YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/13885
KARAR NO : 2021/3067
KARAR TARİHİ : 01.04.2021
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : Muhdesatın Tespiti, Tazminat
İLK DERECE
MAHKEMESİ : Kuşadası 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Kuşadası 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 30.11.2017 tarihli ve 2014/512 Esas, 2017/853 Karar sayılı kararıyla davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiş, Mahkeme hükmüne karşı taraf vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesince davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak, davanın reddine şeklinde hüküm kurulmuş olup, bu kez davacılar vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyizi üzerine Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar vekili, müvekkillerinin Hazine adına kayıtlı 141 parsel sayılı taşınmazı 35 yılı aşkın bir süredir kullandıklarını, taşınmaz üzerinde bulunan yaklaşık 35 yaşlarındaki zeytin, incir, badem ağaçlarının yanı sıra mevcut tüm meyve ağaçlarının sahipleri olduklarını, taşınmazın bir bölümünün davalı Üniversiteye tahsis edildiğini, tahsis neticesinde üniversiteye bağlı Turizm Otelcilik Yüksekokulu yapımı için inşaata başlandığını, müvekkillerinin sahibi olduğu zeytin ve meyve ağaçlarının bir kısmının kesildiğini, geriye kalan ağaçların bakımını yapmak isteyen müvekkillerinin zorlukla karşılaştığını, ağaçların ürünlerini toplayamadıklarını öne sürerek 141 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan ağaçların mülkiyetinin müvekkillerine ait olduğunun tespitine, davalılar tarafından ağaçlara verilen zararın tespiti ile tespit edilecek bedelin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, ağaçların bakımı, gözetilmesi ve ürünlerinin toplanmasına engel olunması halinde ise tüm ağaçların bedellerinin tespiti ile tespit edilecek bedelin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 29.11.2017 tarihli ıslah dilekçesi ile ağaçların toplam bedeli ve ağaçların levazım bedelinin toplamı olan 68.167 TL’nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Üniversite vekili, 2003 yılında müvekkili Üniversiteye tahsis edilen taşınmazın 2008 yılında teslim edildiğini, 03.11.2006 tarihli protokol uyarınca üzerinde Yüksekokul binası yapıldığını ve 2008-2009 eğitim-öğretim yılından itibaren okulun faaliyete başladığını, bu tarihten itibaren zamanaşımı süresi içerisinde talepte bulunulmadığını, Hazine ile davacılar arasında bir çok defa niza doğduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Davalı Hazine vekili, davacıların işgalci olup yasa dışı dikilen ağaçlar nedeni ile davacıların talepte bulunma haklarının olmadığını açıklayarak davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, dava konusu taşınmaz üzerinde yer alan ağaçların davacılar tarafından dikilip yetiştirildiğinin tanık beyanları ile ispatlandığı, kesilen ağaçlar yönünden zarar talebinin ise ispatlanamadığı gerekçesi ile bilirkişi raporlarında A-B-C harfleri ile gösterilen taşınmaz bölümleri üzerinde yer alan ağaçların davacılar tarafından meydana getirildiğinin tespitine, maddi tazminat taleplerinin reddine, karar verilmiş; hükme karşı taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, her ne kadar dava konusu taşınmazlar üzerindeki ağaçların davacılar tarafından yetiştirildiğinin tespiti ile kesilen ağaçlar sebebiyle uğranılan zararın tespiti talep edilmiş ise de, taraflar arasında dava konusu edilen taşınmazlarla ilgili açılmış ortaklığın giderilmesi davası bulunmadığı, taşınmazlar ve muhdesatın kamulaştırmaya konu olduğuna dair herhangi bir iddia, savunma, bilgi ve belge bulunmadığı, davacıların, davaya konu ağaçların bedeline yönelik taleplerinin bulunmadığı, koşullarının varlığı halinde, alacak talepli eda davası açabilecekleri ve bu davada öne sürülen iddiaların o davada tartışılacağı gerekçesi ile davacılar vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davalılar vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile, İlk Derece Mahkemesi kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmiş; hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime aittir (6100 sayılı HMK mad. 33). İddianın ileri sürülüş şekline ve dosya içeriğine göre dava, haksız eylem nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.
Her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesince dava tespit davası olarak (muhdesat tespiti ve zarar tespiti) olarak nitelendirilmiş ise de, davacılar vekilince dava dilekçesinde muhdesat tespiti ve tazminat isteminde bulunulduğu, haksız eyleme dayalı eda davasının tespit isteğini de içerdiği, başka bir ifade ile muhdesat tespitine ilişkin talep, tazminat davası içerisinde eridiğinden Bölge Adliye Mahkemesinin hukuki nitelendirmesine katılma olanağı bulunmamaktadır.
O halde, davacıların talebi Türk Borçlar Kanunu’nun “haksız fiil”e ilişkin 49 vd. (eBK mad. 41 vd.) maddelerine ilişkin hükümleri kapsamında tartışılıp değerlendirilmesi gerekirken, yasanın ve davanın yanlış yorumlanması sonucunda yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulüyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nin 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HMK’nin 373/2. maddesi gereğince dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine, karardan bir suretin de İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 01.04.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.