YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/11871
KARAR NO : 2019/6873
KARAR TARİHİ : 03.07.2019
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonucunda Mahkemece verilen davalı-karşı davacıların davasının reddine; davacı-karşı davalının davasının kabulüne dair kararın davalılar-karşı davacılar ve davacı-karşı davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 07.03.2018 tarihli ve 2015/15145 Esas, 2018/8472 Karar sayılı ilamı ile bozulmasına karar verilmişti. Davacı-karşı davalı vekili tarafından süresinde kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü: K A R A R
Davacılar-karşı davalı vekili, tapunun 765 nolu parselinde kayıtlı ev ve avludan oluşan gayrimenkulü müvekkilinin 07/08/2002 tarihinde satın aldığını ve bir önceki malikçe kullanılan ve kendisine gösterilen sınırlar dahilinde kullandığını, müvekkilinin parseli olan 765 nolu parseldeki sınır duvarında ve otel odalarından birine ait girişte kısmen davalıların murisi adına olan 766 nolu parsele taşma olduğuna muttali olduklarını belirterek halen davalılar murisi adına olan gayrimenkulün müvekkili mülkiyetindeki 765 nolu parsel sınırında yer alan tahminen 14,5 m2’lik alanına ilişkin kaydın TMK’nin 713/2. madde uyarınca iptaliyle vekil edeni adına tesciline olmadığı takdiroe TMK’nin 725/2 ve 726.maddelerine göre irtifak ve üst hakkı tesisine, mümkün olmazsa uygun bir bedel karşılığında tashihen tesciline veya davacı kullanımındaki taşkın kısımda irtifak ve üst hakkı tesisine karar verilmesini istemiştir.
Davalılar-karşı davacı vekili, müvekkillerinin mirasçısı bulundukları 766 parselde kayıtlı gayrimenkule davacının vaki tecavüzünün refi ile taşan kısmın kal’ine karar verilmesini, davalı-karşı davacının taleplerinin şartları oluşmadığından reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davalılar-karşı davacıların murisi … Baltacı’nın dava konusu 766 nolu parseli öldüğü tarih olan 02/04/1980 tarihine kadar kullandığı, davacının 766 nolu parseli satın aldığı tarihten sonra sınırlarını sabit tuttuğu, daha önceki malikler de aynı sınırlara uyarak nizasız ve fasılasız en az 50-60 yıldır taşınmazı sınırları sabit bir şekilde kullandıkları gerekçesi ile davacı karşı davalının davasının kabulüne, davalı karşı davacıların davasının reddine dair verilen karar taraf vekillerince ayrı ayrı temyizi üzerine, Dairemizce özetle “… Davacı taraf dava konusu olmayan 765 nolu parseli 07.08.2002 yılında satın almak sureti ile edindiğini belirterek bu parsel ile birlikte dava konusu edilen krokide A ve B harfleri ile gösterilen ve davalılar murisi adına kayıtlı olan 766 nolu parsel içinde kalan kısımların adına iptal ve tescil talebinde bulunmuştur. Davacı çapa dayalı olarak 765 nolu parseli almış, satın aldığı 07.08.2002 tarihinden itibaren dava konusu taşınmaz bölümüne zilyet olmuştur.
TMK’nin 713/2. fıkrasına dayalı olarak açılan davaların başarıya ulaşması için bu fıkrada belirtilen koşullar yanında aynı zamanda 713/1. fıkrasındaki koşullarında gerçekleşmiş bulunması gerekir. Çünkü 2. fıkrada; “aynı koşullar altında…” denilmek suretiyle aynı maddenin 1. fıkrasına atıfta bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle 1. fıkradaki koşulların araştırılıp belirlenmesi zorunludur. Başka anlatımla mülkiyetin kazanılabilmesi için diğer kazanma koşullarının yanında dava konusu taşınmazda davacı tarafın aralıksız, çekişmesiz, malik sıfatıyla ve 20 yıl süreyle zilyet ve tasarrufta bulunması gerekir. Bu koşullardan biri de 20 yıllık kazanma süresidir.
Davacının zilyetliğinin başladığı 07.08.2002 tarihinden, davanın açıldığı 14.05.2013 tarihine kadar 20 yıllık zilyetlik süresi dolmadığına göre asıl dava yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekmektedir. Dosya kapsamına uygun düşmeyen gerekçelerle asıl davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Karşı davaya yönelik temyiz itirazlarına gelince; davacı tarafın tapu iptal ve tescil davası ret edilerek, tapuya dayalı men’i müdahale davasının başarıya ulaştığı değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, dosya kapsamına uymayan gerekçeyle karar verilmesi doğru değildir.” denmekle bozulması üzerine, bu defa davacı-karşı davalı vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenmiştir.
