YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/13272
KARAR NO : 2021/1923
KARAR TARİHİ : 04.03.2021
DAVA TÜRÜ : Muhdesatın Tespiti
MAHKEMESİ : İskenderun 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda İskenderun 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 19.12.2017 tarihli ve 2016/211 Esas, 2017/985 Karar sayılı kararıyla davanın kabulüne karar verilmiş, Mahkeme hükmüne karşı davalılar ve dahili davalı Hazine vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Adana Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesince istinaf başvurularının kabulü ile İskenderun 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 19.12.2017 tarihli ve 2016/211 Esas, 2017/985 Karar sayılı kararının HMK’nin 353/1-b-2. maddesi uyarınca kaldırılmasına, davacının davasının reddine şeklinde hüküm kurulmuş olup, bu kez davacı ve dahili davalı Hazine vekillerinin Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyizi üzerine Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili, muris …’e ait, kayden Hazine’nin malik olduğu dava konusu taşınmazdaki binanın ikinci katının müvekkilince inşa edildiğini, kentsel dönüşüm çalışması bulunduğunu ileri sürerek tespit talebinde bulunmuştur.
Davalı ve dahili davalı Hazine vekilleri, davanın reddini savunmuştur.
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonucunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup, karara karşı davalılar ve dahili davalı Hazine vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuş, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 6.Hukuk Dairesince istinaf talebinde bulunan davalılar vekili ile Hazine vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İskenderun 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 19.12.2017 tarihli ve 2016/211 Esas, 2017/985 Karar sayılı kararının HMK’nin 353/1-b-2. maddesi uyarınca kaldırılmasına, davacının davasının reddine karar verilmiş; hüküm, davacı ve dahili davalı Hazine vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime aittir (6100 Sayılı HMK mad.33). İddianın ileri sürülüş şekline göre dava, muhdesatın tespiti isteğine ilişkindir.
1. Dosya muhtevasına , dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Dahili davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarına gelince; Bölge Adliye Mahkemesi tarafından istinaf istemiyle önüne gelen dosya ve karar bir bütün olarak değerlendirilerek, HMK’nin 353/1-b maddesinde yer alan “b) Aşağıdaki durumlarda davanın esasıyla ilgili olarak; 1) İncelenen mahkeme kararının usul veya esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığı takdirde başvurunun esastan reddine, 2) Yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında, 3) Yargılamada bulunan eksiklikler duruşma yapılmaksızın tamamlanacak nitelikte ise bunların tamamlanmasından sonra yeniden esas hakkında, duruşma yapılmadan karar verilir.” düzenlemesi uyarınca, davanın hangi kısmı ile ilgili olursa olsun, istinaf isteminin kısmen bile kabulüne karar verilecek olsa dahi, şayet yeniden hüküm kurulacak ise, ilk derece mahkemesi kararının tamamen kaldırılması ve tüm hükümlerin yeniden kurulması gerekir. Aksi halde, aynı dosyada infazı kabil birden fazla kararın ortaya çıkması tehlikesine ve HMK’nin 297. ile 359. maddelerine aykırı olarak infazda tereddüte sebebiyet verilebilecektir. Keza, ilk derece mahkemesi kararı hakkında kısmen esastan ret, kısmen kabul verilip, sadece kabul olunan kısım yönünden kararın kaldırıldığı hallerde, böyle bir kararın bozulması durumunda bozma sonrası davaya bakacak mahkeme konusunda da belirsizlik ortaya çıkabilecektir.
Bu nedenle, somut olayda, dava konusu taşınmazın kayden maliki olan ve yasal hasım durumunda olan Hazine davaya dahil edilmiş olup, dahili davalı Hazine’nin de davada kendisini vekille temsil ettirdiği göz önünde bulundurularak hüküm fıkrasının 6 no’lu bendinde: “Davalılar kendilerini bir vekille temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca belirlenen 4.447,00 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine…” yerine, “Davalılar ve dahili davalı Hazine kendilerini bir vekille temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca belirlenen 4.447,00 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara ve dahili davalıya verilmesine…” şeklinde hüküm tesis edilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde karar verilmiş olsa da bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerektiği sonucuna varılmıştır.
SONUÇ : Dahili davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları yukarıda (2) no’lu bentte gösterilen sebeple yerinde görüldüğünden kabulü ile temyiz edilen Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının 6 no’lu bendinin hükümden çıkartılmasına, bunun yerine 6 nolu bent olarak: “Davalılar ve dahili davalı Hazine kendilerini bir vekille temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 4.447,00 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara ve dahili davalıya verilmesine…” cümlesinin yazılmasına, hükmün 6100 sayılı HMK’nin 370/2 maddesi gereğince düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, davacı vekilinin temyiz itirazlarının (1) no’lu bentte yazılı nedenlerle reddine, dosyanın Adana Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesine, karardan bir suretinin de İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 2588 sayılı Kanunla eklenen 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 13/j maddesi uyarınca Hazineden harç alınmasına mahal olmadığına, peşin harcın istek halinde davacıya iadesine 04.03.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.