Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2018/13782 E. 2018/16503 K. 01.10.2018 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/13782
KARAR NO : 2018/16503
KARAR TARİHİ : 01.10.2018

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR

Davacı 3.kişi vekili, hacze konu malların davacıya ait olup faturaların ibraz edildiğini, davacının şahıs firması olarak,……… ünvanı ile kurularak faaliyetine devam ettiğini, daha sonra ……cılık sektöründe herkesçe tanınan …… San ve Tic. Ltd. Şti. markası olan “…” ünvanını borçlu şirketten kiralama yoluna gidildiğini, davacının söz konusu şirket ile marka ismini kiralamak dışında herhangi bir münasebeti bulunmadığını açıklayarak davanın kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, davacı 3. kişinin, borçlu firma sahibi …… Özak’ın borçlardan kaçmak için muvazalı olarak boşandığı eşi olduğunu, her zaman düzenlenebilecek ve hiçbir resmi onayı olmayan noter kanalıyla yapılmayan kira sözleşmelerinin istihkak davalarında geçerliliği olmadığını, dosyaya sunulan faturaların hacze konu mallarla ilgili olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, bilirkişi raporunda dava konusu eşyaların davacıya ait olduğunun belirlendiği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş, karar davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK’nin 96. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.
Davacı taraf, ……cılık sektöründe tanınan “…” markasının borçlu şirketten kiralanması dışında boçlu ile ilişkisi olmadığını iddia etmekte ise de, 3.kişi ile arasında borcun doğumundan sonra hatta dayanak takip tarihinden 2 gün önce 20.1.2013 tarihinde yapılan marka lisans sözleşmesinin adi yazılı yapılmış olması, “…” markasının kullanım hakkının 10 yıllığına aylık 500,00 TL gibi düşük bir ücret karşılığında 3.kişiye verilmesi, anılan sözleşme bedelinin peşin alındığına dair düzenlenen adi yazılı belgeye dayanılması, 3.kişinin borcun doğumundan sonra haciz adresinde faaliyete başlaması, davacı 3.kişi tarafından sunulan faturalar borcun doğumundan sonraya ait olduğu gibi hacze konu makineye ilişkin faturanın olmaması, bilgisayarlara ilişkin sunulan faturanın ayırt edici özelliğinin bulunmaması ve sayı olarak uyumlu olmaması, borçlu ile 3.kişi şirketin faaliyet alanının aynı olması bir arada düşünüldüğünde davacı 3. kişi şirket ile borçlu arasında, alacaklıdan mal kaçırmaya yönelik danışıklı işlemler yapıldığının kabulü ile davanın reddine karar verilmesi gerekirken, kabulüne karar verilmesi hatalı olmuştur.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün İİK’nin 366 ve HUMK’un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca İİK’nin 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 01.10.2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.