Asıl dava, TMK’nin 713/2. maddesinde yazılı ölüm nedenine dayalı tapu iptal tescil, mümkün olmadığı takdirde TMK’nin 725/2 ve 726. maddeler uyarınca irtifak ve üst hakkı tesisi, mümkün olmadığı takdirde uygun bir bedel mukabilinde tashihen tescil ya da davacı kullanımında bulunan taşkın kısımda irtifak ve üst hakkı tesisi, karşı dava ise, tapu kaydına dayalı men’i müdahale ve kal istemine ilişkindir.
Davacı taraf dava konusu olmayan 765 nolu parseli 07.08.2002 yılında satın almak sureti ile edindiğini belirterek bu parsel ile birlikte dava konusu edilen krokide A ve B harfleri ile gösterilen ve davalılar murisi adına kayıtlı olan 766 nolu parsel içinde kalan kısımların adına iptal ve tescil talebinde bulunmuştur. Davacı çapa dayalı olarak 765 nolu parseli almış, satın aldığı 07.08.2002 tarihinden itibaren dava konusu taşınmaz bölümüne zilyet olmuştur.
TMK’nin 713/2. fıkrasına dayalı olarak açılan davaların başarıya ulaşması için bu fıkrada belirtilen koşullar yanında aynı zamanda 713/1. fıkrasındaki koşullarında gerçekleşmiş bulunması gerekir. Çünkü 2. fıkrada; “aynı koşullar altında…” denilmek suretiyle aynı maddenin 1. fıkrasına atıfta bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle 1. fıkradaki koşulların araştırılıp belirlenmesi zorunludur. Başka anlatımla mülkiyetin kazanılabilmesi için diğer kazanma koşullarının yanında dava konusu taşınmazda davacı tarafın aralıksız, çekişmesiz, malik sıfatıyla ve 20 yıl süreyle zilyet ve tasarrufta bulunması gerekir. Bu koşullardan biri de 20 yıllık kazanma süresidir.
Davaya dayanak oluşturan TMK.nin 713/2. fıkrasında yer alan “…ölmüş…” sözcüğünün, “Anayasa Mahkemesinin 17.03.2011 tarihli ve 2009/58 Esas, 2011/52 Karar sayılı kararıyla iptaline, bu sözcüğün uygulanmasından doğacak sonradan giderilmesi güç veya olanaksız durum ve zararların önlenmesi ve iptal kararının sonuçsuz kalmaması için kararın Resmi Gazetede yayımlanacağı güne kadar yürürlüğünün durdurulmasına 17.03.2011 gününde karar verilmiştir.”
Bu durumda; davacının zilyetliğinin başladığı 07.08.2002 tarihinden Anayasa Mahkemesinin yürütmeyi durdurduğu 17.03.2011 tarihine kadar 20 yıllık zilyetlik süresinin dolmadığına göre asıl davada tapu iptal ve tescil talebi yönünden davanın reddine, terditli talepler yönünden olumlu – olumsuz bir karar verilmesi gerekmektedir. Dosya kapsamına uygun düşmeyen gerekçelerle asıl davada tapu iptal ve tescil talebinin kabulüne karar verilmesi, terditli talepler yönünden olumlu-olumsuz bir karar verilmemesi doğru görülmemiştir.
Karşı davaya yönelik temyiz itirazlarına gelince; yukarıda açıklanan ilke ve esaslar çerçevesinde tarafların toplanmış ve toplanacak delilleri değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, dosya kapsamına uymayan gerekçeyle karar verilmesi doğru değildir.
Açıklanan yönler gözetilerek Yerel Mahkeme hükmünün bozulması gerektiği işbu incelemede anlaşılmış olup yukarıda izah edilen nedenler bozmayı gerektirirken Dairemizin 07.03.2018 tarihli ve 2015/15145 Esas, 2018/8472 Karar sayılı ilamında belirtilen sebeplerle bozulmasına karar verilmesi doğru olmadığından karar düzeltme talebinin kabulüne karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda yazılı nedenlerle davacı-karşı davalı vekilinin karar düzeltme isteği yerinde görüldüğünden kabulüyle, Dairemizin 07.03.2018 tarihli ve 2015/15145 Esas, 2018/8472 Karar sayılı bozma kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde karar düzeltme isteyene iadesine, 03/07/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.