Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2018/14191 E. 2019/8687 K. 08.10.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/14191
KARAR NO : 2019/8687
KARAR TARİHİ : 08.10.2019

MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali Tescil Olmadığı Takdirde Katkı Payı Alacağı

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada bozma sonrası yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiş olup, hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtayca incelenmesi davacı vekili, duruşmasız olarak davalı vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 08/10/2019 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden gelmedi. Karşı taraftan temyiz eden davalı … bizzat geldi. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanın sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı … Kaya vekili, 296 parselde kayıtlı taşınmazın tapuda davacının babasına ait iken bağış yoluyla davacı adına tescil edildiğini, daha sonra davalı eşin işyerinde teminat olarak kullanması gerektiğinden davacının taşınmazı bedelsiz olarak tapuda davalıya devrettiğini, arsa olarak satın alınan taşınmazın üzerine daha sonra bina yaptırılmak suretiyle bugünkü haline getirildiğini, arsa alımı ve bina yaptırılmasında davalının hiçbir katkısının bulunmadığını açıklayarak, taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı adına tescilini, bu talep yerinde görülmediği takdirde belirlenecek katkı payı alacağının faiziyle davalıdan tahsilini talep etmiş, dava değerini fazlaya dair haklar saklı kalmak kaydıyla 10.000,00 TL olarak bildirmiştir. Davacı vekili, harcını yatırmak suretiyle sundukları 28.11.2016 tarihli dilekçeyle taleplerini tapu iptal ve tescil olmadığı takdirde fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 300.000,00 TL alacağın faiziyle tahsili olarak açıklamıştır.
Davalı … vekili, davacı ve davalının yurtdışında yaşıyor olmalarından dolayı arsa alım ve bina yapım işleriyle Türkiye’de bulunan davacının babasının ilgilendiğini, taşınmazın gerek arsa alımında gerek bina yapımındaki paraların yurtdışından davalı tarafından gönderildiğini ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, verilen ilk kararda, davanın, davalının evlilik birliğinde edinilen şahsi malda diğer eşin katkı payı karşılığı tapu kaydının iptali ve tescili davası olduğu, taşınmazın … yargı sınırları içerisinde tapuda kayıtlı ve davanın gayrimenkulün aynına ilişkin olması nedeniyle HUMK’un 13.maddesindeki kesin yetki kuralı ve Aile Hukukundan kaynaklanan ihtilaf olması nedeniyle davanın … mahkemesinde görülmesi gerektiğinden mahkemenin yetkisizliğine, dava dilekçesinin yetki yönünden reddine ve karar kesinleştiğinde talep halinde dosyanın … Nöbetçi Aile Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Davacı vekili tarafından temyiz itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde Dairenin 2011/6744 Esas ve 2011/6654 Karar sayılı ilamında, yetki itirazının ilk itirazlardan olduğuna, davalı yanın 10 günlük cevap süresi içinde süresinde yetki itirazında bulunmadığına, yetki itirazının reddi ile davaya devam edilmesi gerektiğine işaret edilerek hüküm bozulmuştur.
Bozma sonrası yapılan yargılama neticesinde Mahkemece davacının katkı payı alacağı davasının kısmen kabulüne, 130.350,00 TL’ nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, tapu iptal ve tescil talebinin reddine karar verilmiştir. Hüküm, süresi içerisinde davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve uyulan bozma ilâmında açıklandığı üzere işlem yapılıp sonucu dairesinde hüküm tesis edildiğine göre davacı vekilinin tüm ve davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince;
a. Dosya kapsamı incelendiğinde, dava konusu taşınmazda gerçekleştirilen üçüncü keşif sonucu düzenlenen 12.10.2015 tarihli teknik bilirkişi heyeti raporunda geçen dava tarihi itibariyle 395.700,00 TL değerin davacı lehine katkı payı alacağı hesabı yapılırken hükme esas alındığı anlaşılmaktadır. Ne var ki, taşınmazda yapılan ilk keşif neticesinde tanzim edilen 12.12.2013 tarihli teknik bilirkişi heyeti raporunda dava tarihi itibariyle 218.769,60 TL değer tespit edildiği, bu rapora yönelik davacı vekilinin 27/03/2014 tarihli 11. celsede alınan beyanında rapora karşı bir diyecekleri olmadığını beyan ettiği ve bu beyan nedeniyle raporda belirlenen dava tarihi itibariyle 218.769,60 TL değerin davalı yararına usuli kazanılmış hak oluşturduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece, davacı tarafça itiraz edilmeyerek davalı lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu gözden kaçırılarak, 12.12.2013 tarihli rapor yerine 12.10.2015 tarihli son raporda belirlenen değer üzerinden katkı payı alacağının hüküm altına alınması hatalıdır.
b. Somut olayda talep, 743 sayılı TKM’nin 170. maddesi uyarınca mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu dönemde edinilen mallardan kaynaklanan katkı payı alacağına ilişkin olup, davacı taraf dava dilekçesinde dava değerini 10.000,00 TL olarak bildirmiş, 28.11.2016 tarihli dilekçeyle talep miktarını 300.000,00 TL olarak açıklamıştır. Mahkemece, davacı lehine hükmedilen alacağın 10.000,00 TL’lik kısmına 13.04.2009 dava tarihinden, bakiye kısma ise 28.11.2016 tarihinden itibaren faiz başlatılması gerekirken yazılı şekilde faiz başlangıcının tüm alacak miktarı yönünden dava tarihinden başlatılması usul ve yasaya aykırı olmuştur
Mahkemece, açıklanan yönlerden eksiklik ve hatalar giderildikten sonra karar verilmek üzere hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (2-a) ve (2-b) nolu bentlerde gösterilen nedenlerle davalı vekilinin yazılı temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalı vekilinin yargılama giderlerine yönelik temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, davacı vekilinin tüm ve davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının yukarıda (1). bentte gösterilen nedenle reddine, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 44,40 TL onama harcının peşin harçtan mahsubu ile artan 65,50 TL’nin temyiz edene davacıya iadesine, peşin harcın istek halinde davalıya iadesine, 08.10.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.