Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2018/12296 E. 2019/10186 K. 12.11.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/12296
KARAR NO : 2019/10186
KARAR TARİHİ : 12.11.2019

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı Hazine, davalı … adına kayıtlı 23 ada 10 parsel sayılı taşınmazın kıyı kenar çizgisi içerisinde kaldığını ileri sürerek tapu kaydının iptali ile kıyı olarak terkinine karar verilmesini istemiştir.
Davalı …, 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle davanın reddine dair verilen karar Yargıtay 1. Hukuk Dairesince ” … öncelikle idare tarafından 362l sayılı Kanunun 9. maddesi hükmüne göre “kıyı kenar çizgisi” haritasının düzenlenip, düzenlenmediği araştırılmalı, ondan sonra, üç jeolog veya jeoloji mühendisi veya yüksek mühendisinden oluşturulacak uzman bilirkişi kurulu ve tapu fen memuru aracılığıyla yerinde keşif yapılmalı; harita düzenlendiğinin ve 28.11.1997 tarih, 5/3 Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nda belirtildiği şekilde işlem gördüğünün, böylece davanın taraflarını bağlayan bir içerik kazandığının anlaşılması durumunda “kıyı kenar çizgisi” idarenin düzenlendiği harita ya değer verilerek saptanmalıdır. Harita düzenlenmediğinin yada düzenlenip de anılan İ.B. Kararında yazılı olduğu gibi bizzat bildirim yapılmadığının veya ilanen bildirime karşın, idari yargıya başvurulmadığının ortaya çıkması halinde ise, kıyı kenar çizgisi, bilimsel verilerden ve düzenlenmiş olmakla birlikte bağlayıcılık niteliğini kazanamamış haritadan delil olarak yararlanılarak belli edilmeli belirlenen çizgi tapu fen memuru sıfatını taşıyan bilirkişinin krokisine infazda kuşkuya yer bırakmayacak biçimde yansıtılmalıdır …” gerekçesiyle bozulmuş, Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne dair verilen karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, davalı adına tescil edilen taşınmazın kıyı kenar çizgisi içerisinde kaldığı gerekçesiyle açılan tapu kaydının iptali ve terkin isteğine ilişkindir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişmeli, arsa nitelikli 23 ada 10 parsel sayılı taşınmazın davalı …’si adına kayıtlı olduğu, taşınmazın geldisinin 23 ada 3 parsel sayılı taşınmaz olup 01.09.1988 tarihli kadastro tespit tutanağına göre eski tapu kaydına istinaden Karayolları Genel Müdürlüğü adına tespitin yapıldığı, tespite Hazine’nin itirazı üzerine Abana Kadastro Mahkemesi’nin 1990-111E – 1991-124K sayılı kararı ile davanın reddine karar verilerek 23 ada 3 parsel sayılı taşınmaz olarak Karayolları Genel Müdürlüğü adına hükmen 12.08.1991 tarihinde tescil edildiği, anılan davada kıyı kenar çizgisi araştırması da yapıldığı, anılan taşınmazın 10.06.1994 tarihinde ifrazı ile 23 ada 9, 11 ve dava konusu 10 parsel sayılı taşınmazın oluştuğu, bilirkişilerce 16.06.1978 tarihli idarece tespit edilen kıyı kenar çizgisinin tatbik edildiği anlaşılmaktadır.
Somut olayda, çekişme konusu taşınmazın geldisi olan 23 ada 3 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitine Hazinece itiraz edilmesi üzerine Abana Kadastro Mahkemesi’nin 1990-111E – 1991-124K sayılı kararı ile kıyı kenar çizgisi araştırması yapılmak suretiyle itirazın reddine karar verilerek ve kararın kesinleşerek, taşınmazın 12.08.1991 tarihinde hükmen tescil edildiği açıktır. Kadastro Mahkemesince verilen nihai karar eldeki dava bakımından kesin hüküm niteliğindedir.
Hal böyle olunca; Mahkemece, davanın kesin hüküm nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın kabulü ile çekişmeli 23 ada 10 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile kıyıya terkine karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda yazılı nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden, kabulüyle, hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 12.11.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.