YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/14512
KARAR NO : 2020/3455
KARAR TARİHİ : 15.06.2020
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tahliye
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup, hükmün davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, … ….Toki Konutları 1. Etap F 21/A adresinde bulunan kapıcı dairesinin davalıya geçici olarak, uydu sisteminin ve diğer tadilatların yapılması süresince malzemelerini koymak ve muhafaza etmek için verildiğini ancak verilen süre dolmasına rağmen, davalının söz konusu kapıcı dairesini tahliye etmediğini belirterek, davalının söz konusu yerden tahliyesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı, söz konusu yerde kendisine ait herhangi bir eşyanın olmadığını, uydu sistemlerini de yapmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulü ile davalının fuzuli şagil sıfatı ile işgal ettiği kapıcı dairesinden tahliyesine, karar verilmiş olup; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, mülkiyet hakkına dayalı elatmanın önlenmesi talebine ilişkindir.
Dosya kapsamı ve toplanan deliller çerçevesinde taraflar arasında herhangi bir kira ilişkisi olmadığı gibi, taraflar arasında bir kira ilişkisi olduğu yönünde herhangi bir iddia da bulunmamaktadır.
Olayları anlatmak taraflara, hukuki nitelendirmeyi yapmak ise, HMK’nin 25, 26, 31 ve 33. maddeleri (1086 sayılı HUMK’un 74, 75 ve 76. maddeleri) gereğince, hakime aittir. Açıklanan bu ilke ışığında dava dilekçesinde yer alan talebin, davalının dava konusu kapıcı dairesine yönelik elatmasının önlenmesi istemine ilişkin olduğu açıktır.
01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı HMK’nin Sulh Hukuk Mahkemelerinin görevini düzenleyen 4. maddesinin 1/a bendi “kiralanan taşınmazların İcra ve İflas Kanunu’na göre ilamsız icra yolu ile tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dahil tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davalar Sulh Hukuk Mahkemesinin görevine girmektedir.” şeklindedir.
HMK’nin 2. maddesinde ise; “Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir. Bu Kanunda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesi diğer dava ve işler bakımından da görevlidir” düzenlemesi getirilmiştir.
Görev, kamu düzenine ilişkin olmakla yargılamanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden göz önünde bulundurulur.
Hal böyle olunca; Sulh Hukuk Mahkemesince görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, işin esasına girilmiş olması doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazı yerinde görüldüğünden kabulüyle, hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, HUMK’un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 15.06.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.