YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/13223
KARAR NO : 2018/19082
KARAR TARİHİ : 22.11.2018
MAHKEMESİ : Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı vekili, dava konusu 852 ve 853 parsel sayılı taşınmazlar hakkında acele kamulaştırma kararı alındığını, vekil edeni tarafından daha önce açılan davada taşınmazlar üzerindeki evin davacıya ait olduğunun tespitine karar verildiğini ancak evin müştemilatları yönünden karar verilmediğini ileri sürerek dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan ahır, garaj, kömürlük, sundurma, merdiven ve ekmek evinin davacıya ait olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalılar davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.
Mahkemece, davacı asil keşifte alınan beyanında davasından feragat ettiğini bildirdiğinden davanın feragat nedeni ile reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava; muhdesat tespiti isteğine ilişkindir.
Her ne kadar, Mahkemece, davacının 13.9.2013 tarihli keşifte 852 parsel yönünden talebinin olmadığını bildirdiği, 26.1.2015 tarihinde yapılan keşifte de davayı yanlış açtıklarını, … Esas sayılı dosyada evin bedelinin ödenmesine karar verildiğini, yanlış anlama nedeni ile bu davanın açıldığını, beyan ederek davadan feragat edip tedbirin kaldırılmasını talep ettiğinden feragat nedeniyle davanın reddine karar verilmiş ise de, Mahkemenin bu görüşüne katılma olanağı bulunmamaktadır.
Davaya son veren taraf işlemlerinden olan feragat, kabul ve sulh, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 307 ilâ 315’inci maddeleri arasında düzenlenmiştir. Tasarruf ilkesinin bir sonucu olarak taraflar, davaya son veren taraf işlemlerini hüküm kesinleşinceye kadar yapabilirler. Bir başka ifade ile taraflar davayı kabul ederek ya da davadan feragat ederek veya sulh olarak yargılamanın her aşamasında ve hatta kanun yolları aşamasında herhangi bir hükme gerek kalmaksızın davayı sona erdirebilirler.
Feragatin yapılması kural olarak şekle tabi değildir. Ancak 6100 sayılı HMK’nin 154’üncü maddesinin üçüncü fıkrasının (ç) bendinde “ “……..(3) Aşağıdaki hususlar mutlak olarak tutanağa yazılır: …….ç) Beyanda bulunana okunmak ve imzası alınmak kaydıyla ikrar, yeminin edası, davanın geri alınmasına muvafakat, davadan feragat, davayı kabule ilişkin beyanlar ve sulh müzakereleri ile sonucu” hükmüne yer verilmiş, tutanağa yazılacak olan feragat beyanı için bir geçerlilik şartı öngörülmüştür. Buna göre mahkeme huzurunda feragat edildiği bildirildiği takdirde, bu sözlü beyanın tutanağa geçirilerek feragat eden tarafa okunması ve imzalattırılması gerekmektedir.
Açıklanan hukuki olgular ışığında somut olaya gelince; davacı tarafın 26.1.2015 tarihli keşifte “…arsa üzerindeki yapıların benim olduğunun tespitini istiyoruz, davayı yanlış açmışız, … Esas sayılı dosyada Mahkemece bana ait olduğu tespit edilen evin değerinin tarafıma ödenmesine karar verilmiş, ancak yanlış anlama nedeniyle buraya ayrıca dava açılmıştır. Bu nedenle davamdan feragat ediyorum.tedbirin kaldırılmasını talep ederim ” şeklinde beyanda bulunduğu hususu tutanak altına alınmış ise de, davacının bu beyanının kendisine okunduğuna dair tutanak içeriğinde bir kayıt olmadığı gibi, beyanın hemen altında davacının imzası bulunmayıp, keşif tutanağının sonuna imza attırılmıştır. Hal böyle olunca, davacının beyanının geçerli bir feragat beyanı olarak değerlendirilmesi doğru değildir.
O halde Mahkemece, iddia ve savunma doğrultusunda toplanmış ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre işin esası ile ilgili bir hüküm kurulması gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulüyle, usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 22.11.2018 tarihinde oybirliği ile karar verildi.