YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/12546
KARAR NO : 2019/8749
KARAR TARİHİ : 08.10.2019
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonucunda Mahkemece verilen davanın kabulüne dair kararın davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 27.02.2018 tarihli ve 2017/14126 Esas, 2018/2806 Karar sayılı ilamı ile onanmasına karar verilmişti. Davalı alacaklı vekili tarafından süresinde kararın düzeltilmesi istenmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı üçüncü kişi vekili; borçlu aleyhine yapılan takipte davacıya ait 2007 model HSY marka beton santrali üzerindeki haczin kaldırılmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı alacaklı vekili mahcuzun satılmış olmasına rağmen hala borçluda bulunmasının hayatın olağan akışına uygun olmadığını, sunulan dekont ve fatura bedellerinin birbirini doğrulamadığını belirterek, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece; mahcuzun haciz tarihinden önce davacıya satıldığı, bedelinin ödendiği ve ödeme dekontunun ibraz edilerek defterde kayıtlı olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı alacaklı tarafından temyiz edilmiş, Dairemizce hükmün onanmasına karar verilmiş, süresi içinde davalı alacaklı vekili karar düzeltme talebinde bulunmuştur.
Dava, üçüncü kişinin İİK’nin 96 vd maddeleri uyarınca istihkak iddiasının kabulü talebine ilişkindir.
Dava dosyası içindeki bigi, belgeler üzerinde yapılan incelemede; haciz mahallinde 17.02.2010 tarihinde aynı takip dosyasında aynı yerde aynı mahcuza ilişkin haciz yapılarak süresinde satış istenmediğinden haczin düştüğü, davaya konu haczin yenilemeden sonra 22.12.2011 tarihinde yapıldığı anlaşılmıştır. Davacı üçüncü kişinin mahcuzu satın aldığına ilişkin sunduğu ödeme dekontu ve fatura 21.02.2011 tarihine ilişkin olup davaya konu hacizden önceki tarihli olsa da, 17.02.2010 tarihli ilk hacizden sonra düzenlenmiştir. Davacı üçüncü kişi mahcuzun borçlunun sicil adresi olan haciz mahallinde bulunma sebebine ilişkin olarak yılsonuna kadar borçluda kalması konusunda anlaşma yaptıklarını bildirerek, istihkak iddiasında bulunmuştur. Her ne kadar mahcuzun satış bedelinin üçüncü kişi tarafından borçluya ödendiğine ilişkin dekont ve borçlunun düzenlediği fatura borçlu ve üçüncü kişinin defterlerinde kayıtlı olduğu bilirkişi raporu ile tespit edilmiş ise de; borcun dayanağı 10.01.2009 tarihli bononun tanzim tarihinden hatta ilk hacizden sonra satışın gerçekleşmiş olması, satışa rağmen mahcuzun haciz tarihinde, hala borçlunun adresinde bulunmasının nedeni üzerinde alacaklının muvazaa iddiasında bulunmasına rağmen mahkemece yeterince araştırma yapılmaksızın karar verilmiştir.
Mahcuzun bulunduğu yerde inşaat ve makine mühendisi eşliğinde keşif yapılarak borçlunun işinin ve işyerinin niteliği gereği mahcuzun haciz adresinde fiilen kullanımının mümkün olup olmadığı, mahcuz bulunmadığı takdirde faaliyetin devam edip edemeyeceğinin belirlenmesi hususunda bilirkişilerden rapor düzenlenmesi istenerek, haciz mahallinde mahcuz kullanılıyor ise buna ilişkin varsa belgeler taraflardan istendikten sonra, borcun doğum tarihinden sonra bedeli davacı tarafından ödenerek satın alınan mahcuzun uzun süre borçlu elinde bırakılmasının hayatın olağan akışına uygun olmadığı kanaatine varıldığı takdirde davanın reddine, aksi takdirde davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, Mahkemece eksik inceleme ve araştırma ile karar verilmiş olduğundan davalı alacaklı vekilinin karar düzeltme talebinin kabulü ile Dairemizin onama kararı açıklanan nedenlerle kaldırılarak hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Davalı alacaklı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile; Dairemizin 27.02.2018 tarihli ve 2017/14126 Esas 2018/2806 Karar sayılı onama kararının kaldırılmasına, hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle İİK’nin 366 ve 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde geri verilmesine 08.10.2019 gününde oy birliğiyle karar verildi.