncesi ve sonrasına ilişkin gelirleri yönünden fazlaya dair hakları saklı kalmak üzere 25.000,00 TL’nin davalıdan tahsilini istemiş, talebini harcını da yatırdığı 30.10.2014 tarihli dilekçe ile 305.769,03 TL katkı payı ve katılma alacağı olarak ıslah etmiştir.
Davalı … vekili, davanın hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davalının mahkemenin 2005/993 Esas sayılı dosyasında görülen ve açılmamış sayılmasına karar verilen davada ortak birikimlerinden hemen hemen hakkının tamamını aldığını, davacının dürüstlük kuralına aykırı hareket ederek sebepsiz zenginleşme arayışı içinde olduğunu açıklayarak davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece verilen ilk kararda, TMK’nin 231 ve 236. maddeleri uyarınca davanın kabulü ile 305.769,03 TL katkı değer artışı ve katılım alacağı miktarının karar tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş olup; davalı vekili tarafından yapılan temyiz itirazı üzerine Daire’nin 2015/4832 Esas ve 2015/14247 Karar sayılı ilamıyla %30 oranın katkı payı alacağı, %50 oranın ise katılma alacağı için geçerli olduğunun gözetilmesi gerekirken, bu iki oranın toplanarak ortalama %40 oranın iki dönem için de hesaplamaya katılmasının hatalı olduğuna, bankacılık işlemlerini içeren teknik hesaplamaya ilişkin denetime elverişli rapor alınması, mükerrer alacağa sebebiyet vermeyecek şekilde hesapların kontrol edilmesi, döviz cinsi banka hesapları yönünden katkı payı çin dava tarihi, katılma alacağı için tasfiye tarihi itibariyle değerlerin esas alınması gerektiğine işaret edilerek hüküm bozulmuş, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının ise reddine karar verilmiştir.

Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde davanın kısmen kabulü ile; 95.185,62 TL katkı payı alacağının karar tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ayrıca 100.000,05 TL katılma alacağının karar tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazla talebin reddine karar verilmiştir. Hüküm, süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve uyulan bozma ilâmında açıklandığı üzere işlem yapılıp sonucu dairesinde hüküm tesis edildiğine göre davalı vekilinin tüm ve davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davacı vekilinin faiz başlangıcına ilişkin temyiz itirazlarına gelince;
743 sayılı TKM’nin 170. maddesi uyarınca mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu dönemde edinilen mallardan kaynaklanan katkı payı alacağına faiz talebi bulunduğu takdirde dava dilekçesindeki miktar yönünden dava, ıslah edilen miktar yönünden ise ıslah tarihinden geçerli olarak yasal faize hükmedilmesi gerekir. TMK’nin 239/son maddesinde ise “…aksine anlaşma yoksa tasfiyenin sona ermesinden başlayarak katılma alacağına ve değer artış payına faiz yürütülür…” hüküm altına alınmıştır. Yargıtay’ın ve Dairemizin kökleşmiş uygulamalarına göre tasfiye tarihi karar tarihidir.
Somut olayda mahkemece, hem katkı payı alacağına hem katılma alacağına faiz başlangıç tarihi karar tarihi olarak belirlenmiştir. Bozmadan önce verilen karar incelendiğinde, davacı lehine hükmedilen katkı payı ve katılma alacağına aynı şekilde karar tarihinden itibaren faiz işletildiği, bu hükmün sadece davalı tarafça temyiz edildiği, Daire’nin az yukarıda açıklanan yönlerden bozma kararı verdiği, davalı tarafın sair temyiz itirazlarının ise reddedildiği sabittir. Mahkemece; taleplerin niteliği, taraflar lehine oluşan kazanılmış haklar gözetilerek katkı payı alacağına bozma öncesi verilen karar tarihi 15.12.2014 tarihinden, katılma alacağına tasfiye tarihi (bozma sonrası verilen karar tarihi) 06.07.2017 tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerekirken, her iki alacağa da yazılı şekilde bozmadan sonra verilen karar tarihi 06.07.2017’den itibaren faiz yürütülmüş olması doğru olmamıştır. Ne var ki, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden kararın düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda (2) nolu bentte gösterilen gösterilen sebeple davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün birinci bendinde geçen “1-Mevcut dosya kapsamına göre; davanın kısmen kabulü ile; 95.185,62 TL katkı payı alacağının karar tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ayrıca 100.000,05 TL katılma alacağının karar tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazla talebin reddine,” ibaresinin hüküm yerinden çıkartılmasına, bu ibarenin yerine “1-Mevcut dosya kapsamına göre; davanın kısmen kabulü ile; 95.185,62 TL katkı payı alacağının 15.12.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ayrıca 100.000,05 TL katılma alacağının 06.07./2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazla talebin reddine,” ibaresinin yazılmasına, 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK’un 438/7. fıkrası gereğince düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, davalı vekilinin tüm ve davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının (1) nolu bentte gösterilen nedenlerle reddine, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 3.333,00 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 10.000,00 TL’nin temyiz eden davalıdan alınmasına, 22.10.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.