Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2018/11531 E. 2020/1558 K. 19.02.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/11531
KARAR NO : 2020/1558
KARAR TARİHİ : 19.02.2020

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi Ve Yıkım

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı mirasçıları vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

K A R A R

Davacı Hazine vekili, dava dilekçesinde sınırları belirtilen devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan kıyı kenar çizgisi içinde kalan toplam 76,38 m2 yere davalının müdahale ettiğini belirterek müdahalenin önlenmesi ve yapıların kalini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuş karar verildikten sonra 20.06.2011 tarihinde de vefat etmiştir.
Mahkemece, davanın kabulüyle, bilirkişilerin 18.03.2011 havale tarihli rapor ve ekli krokilerinde göstermiş oldukları 218,20 metrekarelik camla kapatılmış tek katlı yapı, 63,18 metrekarelik pergoleli beton zemin yapmak suretiyle oluşan müdahalesinin önlenmesine, müdahaleye konu bina imalat ve tesislerin kaline karar verilmiştir. Hüküm, davalı mirasçıları vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, elatmanın önlenmesi ve kal isteğine ilişkindir.
Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde, davacının dava dilekçesinde, kıyı kenar çizgisi içinde kalan toplam yere davalı tarafından restaurant bahçesi yaptığı iddiası ile elatmanın önlenmesi ve kal talep ettiği, davalının cevabında, bahse konu restaurantı 01.10.1997 tarihinde …’na kiraladığını, 2004 yılında mülk olarak satılana kadar … tarafından kullanıldığını, yapılan işgalden sorumlu olmadığını belirterek davanın reddini savunduğu, Mahkemece, davalının savunmasında taşınmaza müdahale edip etmediği yönünden yeterli araştırma ve inceleme yapılmadan 14.02.2002 tarihli tutanağa istinaden yazılı şekilde karar verildiği anlaşılmaktadır. İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir (HMK mad. 190, TMK mad. 6). O halde, Mahkemece, davacının tanık deliline de dayandığı göz önünde bulundurularak taraf delillerinin tamamı toplanarak, iddia ve savunma çerçevesinde davacının iddia ettiği müdahalenin kim tarafından yapıldığı hususu belirlenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik araştırmayla yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Kabule göre de, hakim, tarafların talep sonucu ile bağlı olup, ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremeyeceği (HMK mad. 26), davacının dava dilekçesinde toplam 76,38 m2 yere müdahalenin önlenmesini ve kal’i talep ettiği, Mahkemece, toplam 281,38 m2 yere müdahalenin önlenmesi ve yapıların kaline karar verildiği anlaşılmakla, talep edilen miktar aşılmak suretiyle karar verilmiş olması da hatalı olmuş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Davalı mirasçıları vekilinin temyiz itirazları yukarıdaki 2. sebeplerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK’un 440/I. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 19.02.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.